9. TRT Belgesel Ödülleri’ne Başvurular Başladı

31436376254_84e60605ed_mTRT’nin, amatör ve profesyonel belgesel filmcileri desteklemek, belgesel türünün gelişmesi ve yaygınlaşmasına katkıda bulunmak, amacıyla başlattığı TRT Belgesel Ödülleri’ne başvurular başladı.

2016 yılında 47 ülkeden 427 belgesel filmin katıldığı TRT Belgesel Ödülleri’ne 2017 yılında da yurtiçi ve yurtdışından yoğun bir katılım bekleniyor.

Dokuzuncusu düzenlenecek olan TRT Belgesel Ödülleri’ne başvuru için son tarih 03 Şubat 2017 olarak belirlendi. Ön elemenin sonuçları, 27 Şubat 2017’de açıklanacak.

Finale kalacak filmler, yapılacak halka açık ve ücretsiz gösterimlerle, 11 – 14 Mayıs 2017 tarihleri arasında belgesel sevenlerle buluşacak.

Reklamlar

Marmara İletişim 14. Kısa Film Festivali

31875715470_8826a5f4ae_m Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından 1994 yılından beri düzenlenen Kısa Film yarışması bu yıl festival halini alıyor.

Festivalde yarışma yanı sıra 26 Nisan – 03 Mayıs 2017 tarihleri arasında Hilmi Etikan ile Kısa Film Atölyesi ve Tür Olarak Kısa Film Paneli düzenlenecek.

Sinemanın kolektif bir çalışma ürünü olduğunu vurgulayarak farklı kategorilerde ödül vererek diğer film festivallerine öncülük etmiş olan kısa film yarışmasında bu yıl da En İyi Film, Senaryo, Görüntü Yönetmeni, Oyuncu, Özgün Müzik ve ayrıca Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencilerinin oylarıyla belirlenecek olan İzleyici Ödülü olmak üzere 6 farklı dalda ödül verilecek.

 

Binde Bir Gece Diyalogları

binbirgecediyalog_01

İlişkiler ve evliliklerde yaşanan bildik sorunların yanı sıra geleneksel anlayış ile modern düşüncenin zıtlığını mizahi bir bakış açısıyla anlatan

“Binde Bir Gece Diyalogları” oyunu Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde..

Birol Güven’in kaleminden müthiş komedi..

Çolpan İlhan & Sadri Alışık Tiyatrosu, Birol Güven’in kaleme aldığı “Binde Bir Gece Diyalogları” ile yeni sezonda seyircisiyle buluşuyor.

Sevilen oyuncular Begüm Kütük ve Hakan Meriçliler’in başrolünü paylaştığı oyunu Galip Erdal yönetiyor.

  • Yazan: Birol Güven
  • Yöneten: Galip Erdal
  • Dekor Tasarımı: Dilek Kaplan
  • Işık Tasarımı: Cengiz Özdemir
  • Oyuncular: Hakan Meriçliler, Begüm Kütük, Hilmi Özçelik, Gamze Uçar, Engin Demircioğlu, Ece Mağat, Musa Öney, Burcu Görek, Selin Altıntaş

Tarih : 14 Ocak – 18 Mart
Mekan : Zorlu PSM İstanbul , İzmir , Ankara 

 

‘İtaatkâr Bedenler’ Galeri Eksen’de açılacak

Azat Yeman, gündelik yaşamın hızlı değişimini sanatıyla işliyor. Paranın hakimiyeti ve makineleşmeyi konu alan ressam, “Tüketiyorum, o halde varım” diyen insanı ele alıyor..

galeri2

RESSAMIN KALEMİNDEN…

Bugün yaşadığımız dünya çok kısa sürede ve hızlı bir şekilde değişim gösterdi. Yaşam her geçen gün daha da değişiyor ve yaşamı algılama biçimimiz de bununla beraber bir kırılma yaşıyor. Nüfus artıyor, şehirleşme hız kesmiyor. Gündelik yaşam hızlandıkça hızlanıyor, paranın hâkimiyeti arttıkça metaya olan arzu artıyor. Rekabet hız kesmeden devam ediyor.

galeri1

Artık daha fazla çalışmak, daha çok kazanmak, hep daha iyi olmak ve daha fazla tüketmek için amansızca yarışıyoruz. İnsanlarla daha az iletişim kuruyor, sokakta, otobüste, iş yerlerinde, okullarda insanlarla göz göze gelmeye bile çekiniyoruz. Özgürlük olarak addettiğimiz iletişim araçları sayesinde daha sınırlanır olduk. 

galeri

Dünyamız kalabalıklaştıkça, bireyler olarak yalnızlaşıyoruz. Yeniçağın insanı bireyselleşmeyi tercih ediyorsa boşuna değil. Bir güven krizi yaşıyoruz. Bir paranoya..

galeri-1

Aslında tam da kalabalıkların içinde en derin yalnızlığı yaşıyoruz..

Aşıklar Şehri

Damien31081257660_e4855042ef_m Chazelle’in yönettiği ve Ryan Gosling, Emma Stone, J. K. Simmons ile Finn Wittrock’un oynadığı Aşıklar Şehri (La La Land), 30 Aralık 2016′da The Moments Entertainment tarafından vizyona çıkarılıyor.

Los Angeles’da trafiğin sıkışık olduğu bir gün, kibirli bir korna sonucunda, hayatlarında yön bulmaya çalışan Sebastian ve Mia tanışır. İkisi de imkânsıza yakın olan hayallerine odaklanmışlardır.

Sebastian 21. Yüzyılda insanların geleneksel jazz müziğini duyurmaya ve secdirmeye çalışmakta, Mia ise kesintisiz bir oyuncu seçmesinde şansını denemek istemektedir. Fakat ikisi de yalnız bir şekilde bekledikleri sıçramayı yapacaklarını beklememektedir.  Yapabildikleri asıl sıçrama birbirlerine karşı, sanatsal düşlerinin içine olacaktır..

Vizyon tarihi : 30 Aralık 2016 

Ülkü Yilmaz “Biz Burada Değiliz” isimli sergisi

Sergi :

“Biz Burada Değiliz”, varlık ve varlığın mekânına dair temel bir soruyu kendine çıkış noktası olarak alır, soru şudur: “Ben nerede kendimim?”. Bu ‘basit’ ve bir tarafıyla da gündelik soru, doğrudan resim tarihi ve onunla bağlantılı olarak temsilin tarihiyle de ilgilidir. ‘Artık’ orada olmayana bir biçim veren temsil, çok uzun zaman boyunca, ölümde dahi varlığı ima etme, hatta güvence altına alma gücüne sahipti.

Orta Çağ’da tanrının varlığının ve görkeminin temsiline adanmış olan sanatın, Rönesans’la birlikle kısmen insanın hizmetine sunulması toplumsal olduğu kadar ontolojik de bir olgudur. Her iki dönem de,  varlıktan çok yokluğun imasını taşır: “Tanrı fiziksel olarak burada değilken onu nasıl hatırlayacağım, ya da öldüğümde, yani burada olmadığımda ben nasıl hatırlanacağım.”

Demek ki temsil fikrinin altında kurucu bir varsayım yatmaktadır: Artık burada olmayan şey, tüm mevcudiyet ağırlığıyla bir zamanlar buradaydı. Ya da O, zaten hep buralardaydı.

Ülkü Yılmaz “Biz Burada Değiliz”de, sürrealistlerden izlenimcilere, Marina Abramović, Ana Mendieta, Cindy Sherman gibi performans sanatçılarından varoluşçu düşünürlere kadar geniş bir referans ağında hareket ederken, sürekli olarak varlığına bir köken, bedenine bir cinsiyet, ölümüne bir çare arayan insanın ‘dünya ağrısına’ dokunmaya çalışır.

Burası artık resmin şeyleri sözde oldukları halleriyle temsil etmesinin meşru olup olmadığının tartışıldığı bağlamın ötesinde bir düşüncenin arayışıdır. Ölüm, gölge, kadınlık, beden, varlık, yokluk, kimlik, yüz, özne gibi birbirlerinin içine geçmiş olan temalar temsilin kusursuzlaştığı ya da sorunsallaştığı bir yere bir yere işaret etmez.

Çünkü mesele açıkça temsilin etiğini sorgulamak değil, temsilin koşulu olan varlığı daha radikal bir soruşturmaya tabi tutmaktır.

Melankoliyi, yas çalışmasının hiç bırakılmayıp kaybedilene bağlılığın sürekli hâle getirildiği bir süreç olarak tanımlarsak, melankolik bir yaratım sürecinin sonucu olan “Biz Burada Değiliz”, kaybedilen ve aslında hiçbir zaman sahip olunmamış şeyin kökenselliğine işaret eder:

“Biz Aslında Hiçbir Zaman Burada Olmadık.”

Sergi , 20 – 30 Aralık  tarihleri arasında Pazar günleri hariç Galeri Eksen’de görülebilir.

Galeri Eksen :

Meçhul Kız

31531824316_c3b7b00a6d_oJean Pierre Dardenne ile Luc Dardenne’nin yönettiği ve Adele Haenel, Olivier Bonnaud, Jeremie Renier ile Louka Minnella’nın oynadığı Meçhul Kız (La Fille Inconnue – The Unknown Girl), 23 Aralık 2016’da Bir Film dağıtımıyla Bir Film tarafından vizyona çıkarılıyor.

Jenny, hekimdir. Bir akşam, mesai saatinden sonra çalan kapısını açmaz. Ertesi gün ise polislerden akşam gelenin genç bir kız olduğunu ve kapıyı çalmasından bir süre sonra nehir kenarında ölü bulunduğunu öğrenir.

Polisin, kızın kimliğini bir türlü teşhis edemediğini söylemesi üzerine Jenny, genç kızın kim olduğunu öğrenmek ve unutulmamasını sağlamak ister.. 

Fragman

İçinize İşleyecek Bir Baba-Kız Hikayesi

thumbnail_detail_479525

Yönetmenliğini ve senaristliğini Tolga Örnek’in üstlendiği komedi ve dram türlerini harmanlayan Sen Benim Herşeyimsin filminin fragman ve poster tanıtım toplantısı dün akşam özel bir etkinlikte gerçekleştirildi.

Yapımcılığını ve dağıtımcılığını TME firmasının üstlendiği sinema filminin lansman toplantısına Tolga Örnek’in yanı sıra başrol Tolga Çevik, Melis Birkan ve Cengiz Bozkurt’ da katıldı.

Komik olduğu kadar duygusal bir baba-kız hikayesini beyazperdeye taşıyan filmde Tolga Çevik çocukları Tuna Çevik ve Tan Çevik ile beraber rol alıyor. Tuna Çevik, hayatındaki korkularından hep kaçan Sedat isimli bir karaktere hayat veren Tolga Çevik’in kızı Duygu rolünde karşımıza çıkacak;

Tan Çevik ise babası Tolga Çevik’in filmdeki çocukluk halini canlandırıyor. Melis Birkan, babasıyla uzun yıllar Duygu’yu baş başa bırakan anne rolünde karşımıza çıkarken,  Cengiz Bozkurt ise Sedat’a İstanbul’da dublörlük işleri ayarlayan yapımcı rolünü üstleniyor.

2013 yılında gösterime giren ve Çocuk Büyütme Rehberi adıyla dilimize çevrilen “Instructions Not Included” isimli Meksika yapımdan uyarlanan Sen Benim Herşeyimsin 9 Aralık’ta vizyona girecek!

 

35. İstanbul Film Festivali Başlıyor!

iksv

“NTV Belgesel Kuşağı”, “Altın Lale Uluslararası Yarışma”, “Yıllara Meydan Okuyanlar”, “Sinemada İnsan Hakları”, “Dünya Festivallerinden” ve daha birçok bölümden filmlerin gösterileceği ilk seanslar festivali açacak. Festival, yarın saat 11.00’de Atlas Sineması’nda gösterilecek “NTV Belgesel Kuşağı” filmlerinden Hitchcock/Truffaut ile belgesel meraklıları için iddialı bir başlangıç yapıyor.

İnsanlığın yok olduğu bir gelecekte geçen minimalist bilim-kurgu filmi Fısıldayan Yıldız, festivalin “Mayınlı Bölge” bölümü kapsamında yarın 11.00’de Beyoğlu Sineması’nda gösterilecek. Festivalin Anadolu yakasındaki ev sahibi Rexx Sineması ise festivali saat 11.00’de başlayacak Ciro Guerra’nın yönettiği Yılanın Kucağında ile açacak.

Bol ödüllü Sığınak ile tanıdığımız Jeff Nichols’ın Berlin’de Altın Ayı için yarışan yeni filmi Midnight Special ise eş zamanlı olarak saat 21.30’da Fitaş Sinemaları Salon 4 ve Rexx Sineması Salon 1’de gösterilecek.

Bu yıl iz bırakan filmler sloganıyla sinemaseverleri selamlayacak festival programındaki dünyanın dört bir yanından gelen ve izleyicilerin uzun süre unutamayacağı yapımlar arasında yakın tarihli Alman filmleri de dikkat çekiyor. İstanbul Film Festivali, geçtiğimiz yıldan sonra bir kez daha Goethe-Institut ve German Films işbirliğinde günümüz Alman sinemasının en parlak örneklerini festival kapsamında sinemaseverlerle buluşturuyor.

Yarın yönetmen, yapımcı ya da oyuncu katılımıyla yapılacak film gösterimleri:

  • “Altın Lale Uluslararası Yarışma”da yer alan Belgica 19.00’da Atlas Sineması’nda filmin oyuncusu Tom Vermeir’in katılımıyla;
  • “Dünya Festivallerinden” bölümünde gösterilen Vicdanın Sesi 19.00’da Beyoğlu Sineması’nda filmin yönetmeni Vahid Jalilvand’ın 
  • “Sinema Onur Ödülleri” kapsamında gösterilen Kartal Tibet’in 1981 yapımı filmi Gırgıriye 21.30’da Beyoğlu Sineması’nda filmin oyuncularından Perran Kutman’ın 
  • Yılmaz Güney’in yazıp Zeki Ökten’in yönettiği 1978 yapımı filmi Sürü 21.30’da Feriye Sineması’nda filmin oyuncularından Melike Demirağ’ın katılımıyla gösterilecek.

“Balat’ta Sanat Başkadır”

Evet, Balat’tan bahsediyorum..

Tarihi geçmişiyle ilgili sadece tahminlerin yapılabildiği, Bizans ve Roma kadar esrarlı İstanbul’da bir semt.balat-sokaklari-istanbul

Galeri Eksen Balat Art and Artist House, tiyatro sanatçısı Ayla ÖNDER ve eşi sanat taciri Aşkın ÖNDER tarafından farklı bir sergileme alanı oluşturmak için kuruldu.

Tuğla duvarlarla örülü, tarihi kuyunun bulunduğu, ve dönem mimarisi modernize edilerek kurulan Galeri Eksen Balat Art and Artist House, yurtdışından veya İstanbul dışından sanatçıların (ressam, heykeltıraş, belgeselci, küratör, sanat tarihçi, fotoğraf, ebru, hat, seramik sanatçısı, sanat sever, koleksiyoner) gelip ikamet edebilecekleri, eserlerini sergileyebilecekleri yeni bir adres.

Farklı din, dil, kültür ve ırkların uzun süredir birlikte dostça, kardeşçe ve barış içinde yaşamlarını sürdürdükleri bu kadim semtte, yine farklı sanat anlayışlarından, farklı kültürlerden, farklı dillerden ve dinlerden sanatçıların oluşturacakları sergi konseptleri Galeri Eksen Balat’ta gösterime sunulacaktır ve sergi de 1900’lerin başında ilk müstakil gravür atölyesini kuran Matmazel Lina Gabuzzi’nin çok önemli bir eseri de yer alacaktır.

Tüm bunların ışığında, 3 Ekim cumartesi 2015 tarihinde (3 Ekim -15 Kasım)(Kokteyl 18:00) Galeri Eksen Balat, farklı sanat anlayışlarına sahip sanatçıların eserlerinden oluşan “Balat’ta Sanat Başkadır” isimli sergiye ev sahipliği yapacaktır.

Tüm sanatsever dostlarımızı sergimizin açılışında ve sergi süresince aramızda görmekten mutluluk duyarız.