Sinema Sokağı Sanat

 

Yazar : Şenay Tanrıvermiş  
İletişim :
  senayt@windowslive.com

 Hiçbir konu da ilerleyemiyoruz diye üzülmeyelim. Denyoluk, görgüsüzlük, özensizlik ve kolaycılıkta İvedik’i fersah fersah geçmiş olmakla övünebiliriz artık. İvedik’in ilimsiz, irfansız estetik karşıtı duruşunda popüler kültürün ulaşamadığı veya ulaştığında ancak İvedik’ tesir ettiği kadar edebildiğine dair sonuçlara rastlanıyordu.

399665Yozlaşma iklimin de yeşeren yüzeysel, köksüz ancak karmaşık ve zehirli sarmaşıklar gibi çoğalan avamın zararsız sıradanlığına agresif damarlar zerk edilmiş bir kesime tercümedir İvedik. Dolayısıyla sevilmeyebilir ancak inkar edilemez. Deliha, İvedik’in dişisi olacak söylentisi yayıldığında pek bir heyecan yaratmıştı, gel gör ki ne dişçisi ne tek çürük bir dişi ne de mekanizmayı çalıştıran herhangi bir dişlisi bile olamamış ne yazık ki.

Başrolünde bir kadın kahramanın olması çok heyecanlandırmıştı üstelik senaryo da bir kadın tarafından yazılınca beklenti ve merak arttıkça artmıştı. Geleneksel feminist kuram ile incelendiğinde, ana akım sinemada kadın hep eyleyen değil eyleten, etken değil edilgen, pasif rollerde erkek izleyicinin zevkine uygun hareket eder.

Ana kahramana yani erkeğe paralel hizmet ettiği sürece işlevsellik kazanır. Erkek iktidarını onaylayan söylemleriyle sistemin yeniden üretimine katkıda bulunan kadınlar ana akımın vazgeçilmez figürleridir ve genellikle seyir zevkini tatmin etmekle yükümlü arzu nesneleridir.

Kadının nadiren ana kahraman olduğu filmlerde ise erkek taklit edilir; sert, çekici, katı ve gerekirse şiddeti çözüm yolu bilen kısacası toplumsal cinsiyet ilişkilerini pekiştiren yapı hakimdir. Kaldı ki buna rağmen Türkiye sinemasında kadının kahraman olduğu film bir elin parmağını geçmez.

Hal böyle olunca Recep İvedik’in dişisi bile olsa ana izleğin tamamen bir kadın odağında ilerleyecek bir yapım, elbette en baştan çok değer ve anlam kazandı. Sadece yapılması sebebiyle bile yenilik içeriyordu, kesin sevindiriyordu. Yani gönül otomatikman pozitif ayrımcılık yapıyordu ve Deliha her gün kadına zulmün bin türlüsü reva görülen bir ülkede doğması hiçte kolay ve beklenir bir kahraman değildi.

Kadınların yaşamasının mucizeye dönüştüğü bir yer ve zamanda Deliha adlı bir kadın kahraman çekici olmayan kadın imgesiyle tanıtılınca kadın merkezli bir anlam sistemi için ümitler çoğaldı. Ne var ki direkt Recep İvedik yansıması hayal kırıklığı ip uçları verse de daha da kötüsü hatta kıyaslanamayacak kadar düşük kalitelisi akla bile gelmiyordu. Ne de olsa İvedik serisi türlü kaba saba ve şiddeti eğlence aracı belleyen, anlık, basit ve kolay esprilerden oluşmuyor muydu? Filmin başrol oyuncusu ve senaristi Gupse Özay elbette en az bu kadarını yapacak ve kim bilir ne yenilikler sunacaktı…

Oysa abartının dozu öylesine aşılmış ki absürt bile değil direkt saçma sapan ruhsuz ve anlamsız bir iş çıkartılmış maalesef. Ana akım veya ticari bir iş kotarılmaya niyet edilmiş belli ki ancak bu kadar malzemesiz, fikirsiz, esprisiz ve anlamsızlıkla İvedik dahi olunamayacağı görülmüştür.

Belki de gelmiş geçmiş en kötülerin en açısız, manasız, başarısız ve zorlama işidir Deliha. Öylesine alt yapısı olmayan, derinliği verilmeyen, gerçekçiliği kotarılamayan bir karakterden ne kahraman çıkabiliyor, ne öylesine sıralama bir tipleme ne de karikatürize yüzeysel bir resim…

Olsa olsa popüler bir dizinin yan ürünü olarak laf kalabalığı, zaman ve nakit kaybı bir yapım çıkıyor. Belki kadın bedenini terleyen, yaralanan, pürüzlü özetle ortak estetik anlayışın dışında görünür kılan bir kadın kahramana birazcık içerik katılmaya çalışılsaydı ortalamaya yaklaşılabilir ve değer kazanabilirdi. Deliha hayal kırıklığının, başarısızlığın ve İvedik’i aratan dipsiz, yersiz kabalığın filmidir ancak olumsuzluklarının bile net açıklaması yapılamayacak kadar kopuk, dağınık, amaçsız ve gereksiz olduğundan bu yazı da çok gereksizdir.

Deliha güldürmemiş üzmüştür velhasıl…

Reklamlar