Altın Koza’da Yarışacak Kısa Filmler Belli Oldu

4449323859_9761029e81_m

Adana Büyükşehir Belediyesi tarafından, 16 – 22 Eylül 2013 tarihleri arasında düzenlenecek olan 20. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali kapsamında yapılacak, Ulusal Öğrenci Filmleri Yarışması ve Akdeniz Ülkeleri Kısa Film Yarışması finalistleri belli oldu.

Başkan Vekili Zihni Aldırmaz, ülkemizdeki güzel sanatlar ile iletişim fakültelerinin sinema – televizyon bölümlerine devam eden öğrencilerin katılabildiği ve filmlerin kurmaca, belgesel, canlandırma ve deneysel dallarında değerlendirildiği Ulusal Öğrenci Filmleri Yarışması’nda bu yıl, çeşitli üniversitelerden 42 filmin yarışmaya hak kazandığını belirtti.

Ulusal Öğrenci Filmleri Yarışması’nda her dört dalda en iyi film seçilen esere 7.500 TL ödül verilecek.

Reklamlar

Amerikan rüyası ‘zor kazançla’ güldürüyor!

 Sinema Sokağı Sanat logo

Şenay Tanrıvermiş
senayt@windowslive.com
Sinema Editörü

 

Son derece sıradan bir fragman ve afişlerden sonra beklentiyi Amerikanvari bir komediye indirgeyen ‘Zor Kazanç’ aslında aksiyon/dram/komedi türleri arasında gidip gelirken koskoca Amerikan rüyasının nasıl bir kabus olduğunu hikaye ediyor. Üstelik filmin gerçek yaşam öyküsünü senaryolaştırdığını öğrenince her şey daha da anlam kazanıyor. Bir spor salonunda çalışan üç vücut geliştirme danışmanının ne kadar çalışırlarsa ve imkansızı başarırlarsa başarsınlar yine de kendilerine biçilmiş hayatın içinden çıkamamasının sıkıntısı son derece eğlenceli ve akıcı bir dille anlatılıyor.01zorkazanc_d

Amerikan rüyasının muhteşem bir ev, kocaman bir bahçe, içinde pırıl pırıl bir havuz, cins ve sevimli bir köpek, etrafında güzel kadınlar ve pahalı arabalar olduğu klişesi masaya yatırılıyor. Bu paketin herkese nasip olmadığı ve tüm bunlara sahip olmadan yaşamanın ise sadece faturalara yetişilmeye çalışılan bir hayattan ibaret olduğu yanılsaması adım adım gösteriliyor.

Her adımda bir klişe hayal daha kabusa dönüşüyor. Bütün temel amacın apartman dairesinden çıkarak lüks bir villaya geçmekte yattığı ve eğer çok çalışırsan mutlaka kazanacağın, yoksulları Tanrı’nın bile sevmediğine inanılan toprakların acı dolu reçetesi sonunda hep daha hasta ve mutsuz bir toplum yaratıyor. Amerika’nın ‘demokrasi’yi bir meta gibi başka ülkelere satma politikası film boyunca mutluluğu satın alınacak bir ürün gibi görenlerin rüyasında kendisini hortlatıyor, sık sık sıçratıyor, irkiltiyor ve çokça mide bulandırıyor ama güldürmeyi hiç ihmal etmiyor.

Çünkü hayalleri gerçekleştirme yolunda başkalarını kandırma, hakkını gasp etme, ezme ve yok etme dahil her türlü eylem mübah görülüyor ve ortaya öyle kaba bir mizah çıkıyor ki göz göre göre inanılan yalanlar bazen kahkahalara boğuyor. Aynen Amerikan politikasının diğer ülkelere uyguladığı meşru politikada olduğu gibi… Zaten film boyunca bu mantık ve kaynak ifşa edilerek kahramanlar kendilerini haklı çıkarmaya çalışıyorlar. Böylece salt ülke politikaları kritize edilmiş olmuyor, aynı zamanda kendi varoluşlarındaki hastalıklı mantığın iklimi gösterilmiş oluyor.

Bu iklimi yeşerten filmler, müzikler, meşhur aforizmalar, pop kültür, dini kalıp yargılar ve dayatmalar basit, direkt ve eğlendiren bir dille eleştiriliyor. Üstelik tüm eleştiriler sistem mağdurları tarafından sürekli kutsanarak yapılıyor. Dahası anlaşılması güç bir dil kullanmadan, entelektüel bir üslup veya üst bir perdeden aktarılmıyor olaylar. En yalın hatta en kaba ve berbat haliyle sistem soyundurulup tüm çirkinliğiyle etrafa saçılıyor. Nerede şık, cici, lüks, düzenli, kutsal ve legal bir yapı varsa arkasında, altında ve içinde bağırsakları dağılmaya hazır absürt bir pislik yığını saklanıyor.

En ufak bir dokunuşta güzelin içinden çirkin, cicinin içinden kaka, kutsalın içinden şeytan, legalin içinden kanunsuzluk ve çok daha fazlası patlıyor. Şık bir paketle süslenerek vaat edilen hayatlar fiyaskosu açıldıkça, çaresiz ve kuşatılmış insanların rüya olarak gördükleri sistemin korkunç kabusu karakterlerin üzerine çöküyor. Dünyayı kan gölüne çeviren iğrenç Amerikan politikası kendi vatandaşının şık evlerinde birçok gizli suçu barındırıyor. Kanlı geçmiş ve bugün, halıların alt döşemelerinden hortlayınca yapılan her yama yeni bir çıkmaz leke oluşturuyor. İktidarın en küçük hücreye yansıyan çirkin yüzü gayet net resmediliyor.

Kısacası ‘Zor Kazanç’ uzun zamandır vizyona girmeyen ‘iyi’ gişe filmlerinden biri olarak ana akım bir filmin vermesi gerekenden çok fazlasını önünüze yığıyor. Eğlendiriyor, düşündürüyor, güldürüyor ve yer yer üzüyor. Yozlaşmış ideoloji ürünü karakterlerin çıkmazları bolca aksiyonla taçlandırılırken sinema tarihinin birçok klasiğine de göndermelerde bulunuluyor. Kolay ve basit görünenin içinden adeta sihirbaz gibi tavşan üstüne tavşan çıkartan yönetmen Micheal Bay, kendini gerçekleştirmenin yolunu vücudunu geliştirmek sananlara sert bir tokat patlatıyor.

Spor salonlarında kaslarını şişerek var olmaya çalışanların yok oluşu ve sönen hayalleri Mark Wahlberg, Anthony Mackie’nin ve Dwayne Johnson’un performanslarıyla göz dolduruyor.

  • Fragmanı  :  Zor kazanç
  • Yüksek çözünürlük afişe üzerine tıklayarak ulaşabilirsiniz..

 

Keşanlı Ali Destanı Adana Tiyatro Festivalinde Sahne Alacak

Sabancı Vakfı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Devlet Tiyatroları işbirliğiyle düzenlenen Devlet Tiyatroları-Sabancı Uluslararası Adana Tiyatro Festivali, yerli ve yabancı tiyatro topluluklarının oyunlarını sanatseverlerle buluşturuyor.

Sabancı Vakfı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Devlet Tiyatroları işbirliğiyle düzenlenen Devlet Tiyatroları-Sabancı Uluslararası Adana Tiyatro Festivali, yerli ve yabancı tiyatro topluluklarının oyunlarını sanatseverlerle buluşturuyor.

Festivalin ilk haftasında, Sadri Alışık Tiyatrosunun “Keşanlı Ali Destanı” oyunu ile İstanbul Devlet Tiyatrosu’nun “Sidikli Kasabası” oyunu Hacı Ömer Sabancı Kültür Merkezi’nde sahnelenecek.

Adana Tiyatro Festivali’nin ilk konuğu, 28 – 29 Mart tarihlerinde Sadri Alışık Tiyatrosu olacak. Tiyatro, Haldun Taner’in ölümsüz eseri “Keşanlı Ali Destanı”nı 40 kişilik dev kadrosu ve orkestrası ile sahneye taşıyacak. “Keşanlı Ali Destanı”, büyük kentin varoşlarında yaşayan insanların öykülerini, iktidar, çıkar, aşk ilişkileri çevresinde gelişen olayları eğlenceli bir dille ele alıyor.

30 Mart – 2 Nisan tarihleri arasında ise İstanbul Devlet Tiyatrosu, müzikal dünyasının Oscar’ı olan Tony Ödülleri’ne 10 dalda aday olan ve “en iyi müzik”, “en iyi metin” ödülleriyle başarısı tescillenen ünlü Broadway müzikali “Sidikli Kasabası”nı sahneleyecek. Müzikal, dünyanın ısınıp suların azalmasıyla birlikte tuvalete girmenin özel bir şirketin denetimine verildiği ve tuvalet parasını ödeyemeyenlerin gizemli Sidikli Kasabası’na gönderildiği bir dünyayı sahneye taşıyor. Sidikli Kasabası müzikali, bu dünyada yeşeren bir aşk hikayesinin etrafında başlayan isyanı eğlenceli bir masal gibi anlatıyor.

ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ ÖĞRENCİLERİ KUKLA YAPIMINI ÖĞRENİYOR

Festivalin ilk atölye çalışması, Hakan Dündar ve Boğaçhan Sözmen’in yönetiminde, 28 Mart tarihinde düzenlenen “Atık Malzemeler ile Kukla Yapımı ve Oynatımı” olacak.

Atölyede, oyunculuk ve kukla ilişkisi, kukla oynatım teknikleri, oyuncak ve kukla arasındaki fark ve benzeşimler, televizyon ve sahnede kuklanın kullanımı konuları ele alınacak. Adana Devlet Tiyatrosu’nun çalışma stüdyosunda gerçekleşecek atölye çalışmasına Çukurova Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü öğrencileri katılacak.

 

BK

Sinema Sokağı Tarih Kültür Mirasına Sahip Çıkalım

.

Anadolu’nun dört bir yanında kaçak, izinsiz yapılaşma, çarpık kentleşme, define arama ve soygun amaçlı kültür mirasına yönelik talan ve tahribatı bize ihbar edin, sahip çıkalım.

Tarihi eser veya objelerin aslına uygun yapılmayan restorasyonları, yanlış konumsal uygulamaları da bize bildirebilirsiniz. Bu konuların yanısıra ihbarlarınızda; kaderine terkedilmiş, insan ya da doğa tahribatına uğramış, “kültürel sit alanı” olarak tanımlanmamış ama tarihi nitelik arz eden, bilinmeyen veya az bilinen bölgelere de dikkat çekebilirsiniz.

Bunun için yapacağınız tek şey; çevrenizdeki tarihi doku ve kültürel özelliği bulunan yapı veya yapı unsurlarına karşı girişilen saldırıları bizlere iletmek. Konuyla ilgili yazınızı ve fotoğrafı aşağıdaki form üzerinden bizlere iletebilir ya da aynı bilgileri e-posta adresimiz sinemasokak@gmail.com ‘a gönderebilirsiniz.

Söz konusu tahribat ya da talanın yer tespiti için adreslendirmeniz, ve ortaya çıkan yıkımın boyutlarını detaylı şekilde dile getirmeniz duyurunuzun yanıt bulması için büyük önem taşıyor.

İnsanlığın ortak kültür ve tarih mirasına sahip çıkmak; uygarlığın beşiği Anadolu’daki yıkım, yağma ve tahribata “dur” demek için siz de “görmezden gelmeyin”!

.

Sayın Bakana Mektup Yazıyoruz Tıklayın…

.

Uyarı : İsimsiz ve irtibat bilgileri bulunmayan ihbarlar değerlendirilmeyecektir.

.

.