Sinema Sokağı Sanat logo

 Yalçın Özgül
 yalcinozgul@gmail.com
 Ankara Temsilcisi 

 

Başlıksız-1

MALKOÇOĞLU AKINCILAR GELİYOR (1969) Çekimleri tekelleşmiş film serisinden biri. Reji, yapım gene aynı kişilere Duru ailesine, Senaryo Remzi Jöntürk’e, kamera ise Orhan Kapkı’ya (1932-1987)ait. Filmin arka planında yer alan sinema emekçileri ise şöyle: Nurettin İrişen ve Tarık Gün (reji ekibi), kamera asistanı Firuzan Nurtan, Yılmaz Kuzgun, asistanı Şükrü Kirişçi, set amiri ise Burhan Yeşildağ.

Pek tabidir ki değişmez oyuncu Cüneyt Arkın’ın yanında yer alan oyuncular ise, Esen Püsküllü (Beatris), Feri Cansel (Maria) “1944-1983”, Meltem Mete (Melike), Kayhan Yıldızoğlu (Philip), Leman Öztürk (Urban’ın Kızı), Ayton Sert “Farabba)(1936-1997), Bahri Özkan, Adnan Mersinli, Behçet Nacar (Nicola),Reşit Çıldam “Urban Usta” Nurtekin Odabaşı, Yılmaz Bora, Ferhan Tanseli, Tarık Şimşek (Asker), Muzaffer Civan, Kamer Baba, Necip Tekçe (asker), Nermin Kuran (dansöz), Lütfü Engin (zindancı), Oktay Yavuz (asker), Mustafa Yavuz

Konu: Sırp ülkesi Osmanlı devletinin dostudur ama bizans ülkesi bu dostluğu bozmak istemektedir bunun için bizans şovalyesi nikolayı sırp kralının kızı ile evlendirecektir ve ayrıca osmanlı topçu beyini kaçırmıştır malkoçoğlu ise harekete geçip topçu beyini kurtarıp evliliği engellemektedir. Bir Macar prensesine kalbini veren kahramanımız, bu filmin devamı niteliğinde sayılabilecek “Cem Sultan” da Osmanlı hanedanlığını kurtaracaktır.

AKINCILAR KİMDİR

Akıncılar, yakaladıkları esirlerden aldıkları bilgileri merkeze iletirlerdi. Akınlar, katılan akıncı sayısına göre isimler alırdı. 100 kişiden az akıncıyla yapılana çete, 100‘den fazla kişiyle yapılana haramilik, akıncı beyinin kumandası altında yapılana ise, akın denirdi.

Akıncılığın temelinin Osman Gazi döneminde, Köse Mihal tarafından atıldığı söylenir. Orhan Gazi zamanında daimî piyade ve süvari askerlerinin teşkiline kadar hep akıncılar kullanılmıştır. Osmanlı uç beyliği ‘nin kısa sürede devlet hâline gelmesi de, akıncılar sayesinde olmuştur. Akıncılığın bir ocak şeklinde kurulmasında Evrenos Beyin büyük emeği olmuştur.

Akıncı beylerinin rütbeleri sancak beyi seviyesindeydi. Akıncı eri, yüzlerce defa canını ortaya koyduğu için, diğer birçok ocağın subayından imtiyazlıydı. Akıncılar içerisinde fedai, dalkılıç, serdengeçti, deli, azap, gönüllü, beşli gibi şahıs ve grup isimleri vardı. 16. yüzyıl sonlarında 40 bin olan akıncı mevcudu, zaman içerisinde artma ve azalmalar göstermiştir.Başlıksız-2

Silâh ve teçhizatları uygun olmadığından, akıncılar kale kuşatmasına katılmazlardı; ancak akıncı fedâilerinden serdengeçtiler, kuşatılmış kaledeki düşmanın arasına dalarlardı. Akıncılar, sürekli ordu birliklerine dahil değildir. Rumeli‘de serhat boyları ‘na yakın yerlerde yaşayan akıncılar, sınır bölgelerinde pürüz çıkaran düşman memleketlerine âni baskınlar tertipleyerek onları yıpratırlardı.

Bu gruplar içerisinde en ilginci deli‘ adı verilendir. Bu süvariler, 15. yüzyıl sonlarından itibaren istihdam edilmişlerdir. Önceleri sadece Avrupa‘daki sınır boylarında kullanılan deliler, bayrak‘ adı altında 60‘ar kişilik ocaklara ayrılırdı. Başlarındaki kumandanlarına Delibaşı denirdi. Delibaşın altında gönüllü ağası ve bölük ağası gibi zabitler vardı. Deli süvarisi olmak isteyen, cesaretiyle kendini ispatlamak zorundaydı. 16. yüzyılda kurt, sırtlan, pars gibi vahşi hayvan derilerinden yapılmış elbiseler giyen delilerin, atları da akıncılarınki gibi çevik ve dayanıklıydı. Delilerin silâhları ise, akıncılarınki gibi kılıç, kalkan, mızrak, balta ve bozdoğandı.

Akıncılar, ordunun genellikle beş günlük mesafe ilerisinde yol alırlardı. Bir düşman ordusuna dalmak gerektiği zaman, bu vazifeyi yapacaklar ordudan ayrılır, düşmanı vurmak icab eden yere kadar giderler, ani ve Ģiddetli Ģekilde düĢman saflarına dalarlardı. Bunun neticesinde düşman şaşırır ve bozguna uğrardı.

Düşmanın iktisadî ve mânevî yapısını alt üst ederek savaşın kazanılmasında önemli rol oynayan akıncıların akın taktiği şöyleydi: Akıncı ordusu belirli bölümlere ayrılır, ayrılanlar da daha küçük birliklere bölünerek yollarına devam ederdi. Sefer yapılacak ülkede her birliğin ele geçireceği şehir ve kasabalar önceden kararlaştırılır, dönüşte birlikler gene belirli yerlerde, fakat daha önce ayrıldıkları mevkilerde olmamak üzere birleşerek, vatan topraklarına dönerdi. Bu durum düşman ülkesini korku içerisinde bırakırdı. Kasırgalar gibi esip geçen akıncıların, ne zaman, nerede ortaya çıkacakları hakkında yüzlerce söylenti çıkardı.

Akıncı ordu birlikleri diğer ordu ocakları gibi komuta kademesine bölünürdü. Her on akıncıyı onbaşı; yüz akıncıyı subaşı; bin akıncıyı da binbaşı komuta ederdi. Bir hareketin akın adını alabilmesi için, bu akına beyinin katılması gerekiyordu. Bu komuta zincirini, bütün kuvvetlerin başında olan akıncı beyi tanımlardı. Akıncı beyini devlet tayin ederdi. Bu önemli kumandanlık uzun süre Mihaloğlu, Evrenosoğlu, Turhanoğlu ve Malkoçoğlu gibi ünlü akıncı ailelerinde kalmış ve babadan oğula intikal etmiştir.

Mihaloğlu, Sofya‘da; Evrenosoğulları, Arnavutluk’ta; Turhanoğulları, Mora‘da; Malkoçoğulları da Silistre dolaylarında bulunurlardı. Osmanlı‘da akıncılar, merkezî idareye bağlı değildi, sınır boylarında ocaklar hâlinde teşkilâtlandırılmıştı. Her mıntıkanın kumandanı ayrıydı ve akıncılar mensup oldukları sülâlenin ismiyle anılırdı.

Akıncıların atları hızlı, dayanıklı ve süratli olanlardan seçilirdi. Akıncılar sefere çıkarken yanlarında dört-beş at götürürler, yorulan atları konak yerlerinde bırakarak, hız kaybetmeden yollarına devam ederlerdi.

Uzun mesafeleri, kısa sürede koşabilecek şekilde yetiştirilen ve birçok meziyeti olan akın atlarının eskisi kadar yetiştirilememesi, bu teşkilâtın zayıflama sebeplerindendir. Fetihler döneminin sona ermesi ve duraklama devrinin başlaması ile akıncılar görülmez olmuştur. 1595 yılında Koca Sinan Paşa’nın Eflak‘ta Prens Mihal‘e yenilmesi üzerine Tuna‘nın öte yakasında kalan akıncıların ve akın atlarının pek çoğu telef olmuştur.

16. yüzyıldan itibaren sayıları iyice azalan akıncılar, geri hizmetlerde kullanılmaya başlanmıştır. Akıncıların yerini bu dönemden sonra Kırım Hanları’nın emri altındaki Tatar askerleri almıştır. Akıncı adı 1826 yılında resmen ortadan kalkmıştır.

Reklamlar