Sinema Sokağı Sanat logo

Şenay Tanrıvermiş
senayt@windowslive.com
Sinema Editörü

 

*“Dünya Savaşı Z”, korku, bilimkurgu öğelerini içinde barındıran ve benzerlerinin verdiği siyasi mesajları tekrarlayan bir yapım olarak haftanın en dikkat çekici alternatifi olarak değerlendirilebilir. Filmin söyleyecek yeni bir sözü yok ama Brad Pitt faktörü en büyük kozu ve bu joker gayet iyi değerlendiriliyor denilebilir.

Yine dünyanın bir kısmı ötekileştiriliyor, yine kapitalizm korunması gereken sağlam bir sistemdir bilgisi yenileniyor, yine emperyalizm övülüyor, yine kutsal aile değerleri yüceltiliyor, yani yine yine aynısından ortaya karışık hepsinden biraz konularak aynı dersler tekrarlanıyor.

Tüm bunlar klasik ana akım Hollywood filminin matematiğinde yeri olan öğeler ve bilimkurgu sevenler için elbette filmin gideri var. Ortalamayı yakalayan ancak daha fazlasını veremeyen ‘Dünya Savaşı Z’ geç kalmış bir senaryo olarak biraz bayat dursa da seyirciyi oyalamayı başarıyor.

*Rüzgarlar, Selim Evci’nin minimalist bir anlayışla çektiği ve seyirciyi izlerken zorlamayı göze aldığı özgün bir yapım. Gökçeada ve İstanbul arasında şiirsel sessizlikler, diyaloglar ve çerçevelendirmeler ile azınlık meselesi üzerine gidiliyor. Çok iddialı ve yüksek sesli büyük laflar söylemek yerine göstermek ve hissettirmek amaçlanıyor. Ayrıca sadece azınlık konusu değil şehir insanının yalnızlığı da paralel bir duyguyla anlatılıyor. İki farklı mekan arasında paralel evrenler kuruluyor adeta. Issız adanın ve kalabalık şehrin benzer eşyaları ve tanıdık yaşamsal pratikleri neredeyse insanoğlunun çaresizliğini resmediyor.

Karakterler ne özdeşleşilir derecede yakında duruyor ne de tam olarak uzaklaşıyor ancak seyirciyle arasındaki mesafeyi de baştan sona korumakta diretiyor. Keskin siyasi yorumların sessiz ve iddiasız sunumu öznelliği ön planda tutarken toplumun geneline dair sezgisel bir genellemeye götürüyor. Birçok açıdan gayet başarılı olan Rüzgarlar dağınık yapısını bazı eklektik duran sahneler nedeniyle zayıflatıyor ve keşke biraz daha kısa olsaydı dedirtiyor.

Sonuçta Selim Evci bunları bilerek yapıyor ve risk alarak elini taşını altına koymaktan çekinmiyor. Kendi özgün dilini oluşturmadaki inadı yönetmene saygı duymamıza neden oluyor. Çünkü klişeden gına gelmiş seyirciyi ezberlerle oyalamak yerine zor olanın üzerine gidip sıkıcı olmayı göze alıyor.

Reklamlar