NURHAN ALTAY ‘Daydreamer / Hayalperest’

 

Kusursuz figür anlayışı ve zekice konumlandırdığı detayların ön plana çıktığı hiper realist tarzdaki resim anlayışı ile tanınan Altay, adeta bir film karesini andıran kompozisyonları ile konunun en can alıcı anını izleyiciye sunuyor.

Sanatçının yerel bazı imgeler kullanmasına rağmen figürü evrenselleştiren tavrı açıkça göze çarpıyor. İzleyicinin gözünün içine bakan, kendinden emin ve rahat durşları ile çoğu anıtsal özellikler taşıyan figürleri fiziksel ve ruhsal özellikleri ile ön plana çıkıyor.

Özellikle kadın figürü üzerine kurulu öyküsel anlatımı ile Altay, sıradan insanların gündelik yaşamlarını ironik bir yaklaşımla betimliyor.

Sanatçının çalışmalarında alışılmış mekan anlayışının yanı sıra mekan figür ilişkisine yeni bir boyut getirdiği, son dönem çalışmalarının yer aldığı sergi 11 Mart – 4 Nisan tarihleri arasında Galeri ARK’ta görülebilir.

Reklamlar

Antika ve Sanat Müzayedesi

lot-40-salvador-dali-404-x-600

Türk resminin değerli sanatçılarının yer aldığı Antika ve Sanat Müzayedesi, 11 Mart Cumartesi günü Saat : 17 : 30’da Nişantaşı Antika ve Sanat Sergi Salonu’nda gerçekleşecektir.

Özel koleksiyonlardan oluşan müzayedede ;

Victor Vasarely, Andy Varhol, August Macke, Salvador Dali, Shoichi Hosegawa, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Nuri İyem, İbrahim Balaban, Burhan Uygur, Nejad Melih Devrim, Hale Asaf, Mübin Orhon, Adnan Çoker, Burhan Doğançay, Erol Akyavaş gibi bir çok değerli sanatçının eserleri satışa sunuluyor.

Aşkın Önder tarafından yönetilecek olan Antika ve Sanat Müzayedesi’nde yer alacak olan eserler 11 Mart Cumartesi gününe kadar Nişantaşı Antika ve Sanat Sergi Salonu’nda görülebilir.

Maçka Caddesi No:29 Nişantaşı /  İstanbul adresinden müzayede kataloğunu temin edebilir veya http://www.antikavesanat.com sitesinden online kataloğa ulaşabilirsiniz.

  • İletişim : 0212 219 08 50 – antikavesanat@gmail.com
  • Müzayede Başlangıç : 11 Mart 2017 (Cumartesi) Saat : 17 : 30

.

‘İtaatkâr Bedenler’ Galeri Eksen’de açılacak

Azat Yeman, gündelik yaşamın hızlı değişimini sanatıyla işliyor. Paranın hakimiyeti ve makineleşmeyi konu alan ressam, “Tüketiyorum, o halde varım” diyen insanı ele alıyor..

galeri2

RESSAMIN KALEMİNDEN…

Bugün yaşadığımız dünya çok kısa sürede ve hızlı bir şekilde değişim gösterdi. Yaşam her geçen gün daha da değişiyor ve yaşamı algılama biçimimiz de bununla beraber bir kırılma yaşıyor. Nüfus artıyor, şehirleşme hız kesmiyor. Gündelik yaşam hızlandıkça hızlanıyor, paranın hâkimiyeti arttıkça metaya olan arzu artıyor. Rekabet hız kesmeden devam ediyor.

galeri1

Artık daha fazla çalışmak, daha çok kazanmak, hep daha iyi olmak ve daha fazla tüketmek için amansızca yarışıyoruz. İnsanlarla daha az iletişim kuruyor, sokakta, otobüste, iş yerlerinde, okullarda insanlarla göz göze gelmeye bile çekiniyoruz. Özgürlük olarak addettiğimiz iletişim araçları sayesinde daha sınırlanır olduk. 

galeri

Dünyamız kalabalıklaştıkça, bireyler olarak yalnızlaşıyoruz. Yeniçağın insanı bireyselleşmeyi tercih ediyorsa boşuna değil. Bir güven krizi yaşıyoruz. Bir paranoya..

galeri-1

Aslında tam da kalabalıkların içinde en derin yalnızlığı yaşıyoruz..

Ülkü Yilmaz “Biz Burada Değiliz” isimli sergisi

Sergi :

“Biz Burada Değiliz”, varlık ve varlığın mekânına dair temel bir soruyu kendine çıkış noktası olarak alır, soru şudur: “Ben nerede kendimim?”. Bu ‘basit’ ve bir tarafıyla da gündelik soru, doğrudan resim tarihi ve onunla bağlantılı olarak temsilin tarihiyle de ilgilidir. ‘Artık’ orada olmayana bir biçim veren temsil, çok uzun zaman boyunca, ölümde dahi varlığı ima etme, hatta güvence altına alma gücüne sahipti.

Orta Çağ’da tanrının varlığının ve görkeminin temsiline adanmış olan sanatın, Rönesans’la birlikle kısmen insanın hizmetine sunulması toplumsal olduğu kadar ontolojik de bir olgudur. Her iki dönem de,  varlıktan çok yokluğun imasını taşır: “Tanrı fiziksel olarak burada değilken onu nasıl hatırlayacağım, ya da öldüğümde, yani burada olmadığımda ben nasıl hatırlanacağım.”

Demek ki temsil fikrinin altında kurucu bir varsayım yatmaktadır: Artık burada olmayan şey, tüm mevcudiyet ağırlığıyla bir zamanlar buradaydı. Ya da O, zaten hep buralardaydı.

Ülkü Yılmaz “Biz Burada Değiliz”de, sürrealistlerden izlenimcilere, Marina Abramović, Ana Mendieta, Cindy Sherman gibi performans sanatçılarından varoluşçu düşünürlere kadar geniş bir referans ağında hareket ederken, sürekli olarak varlığına bir köken, bedenine bir cinsiyet, ölümüne bir çare arayan insanın ‘dünya ağrısına’ dokunmaya çalışır.

Burası artık resmin şeyleri sözde oldukları halleriyle temsil etmesinin meşru olup olmadığının tartışıldığı bağlamın ötesinde bir düşüncenin arayışıdır. Ölüm, gölge, kadınlık, beden, varlık, yokluk, kimlik, yüz, özne gibi birbirlerinin içine geçmiş olan temalar temsilin kusursuzlaştığı ya da sorunsallaştığı bir yere bir yere işaret etmez.

Çünkü mesele açıkça temsilin etiğini sorgulamak değil, temsilin koşulu olan varlığı daha radikal bir soruşturmaya tabi tutmaktır.

Melankoliyi, yas çalışmasının hiç bırakılmayıp kaybedilene bağlılığın sürekli hâle getirildiği bir süreç olarak tanımlarsak, melankolik bir yaratım sürecinin sonucu olan “Biz Burada Değiliz”, kaybedilen ve aslında hiçbir zaman sahip olunmamış şeyin kökenselliğine işaret eder:

“Biz Aslında Hiçbir Zaman Burada Olmadık.”

Sergi , 20 – 30 Aralık  tarihleri arasında Pazar günleri hariç Galeri Eksen’de görülebilir.

Galeri Eksen :