SONSUZ UNUTUŞ’UN DAİMİ HATIRLATMASI

Şenay Tanrıvermiş

Şenay Tanrıvermişana logo

senayt@windowslive.com

 

Kadir Aydemir son dönemde adını sıkça duyduğumuz her daim çocuk kalacak genç yazar ve şairlerden biri olarak bu yaza harika bir öykü kitabı armağan etti.  ‘Sonsuz Unutuş’  içinde gitme halleri, gidememe dertleri, giderken bırakamama, bırakırken çok daha sıkıca bağlanma, bağlanırken tel tel kopma ve koparken sımsıkı ait ‘olma’ ve ‘olmama’ hallerini aşkla anlatan tertemiz öykülerle dolu. Hem aşkla anlatılmış aşk, hem de hiç bağırmadan, kocaman ve yüksek perdeden cümlelerle değil! Çok satsın diye aşk çığırtkanlığı yapılmamış yani.

Beş yıllık birikim ve aylar süren detaycı bir titizlenmeyle ve gündüz rüyalarına benzer sersemlikle şiire doğru gidiyor öyküler. İlginç, çakırkeyif bir keyifle bilinç arasında gezdiriyor her kısacık öyküsünde Aydemir. Bazen hafif hafif sallıyor, bazen tatlı tatlı üzüyor ve bazı cümlelerle içinize oturuyor…  Ağzınıza bir parmak bal çalarken aniden tadınızı kaçırıyor, gerekli gereksiz tanıdık araflarda acayip sorularla çalışmadığınız yerden soruyor sık sık. Karanlıkta bir karakter gölgesinde kendisiyle karşılaştırıyor okuyucuyu ve başbaşa bırakıp kaçıyor kimi zaman sizi sizinle…

Fena yapıyor ama iyi gelen bir tarafı var. Geçirilmesi gereken hastalıklar gibi. Görülmesi gereken küçük hesapların büyük sonuçları gibi. Mutlaka aranması gereken eski aşkların kahve falınızda fotoğrafının siyah beyaz negatifinin çıkması gibi. Ziyaret edilmesi gereken sıkıcı yaşlı bir yakınınızın evinden çıkarken ağırlaşan adımlarınıza inat hafifleyen zihniniz gibi. Fantastik sinemalarda özlenen absürt, ironik, gerçekdışılığın ete kemiğe bürünüp sürreal resimlerden animasyona kayışı gibi. Çeksen filmi yapılır çoğunun, ama özüne sadık kalınmaz, kalınamaz gibi.

Kısacası iyi edebiyatın lezzeti akıyor sayfalardan. Edebiyatın yerini ancak masumiyetini koruyan saf edebiyat dolduruyor tabii. Filozof takılmaya, aforizmalardan çakma cümleler kurmaya, sloganvari kelime oyunları kurmaya, olmadan görünmeye çalışmıyor genç yazar.  Yine de güzel, önemli ve zarif dokunuşlarla yüreğe işlenebiliniyormuş bilgisini hatırlatıyor.

Ne güzel ‘Sonsuz Unutuş’un hep hatırlamak dürtüsünü uayandırması ve cin gibiyken uyutmaya yeltenmesi.

Bu arada yazarın önceki eserleri ’80’lerde Çocuk Olmak’, ’90’lar Kitabı Çocuk mu? Genç mi?’ yakın geçmişimizi zarifçe hortlatmış ve sırları dökülmüş bir aynada bizi bizle yüzleştirmişti. Yalanlarımız, kayıplarımız, acılarımız önümüzde durmuş ve çok güldürmüştü. Üstelik o yılların tek sahibi ve sorumlusu olmadığı için birçok başarılı ismi sayfalara ortak etmişti Aydemir. Post modern dünyanın çok postmodern yapısına uygun, en güzel örnekler oldu bu çok yazarlı kitaplar.

Yaratıcı fikirlerin daha çok yazara bulaşarak zenginleştiği, sanatçılara özgü bencillikten ve iddiadan uzaklaştığı, ve paylaştıkça katmanların derinleştiği ve değiştiği eserler çıktı ortaya.  Evet Kadir Aydemir’in bulaşıcı bir özelliği var, çünkü bu kitapları aldığınızda hem herkes okusun, duysun bilsin istiyorsunuz hem de kitapları bitirince bitiremiyorsunuz. Hatıralar  bilinçaltınızdan üst katlara fırlıyor, sayfalar çalışmaya başlıyor, bazılarını tekrar tekrar okumak dua gibi iyi geliyor. Üstelik uzun yazar listesinde adınız olmasa dahi çoğu kere kendiniz yazdığınız yanılsamasına inandırıyor sizi. Daha ne yapsın?

.

Şenay Tanrıvermiş 

 

Reklamlar

Büyük Sanatçıların Gizli Hayatları

Şenay Tanrıvermiş

Uğur Yılmazer
ana logo

  ugurylmzr@gmail.com

 

Yazar Elizabeth Lunday’in BüyükSanatçıların Gizli Hayatları adlı kitabında sanatçılların farklı hikayelerini anlatıyor. Çevirisini Sevim Okyay yaptığı kitaptaki resimleri ise Mario zucca çizmiştir.

Kitaptan bir kaç hikaye…

– Manet’nin evliliği onun güzel kadınlara gözlerini dikip bakmasını hiç engellemedi. bir gün bir paris sokağında, suzanne’ın yakında oturduğunun farkında olmadan, genç ve güzel bir kadının peşine düşmüştü. karısının onu gördüğünü anlayınca yanına gitti ve büyük bir soğukkanlılıkla ,”onu sen sandım” dedi.

– Rembrandt karısının hatırasına sadık kalmış olabilir ama ev işlerini yapan Geertge dircx’in varlığının pek baştan

çıkarıcı olduğu anlaşıldı ve birkaç yıl içinde sevgili oldular. Derken yeni hizmetçisi güzel Hendrickje stoffles gözüne çarptı. Hamile Hendrickje, günah içinde yaşama gerekçesiyle kilise meclisinin önüne sürüklenirken, Geertge’yi de sepetledi.

– Caravaggio, işçilere kısa bir süre önce gömülmüş bir cesedi tutarak kendisine poz vermelerini emretti. Kokuya dayanamayınca cesedi bıraktıkları zaman ressam hançerini çekti ve onlardan gene önceki gibi durmalarını istedi.

– Bazen öfkesi patlak verir ve tuvallerine palet bıçağıyla saldırırdı. arkadaşları ağaçlarda sarkan paramparça tuvaller bulurdu, çünkü Cezanne onları pencereden dışarı fırlatmıştı.

– Henri matisse hukuk stajyeri olarak çalışmaktan o kadar sıkılmıştı ki, bir bezelye fırlatma çubuğu ve çiğnenip top haline getirilmiş kağıtlarla, penceresinden, geçenleri taciz etmeye koyuldu.

– Gerçek bir pasaklı olan Picasso, kağıt, makbuz, tuval, boş şişe ve ekmek kabuğundan oluşan yüksek yığınlar arasında çalışır ve yaşardı.

– Karısı onun için yazdığı şiirlerle birlikte gömüldükten birkaç yıl sonra, Gabriel Rosetti onun cesedini mezardan çıkardı ve saçlarına dolanmış şiirleri çözdü ki onları ilk kitabında basabilsin.(ntv)

Hiçlikten Gelen Kız

Şenay Tanrıvermiş

ana logo

 

Barış Kekeç
baris@sinemasokak.com

 

Justin Cronin

Çeviren: Dost Körpeindir

Kitap Hakkında : Justin Cronin’in epik üçlemesinin ilk kitabı:

Hiçlikten Gelen Kız

Kehanetlerle Örülü Epik Bir Vampir Hikayesi

Dünya yayıncıları tarafından “sıradan hayatın dışına çıkmak isteyenler için olağanüstü bir macera” olarak tanımlanan, Amerikalı yazar Justin Cronin’in epik üçlemesinin ilk kitabı “Hiçlikten Gelen Kız” Türk okuyucularla buluşuyor.

Cronin’in, insanlığın yaşayabileceği ortak felaketler ve bunlardan kurtuluş çabaları üzerine nefes kesen bir hikaye anlattığı romanı, içerdiği tüm heyecan ve fantastik unsurların yanısıra, akıcı ve büyüleyici üslubuyla da dikkat çekiyor. İlk sayfalarından itibaren uyandırdığı merak duygusuyla okuyucuyu içine çeken, hem büyüleyici, hem heyecanlandırıcı yönler taşıyan kitap, günümüz insanının ortak kaygılarına yönelik çağrışımlar da taşıyor. “Hiçlikten Gelen Kız”, olağanüstü bir hayal gücünün yarattığı karakter çeşitliliği, mekan betimlemeleri ve farklı dünya kurgusu ile, sadece fantastik öykü tutkunları için değil, tüm okuyucular için benzersiz bir heyecan vaat ediyor.

New York Times “Çok Satanlar Listesi”nde 3 numaraya kadar yükselen “Hiçlikten Gelen Kız”, askeri bir deney olan Noah projesindeki beklenmeyen terslikler sonucunda insanları vampirleştiren bir virüsün tüm dünyayı sarmasını anlatıyor. Bu büyük felaket karşısında, insanlığın tek umudu olan Amy ve arkadaşları hayatta kalmak ve normal bir hayat sürebilmek için büyük bir uğraş verirler. Amy, “Hiçlikten Gelen Kız” insanlığı kurtarabilecek midir?

Ünlü yazar Stephen King’in “epik bir fantezi” olarak nitelediği “Hiçlikten Gelen Kız”, dünyanın sonu ve insanlığın geleceği hakkındaki öngörülere ilgi duyanlar için.

Küçük mucizeler dükkanı

Arka Kapak

Kitapları bütün dünyada 140 milyondan fazla satan ve birçok dile çevrilen Debbie Macomber, yürek ısıtan romanlarıyla şimdi de Türkiye’de..

“Artık o eski tasasız kız değilim. Yaşadığım her günün değerini biliyorum. Çünkü hayatın ne kadar değerli olduğunu öğrendim… Hiçbir şeyi, özellikle de hayatı hafife almaz oldum. Artık hiçbir günümü boşa geçirmiyorum. Çektiğim acıların karşılıklarının olduğunu öğrendim…”

Hayatın içinden dört güçlü kadın…
Küçük mucizeler, büyük umutlar
Ve dostluğun iyileştirici gücüne dair sımsıcak bir hikâye…
Bu kitapta mutlaka kendinizden bir şeyler bulacaksınız!

Yazar : Debbie Macomber
Çevirmen : Ozan Aydın

Sayfa Sayısı :  480
Dili : Türkçe
Yayınevi : Martı Yayınları

.

Okuyucu Yorumları : 

.

Muhteşem
Okuduğum her kitabı severim ancak bu kitap bir günde bitirdiğim nadir kitaplardan biri. Okuduğum her karaktere ayrı ayrı büründüm. Kitabı bitirdikten sonra bile saf saf gülümsemekten kendimi alamadım 🙂 Herkesin okumasını tavsiye ederim…

ETKİLEYİCİ
KİTABI 3 GÜNDE BİTİRDİM.. HAYATINIZA ZENGİNLİK KATACAK. HASTA İNSANIN ÖRGÜ ÖREREK MOTİVE OLARAK İYİLEŞMESİ VE ÖRGÜ KURSUNDA KURULAN ARKADAŞLIKLRLA HAYATLARININ DEĞİMESİ…SÜPER…

tek kelimeyle OKU…
muhteşem bir kitap. bir gün kitabını okuyan ve etkisinden kurtulamayan bu kitabında etkisinden kurtulamayacak. dili çok akıcı,laf kalabalıklığı asla yok ve en önemlisi ETKİLEYİCİ…