Yeşilçam’a Hayat Veren Romanlar

MALKOÇOĞLU KRALLARA KARŞI (1967)

Şenay Tanrıvermiş

Yalçın Özgül
ana logo

  yalcinozgul@gmail.com

 

Malkoçoğulları, adı Malkoç Bey olan ve 1389 yılında 1.Kosova savaşında sağ cenah okçu kumandanı ol arak savaşmış, 1. Murat ile Yıldırım Beyazıt zamanında Balkan ülkelerine yapılan akınlarda görev yapmış, Türkmen kökenli bir akıncı beyinin soyundan gelen aile mensuplarına verilen isimdir. Malkoçoğulları 14. 15. ve 16. yüzyıllarda Fatih Sultan Mehmet ve II.Beyazıt devirlerinde yaşamış ve özellikle Rumeli‘de yaptıkları başarılı akınlarla tanınmışlardır. Malkoçoğlu ailesi 1300 lü yıllardan başlayarak genş bir aile ağacı olarak günümüze kadar süregelmiş köklü bir sülaledir.

Malkoçoğulları

Malkoç Bey‘in oğullarından Malkoçoğlu Mustafa Bey, ilk olarak 1389 yılında 1.Kosova savaşında babası Malkoç beyin sağ cenahta savaştığı orduda, sol cenah okçu komutanı olarak görev yaparak adını duyurmuştur . 1400 yılında Timur‘un Sivas’ı kuşatmasında 3.000 kişiyle 200.000 kişilik Timur ordusuna karşı kaleyi 18 gün yiğitçe savunan ve açlık ve susuzluğa dayanamayıp canlarının bağışlanacağı Timur tarafından söz verilir ve kaleyi teslim etmek zorunda kalır. Fakat Timur sözünde durmayıp kale teslim edildikten sonra bütün askerlerle beraber Malkoçoğlu Mustafa Bey‘i de şehit etmiştir,

Malkoç Bey’in diğer oğlu Malkoçoğlu Mehmet Bey’in, Rumeli’nin fethinde babası Malkoç Bey ile beraber görev yaptığı düşünülmektedir. Türbesi Gebze‘de olup 1385 yılında vefat ettiği bilinmektedir. Malkoç Bey’in büyük çocuğu Mustafa Bey’in oğlu Malkoçoğlu Hamza Bey (Malkoç Beyin Torunu) Fatih Sultan Mehmet döneminde Niğbolu sancakbeyi olarak görev yaptığı sırada 1461 yılında Eflak Voyvodası tarafından şehit edildiği bilinmektedir.

1461 yılında şehit edilen Malkoçoğlu Hamza Bey, Malkoçoğlu Damat Yahya Paşa ve Malkoçoğlu Bali Paşanın babasıdır. Malkoçoğlu Bali Bey, Fatih Sultan Mehmed’in kurdurmuş olduğu, Enderun-ı Hümayün adlı Saray Üniversitesinde yetişen meşhur akıncı beyidir.

Sultan ikinci Beyazıd Han devrinde Silistre Beylerbeyliği yaptı. Cesur, sadık ve kabiliyetli bir kumandandı. Pek çok ve büyük hizmetlerde bulundu.Kendisi Silistre Beylerbeyi bulunduğu sıralarda isyan eden Eflak Voyvodasına karşı gönderilen Osmanlı ordusunda yararlıklar gösterdi. Yine aynı beylerbeyliği sırasında Macaristan’a ordu sevk ederek Varadin Kalesi ile diğer pek çok yeri zapt etti. Daha sonra Prut Nehrini geçerek Akkerman Kalesini ele geçirmek isteyen Buğdan Voyvodasını ordusu ile hezimete uğrattı. 1498 yılında 40.000 kişilik ordusu ile Lehistan üzerine akınlar yaparak Varşova’ya kadar uzanmış ve büyük bir zafer kazanmıştı. Bu akınları sırasında tam 10.000 esir ve pek çok harp ganimeti ile dönmüştü.

Bu ganimet ve esirlerden bir kısmını seçerek, Kethüdası Mustafa Bey ile Sultan ikinci Bayezid’a gönderdi. Oğulları Ali ve Tur Ali Beyler de kendisi gibi cesur, silahşör ve kahraman idiler. Büyük oğlu Ali Bey, Sofya Sancakbeyliği yaptı. Küçük oğlu Tur Ali Bey ise, babasından sonra Silistre Sancakbeyliği hizmetinde bulundu.
işte Malkoçoğlu sülalesinden gelen Bali Bey’in oğlu Tur Ali Bey, romanımızda adı geçen ve adına film çekilen Malkoçoğlu Tur Ali’dir.

(kyn: malkocoglusulalesi.blogspot.com/2009/03/sabri-malkoc.html)

Malkoçoğlu, 26 Ekim 1964’de, Cumhuriyet Gazetesi’nde yayına başlar ve bir Malkoçoğlu fırtınası patlar. Bu ilk macera isimsizdir. Ama daha sonra, “Dağlar Kralı” adıyla tekrar yayınlanır.

Malkoçoğlu, oldukça özgün, tereddütsüz çizgisi ve sinematografik kurgusuyla da göze çarpar. Malkoçoğlu, karakter yapısıyla tam bir görev adamıdır. Öncelikle aldığı görevi inceleyip analız eden Malkoçoğlu‘na hemen hemen tüm maceralarında yaşlı akıncı Ejder ve müthiş at Karakız eşlik eder. Ejder, serinin komedi unsuru olarak da kullanılır.

Malkoçoğlu tipi, gerek fiziği, gerekse bildiği çok sayıda yabancı dille pek Türk’e benzemez. Bu yüzden de çoğu insan onu “sinyor” diye çağırır. Son ana kadar kimliğini gizler, Türk düşmanı görünebilir. Sonuca ulaşana kadar ne gerekiyorsa yapar.

Malkoçoğlu’nun gördüğü ilgi, filmleri de peşinden getirir. Toplam yedi Malkoçoğlu filmi çekilir; ―Malkoçoğlu ―Malkoçoğlu Krallara Karşı ―Malkoçoğlu Kara Korsan ―Malkoçoğlu Akıncılar Geliyor ―Malkoçoğlu Ölüm Fedailer, ―Malkoçoğlu Cem Sultan― ve ―Malkoçoğlu Kurt Bey Malkoçoğlu ile ilgili açıklamaya (öğretiye) yer verdikten sonra, Sırası geldi konumuz olan ―Malkoçoğlu Krallara Kaşı filmine:

Filmin kadrosu, diğer Malkoçoğlu filmleriyle aynı. Yönetmenliğini Süreyya Duru yapmış. Yapımcı ise baba Naci Duru. Senaryo ise Bülent Oran ve Remzi Jöntürk‘e ait. Kamerada Mahmut Demir var.
Bu film; kahramanımız Cüneyt Arkın‘ı ilk kez ―Kazıklı Voyvoda ― ile karşı karşıya getiren bir filmdir.
Malkoçoğlu Ali Bey, Mora seferi dönüşünde köyünün yakılıp yıkıldığını, karısı ve adamlarının öldürüldüğünü görür. Kazıklı Voyvoda’dan intikamını almak ve kaçırdığı oğlunu kurtarmak için Ejder’le yola çıkar. Bir esir pazarında gördüğü bir kızı almaya çalışır. Bu kız aslında bir prensestir. Fakat prenses kaçırılır. Malkoçoğlu ve Ejder tuzağa düşürülüp esir edilir. Burada bilmeden oğluyla dövüştürülür ama son anda anlar kurtarılan Türk esirlerle voyvoda öldürülür. Türündeki anlatımından da anlaşılacağına göre Malkoçoğlu serisi olarak çekilen 7 filmde konular birbirine girift olarak yer almaktadır.

Bu serinin değişmeyen oyuncu kadrosundaki tek insan Malkoçoğlu rolünde Cüneyt Arkın‘dır. Görev alan diğer oyuncular ise; Sezer Güvenirgil (Prenses Yolanda), Yıldırım Gencer (Vlad Çepeş), Yılmaz Köksal (Ejder), Kaan Batur, Leman Öztürk, Atila Sarar, Remzi Jöntürk, Ahmet Turgutlu (Esir Tüccarı), Behçet Nacar (Rahip), Kamer Baba (Büyücü), Lütfü Engin (Zindancı), Baykal Kent, Süheyl Eğriboz, Hikmet Gül, Adnan Mersinli, Meral Kurtuluş, Erdoğan Seren, Murat Düzer,

Voyvoda III. Vlad Tepeş (Mart 1431–Aralık 1476), Kont Drakula ya da Kazıklı Voyvoda 1448, 1456-1462 yılları arası ve 1476 yıllarında Eflak beyliğinin voyvodası (prens) idi.
Voyvoda III. Vlad düşmanlarını (özellikle esir aldığı Osmanlı askerlerini) kazıklara çakarak işkenceyle öldürmesiyle tarihe geçmiştir. Sonradan Bram Stoker’ın Drakula romanına ve Drakula filmlerine konu olmuştur.

Osmanlılar’a yenilen Vlad’ın babası onu rehin olarak Osmanlılar’a vermişti. 1442-1448 yıllarını Osmanlılar’ın elinde tutsak olarak yaşadı. 1448’de İkinci Kosova Savaşı sonrasında Osmanlı desteğiyle Eflak’ın başına geçme girişiminde bulundu, ancak kısa bir süre sonra Macaristan tarafından desteklenen Eflak voyvodası II. Vladislav tarafından yenilgiye uğratıldı ve Boğdan’a sürgüne gitti. Erdel beyi János Hunyadi (Hunyadi Yanoş) 1456’da Belgrad şehrini Osmanlı kuşatmasına karşı savunmaya giderken Vlad’ın komutasına güney Erdel’in savunmasını sağlamak için bir ordu verdi. Bu durumdan faydalanan Vlad Eflak’a bir sefer düzenledi ve II. Vladislav’ı öldürerek III. Vlad adıyla Eflak voyvodası oldu.Bu görevi 1456’dan 1462’ye değin sürdürdü.

Bu tarihler arasında rakiplerini çeşitli yöntemlerle cezalandırdı ve idam etti; bu yöntemler arasında en ünlüsü olan “kazığa geçirme”, ölümünden sonra kendisine “Kazıklı Vlad” (Vlad Ţepeş) adının verilmesine neden olacaktı.(Kazığa geçirilenlerin kanlarını fıçılarda toplatıp şarap gibi içtiğine dair söylentiler daha sonra onun bir vampir olduğu efsanesi’ni yarattı.) Voyvoda 1459 yılından itibaren Osmanlı İmparatorluğu’na vergi ödemeyi reddetti ve Macaristan Krallığı’yla ittifak yaptı. 1460-1461 yılları arasında Tuna nehrini geçerek Sırbistan’a ve Karadeniz kıyısına kadar ilerledi, Bu gelişmeler karşısında Osmanlı ordusu 1462 yılında padişah II. Mehmet komutasında Eflak voyvodasına karşı sefere çıktı. Mahmut Paşa’nın hatıratına göre çok uzun mesafeler boyunca Osmanlı askerleri içilecek bir damla bile su bulamadı. Sıcak dayanılır gibi değildi. Türk askeri Eflak’ın başkenti Târgoviçte’ye ulaştığında Fatih Sultan Mehmet’in gördüğü manzara yaklaşık 5 kilometre boyunca kazıklarla dizili bir alandan geçiyordu.

Alan yaklaşık üç kilometre boyunda bir kilometre enindeydi. Yerde uzun kazıklar dikiliydi. Yaklaşık 20 bin kadar insan erkek, kadın ve çocuk olmak üzere kazığa geçirilmiş durumdaydı. Bu kadar çok insanı kazıkta gören Osmanlı askerinin moralleri bozuldu, aklını kaçıracak duruma geldi. Ancak Osmanlı ordusu 4 Haziran 1462’de Târgovişte kalesini aldı. Vlad, II. Mehmet’e başarısız bir suikast girişiminde bulunduktan sonra kaçtı ancak bulunduğu yerde taş üstünde taş bırakmadı, terk ettiği topraklardaki kuyuları zehirledi, ekinleri yaktı, tüm hayvanları bile öldürttü. Hapishanelerdeki mahkumları, cüzzamlı ve vebalıları salıverdi ve Türklerin arasına karışmaya teşvik etti. Bu şekilde vebalıları salma yöntemini kullanarak, daha önce başvurulmamış bir taktik kullanmıştır.

1462 yılında III. Vlad’ın ordularının yenilmesiyle Eflak yeniden Osmanlı Devleti’ne bağlanmıştı. Vlad Macaristan’a bağlı bir beylik olan Erdel’e kaçarak Macaristan kralı Matthias Corvinus’tan yardım istedi. Ancak Eflak’taki Osmanlı İmparatorluğu’na bağlı yeni yönetimi tanımış olan Macaristan, yardım talebini kabul etmedi. Vlad Matthias Corvinus’un emriyle 1462 yılında tutuklandı ve Buda’ya getirildi. Önce hapsedilen Vlad, daha sonra kral ve ailesiyle iyi ilişkiler kurdu. 1474 yılında sürgün dönemi sona erdi. Bu tarihten itibaren Eflak’ı yeniden ele geçirme planları yaptı. 1476 yılında kuzeni Stefan Cel Mare (Büyük Stefan) ile birlikte Eflak’a döndü ve voyvoda ilan edildi. Aynı yıl 300 askeriyle birlikte yeniden Osmanlı ordularına yenildi. Esir alınan askerleri kazıklara oturtuldu.

Öldürülen III. Vlad’ın kesilen başı öldürüldüğünü ispat etmek için İstanbul’a II. Mehmet’e gönderildi. Vlad’ın bir vampir olduğu rivayeti Almanya, Macaristan ve Rusya’da yayıldı. Buna rağmen Romen halkı onu bir kahraman olarak görmeye devam etti.
Daha sonra Bram Stoker III. Vlad’dan esinlenerek Dracula adlı romanı yazmıştır. Böylece Vlad, meşhur vampir Kont Drakula’ya dönüştü. Drakula’nın şatosu olarak bilinen Şatosu Veliaht Dominic von Habsburg’a Romanya’da törenle 26 Mayıs 2006’da iade edildi. Romanya 1948 yılında şatoya el koymuştu. (kyn: tr.wikipedia.org)

Reklamlar

“MALKOÇOĞLU KRALLARA KARŞI (1967)” için bir yorum

  1. Bu filim Duru ve Jonturk tarafindan ortak yonetilmistir, afistede kredi verilmistir. Yani Jonturk sirf senaristlik yapmamistir..Duru, asistani Jonturku yavas yavas yonetmenlige hazirliyordu bu aralar..

    Beğen

Bir Yanıt bırak

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s