Beyoğlu Sineması, Gözetleme Kulesi, Pelin Esmer ve Siyad

Özel Haber

Beyoğlu Sineması, Halep Pasajına girince karşınıza basamakları inerken mütevazı bir gişeyle çıkıyor. AVM’ler de sinemalar genellikle üst katlarda olduğu için eskisi gibi merdiven inecek olmak karanlık, kasvetli ve en önemlisi havasız sinema günlerini anımsatıyor. Ancak en baştan söyleyelim, hiçte öyle havasız, kasvetli ve can sıkıcı bir sinema ortamı yok Beyoğlu Sineması’nda. Hatta filme gelecek olan arkadaşlardan biri gelmeyince gişeye bileti iade ediyoruz ve sorgusuz sualsiz hemen paramızı güler yüzle vermelerine şaşırıp kalıyoruz. Olacak iş değil yani! Satılan mal geri alınmaz fikrine alışalı o kadar çok yıl geçti ki, masum bir mekana ve iyi insanların iş yaptığı güzel yıllara dönüyoruz sanki. Bir AVM’de asla söz konusu olamayacak bu ilişki iyi filmlerin oynatıldığı, iyi insanların çalıştığı ve sadece bilet satılmadığı, beraberinde güzel şeyler paylaşıldığı bir ortam müjdeliyor.

Neticede film salonuna girdiğinizde yarım saat reklam izlemeden film başlıyor. Üstelik her iki duvarları resimlerle süslü farklı bir salondayız, çaylarımızı 1.5 liraya aldığımız için gülümsüyoruz ve karanlık… Ding dong film başlıyor! Ay bu sesi de unuttuğumuzu bile unutmuşuz diyoruz. Keşke bazı şeyler hiç değişmese hayatta… Üstelik filme girerken Pelin Esmer’i de görüyoruz, film sonrası böylesine değerli bir yönetmenle konuşabileceğimiz için ayrıca heyecanlıyız. Daha ne olsun!

Gözetleme Kulesi ensest bir ilişki nedeniyle yalnızlığa ve çaresizliğe itilen genç bir kızla, ailesini kendi yaptığı bir kazada kaybeden ve kendinden kaçabilmek için dağ başında izole bir yaşamı seçen genç bir adamın hikayesi. Yönetmen ensestten neredeyse hiç bahsetmeden sonuçlarına odaklanıyor ve genç kızın acı, zorluk ve aslında imkansızlık dolu yaşamını yalın bir dille aktarıyor. Tam anlamıyla hüngür şakır ağlatabilecek, hatta yer yer heyecanla sarsabilecek bir ülke gerçeğini gayet mesafeli, süssüz ve sert bir mesafede göstermeyi tercih ediyor yönetmen. Bazen bu mesafe filmle bir özdeşleşme yakalama şansı vermediği için soğuk ve uzak hissettirse de, bazen de belgesel bir film izliyorsunuz duygusu yaratacak kadar gerçekçi bir etki yaratıyor.

Seher gerçekten hamile mi sorusu kafada iyice somutlaşıyor. Olur mu canım böyle doğum derken, Seher’in pek alışılmadık kramp ve sancıları bizi de kaskatı kesiyor. Kısacası Nilay Erdönmez’in muhteşem performansı, Pelin Esmer’in soğuk, mesafeli ve çok gerçekçi kamerasıyla adeta kesin ve net bir realiteye dönüşüveriyor Seher. Aslında çok zorlu, ve karanlık bir iç fırtınanın dalgalanmalarını minimal oyunculuğuyla büyüttükçe büyütüyor oyuncu. Yaşadıkları trajedilerden kendilerini suçlayan her iki karakterin kesişmesinden doğan büyük sessizlik oyuncular için oldukça zor bir sınav olmalı. Ancak her iki oyuncuda içsel hesaplaşmaları, çıkmazları ve çaresizliklerini sanat yönetimi ve güçlü mekanlar eşliğinde güçlendirmeyi başarıyor. Seher’in otobüs garında kaldığı oda ve karnını saklamak için giydiği kıyafetler unutulacak cinsten değil. Bazı binaların ve bedenlerin içinde ne gizler, ne acayip sırlar ve ne umulmaz acılar yaşanıyor sessizce diye düşündürüyor Pelin Esmer. Aramızda bu insanlar ve yanımızdan geçiyorlar gerçekliğinde çarpıcı portreler beliriyor kafamızda.

Filmin bitiminden sonra salondan fuayeye çıkıyoruz. Yönetmen, başrol oyuncusu Nilay Erdönmez ve değerli bir Siyad yazarının moderatörlüğünde toplanıyoruz. Seyirci sorularını soruyor ve Pelin Hanım büyük bir hoşgörü, özen ve nezaketle cevaplıyor. Özellikle mekan kullanımı ve filmin sonunda yanan bir ağaç hakkında soru yağmuru başlıyor. Hatta kader, suçluluk duygusu ve insan-mekan ilişkisi gibi derin, çetrefilli meselelere bulaşılıyor. Kimi zaman seyircinin sorusuna yönetmene fırsat verilmeden başka bir seyirci atlıyor… Yani filmden sonra derinleşen sohbet Pelin Esmer, Siyad, Nilay Erdönmez ve Beyoğlu Sineması sayesinde unutulmaz bir sanat etkinliğine dönüşüyor.

Artık, Beyoğlu Sineması etkinliklerine seyircinin mutlaka katılması sosyal bir sorumluluk ve hayatı derinleştirip zenginleştiren büyük bir keyife dönüşüyor…

Şenay Tanrıvermiş 

Reklamlar

Beyoğlu Sineması, Gözetleme Kulesi, Pelin Esmer ve Siyad’ için 9 yanıt

  1. Harika bır yazı, elleriniz dert görmesin. Bilgilendirdiginiz çok teşekkürler. Bundan sonra Beyoğlu sinemasını kesinlikle takibe alıyoruz ve zaten almalıyız da.

    Beğen

  2. Orada olmayı ve filmi orada izlemeyi çok isterdim ama sizden ricam bu tür organizasyonları bize oncesinde duyurmanizdir. Tabii devamı varsa yoksa bile Beyoğlu sinemasını hatırlatmanız harika. Teşekkürler…

    Beğen

  3. anladığım kadarıyla gayet başarılı bir film ve başroldeki kadın oyuncu çok başarılymış. ancak filmin mekanlara uygun karakterler yaratılarak yazıldığı düşüncesi oluşuyormuş. siz ne düşünüyorsunuz? menderes samancılara hiç değinmemeniz de ilgimi çekti doğrusu.

    Beğen

  4. beyoğlu sinemasını bu yazıyla anımsatmanız çok yerinde ve harika. menderes samancılar ve olgun şimşek konusunu da es geçmişsiniz ama zaten bu sadece bir film analizi değil, değil mi? ayrıca seher karakteri ön plana çıkartılmayı zaten fazlasıyla hak ediyor bence de. sağolun.

    Beğen

  5. filmi itiraf etmeliyim ki benim için sıkıcıydı ama yine de çok düşündürücü bir filmdi. bu açıdan önemsiniyor. iyi bir roman gibiydi sanki

    Beğen

  6. yazınızı çok çok çok beğendim ve çok teşekkür ederim. sizi zaten hürriyet aile yazılarınızdan tanıyordum ve burda yazdığınızı henüz keşfettim. sinema eleştirileriniz tv eleştirileriniz kadar farklı ve güzelmiş. gözetleme kulesini sizin tavsiye ettiğiniz üzere beyoğlu sinemasında izleyeceğim. sağ olun.

    Beğen

  7. SEHER KARAKTERİ OLGUN ŞİMŞEK’İN OYUNCULUĞUNU BİLE BASTIRMIŞ. SİNEMA YENİ BİR YÜZ KAZANMIŞ KISACASI. ÇOK GERÇEKÇİ VE KALİTELİ BİR OYUNCULUK FİLME ÇOK ŞEY KATMIŞ. TEBRİKLER… FAHRİYE EVCAN FİLMİ İZLESİN YA DA YÖNETMENİ İZLESİN VE OYUNCU NASIL YÖNLENDİRİLİR BİR BAKSINLAR:))

    Beğen

  8. bence seherin doğum sahnesi unutulmazdı, elimden gelse de keşke yardım etsem… en azından temiz bir banyo da kızcağızı yıkasam dedim. çok etkileyici ve üzücüydü. seherin annesinden de nefret ettim. tek kelimeyle nefret ve annelik sıfatını hak etmeyen benzerlerinden bir daha nefret ediyorum:((((((((((

    Beğen

  9. beyoğlu sineması asla kapanmamalıdır. ömür gedik gibiler avm’de izlesinler ama gerçek sanatseverler şehrin tarihine ait salonları korumalılar. ömür gediğin yazdıklarına inanamadım:((( ayıplıyorum!!!yazdığınız için teşekkürler, saygılar.

    Beğen

Bir Yanıt bırak

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s