Yazar : Şenay Tanrıvermiş  
İletişim :
  senayt@windowslive.com

 

İstanbul’da 16 günlük sinema maratonu başladı ve festivalin açılışı her zamanki gibi renkli, duygulu ve mesaj dolu sahnelerle bolca alkışlandı. Festivalin sunuculuğunu Meltem Cumbul her zamanki zarif, güler yüzlü, ölçülü ve saygılı duruşuyla yaparken kenarda durmasını bilen starlardan olduğu için kendini bir kez daha sevdirdi.

Film_afis_2014_50x70Hiroşima Sevgilim’den girerek Alain Resnais’in güzel anısına selam edildi ve Tuncel Kurtiz beyazcam da görülünce alkış kıyamet koptu. Sesiyle ve görüntüsüyle festivali her zaman festivale dönüştüren efsane oyuncunun kaybı tüm salondakilerin yüreğinde güzel izler bırakmıştı besbelli. Uzun sürdü alkışların bitmesi…

Sonra “Sinema Onur Ödülleri” yıllar boyu emek vermiş 6 değerli isme sunuldu ve emekçi sinemacıların mütevazı, hakiki ve yorgun bakışları sözlerinden çok daha fazlasını söyledi. Tabii ki onlar sahneye sadece ödül almaya değil aynı zamanda ülke dertleriyle ilgili birkaç kelam etmeye de çıkmışlardı. Eh tabii sanatçı duruşu diye bir şey varsa kasılmakla, kabarmakla, gerinmekle olmuyor da sanki insan gibi düşünmekle, konuşmakla, meseleni anlatmakla oluyor galiba. Şüphesiz festivalin en anlamlı kısmını da bu ödül sunumları oluşturdu yine.

İlk Onur ödülü Umur Bugay’a sunuldu. Sanatçı yazın dünyasına kattıkları ve sinema da yarattığı unutulmaz filmler bu ödülden çok daha fazlasını çoktan hak etmişti elbette ve öyle güzel konuştu ki… Umur Bugay’da yasaklara, baskılara, sinema da sansüre ve bu zihniyetin karanlık güçlerine zehir zemberek sözler söyledi. İnternet yasağına varana kadar sıraladı ve konuşması kendi eserleri ve aldığı ödülle ilgili değil, içine sıkıştırılmaya çalışıldığımız cendereye isyan oldu ne yazık ki! Ülkemizde sanatçılar aldıkları ödülün tadını çıkarmak yerine, ortasında debelendiğimiz dertler için farkındalık yaratmaya çalışıp uyarmaya ve uyandırmaya çalıştılar bir kez daha. Tabii ki alkışlarla desteklendi ve alkışlarla dertleşildi adeta…

 

Ancak Bugay’ın ödülünü veren Meral Çetinkaya hiçbir şey söylemeden adeta tokat gibi indi, adeta festivale manşet attı, özetledi memleketin içler acısı acılarını. Üzerinde Berkin tişörtüyle Bugay’a ödülü takdim ederken herkesin yarasına parmak bastı ve Berkin aramızda ve bu salonda dedi anlayana/anlamayana. Aslında festival açılış programı NTV’den canlı yayınlandığı için Berkin’i salona ve TV ekranlarından milyonlarca eve sokmak, unutabilene yuh olsun ama hatırlatmak çok anlamlı, değerli ve yürekli bir andı.

Helal olsun Meral Çetinkaya’nın kaskatı sistemi delen yüreğine! İçimize su serpti, yalnız olmadığımızı ve evlat kayıplarının milyonların içinde gencecik hortlaklar olarak yaşadığını gösterdi. Hiç şüphe yok ki o tişört vicdanı ölmüş, insanlığı bitmiş insanlar için kabus oldu ve yüzsüzlüklerine kocaman bir çığlık attı… Sağ olsun, çok yaşasın Meral Çetinkaya ilaç oldu, merhem sürdü ve nefes oldu soluk alamayan milyonlara!

İşte böyle devam etti gece, yani yabancı ellerdeki gibi kimseler annesine, karısına, yapımcısına veya arkasındaki kocaman sanat destekçilerine teşekkür edemedi. Zaten sanatçılarımız bin bir bela, yasak, günah ve yoksulluk mücadelesi içinde pek destek filan görmemişti ki…

Ama her ödül alan ve sunan için ödülü asıl çok değerli kılan da zaten bu mücadelenin teveccüh görmesiydi. İşte o anlardan biri de Sevda Ferdağ’ın ödül almasıydı. Türkiye sinemasının neredeyse tüm usta yönetmenleriyle çalışan sessiz starın ödülünü alırken ki coşkusu, heyecanı ve samimiyeti direkt salondakilerin yüreğine değdi.

Hele bir de ödülü veren sanat dünyasının en incelikli, duyarlı kalemlerinden biri olunca tek cümleyle duygular şaha kalktı. Selim İleri’nin ödül sunumundaki küçücük konuşması Yeşilçam starlarının pek çok dramını özetlerken hem Yeşilçam savaşçıları hem de yazarın inceliği bir kez daha büyüledi. Herhalde asıl ödül Selim İleri’nin varlığıydı herkese…

Böylece 33. İstanbul Film Festivali, 20 Nisan’a kadar Beyoğlu Atlas, Beyoğlu Beyoğlu, Pera Müzesi, İstanbul Modern, Citylife City’s, Ortaköy Feriye ve Kadıköy Rexx olmak üzere 8 salonda izleyicilerle buluşmak üzere başladı.

Gidin, bir filmden çıkıp diğerine girin ve hepsine yetişmeye çalışın çünkü akla, fikre, vicdana çok iyi geliyor çok!

 

 

Reklamlar