Gelmeyen Bahar

.

Özet & Detaylar

Emrah Erdoğan’ın (Küçük Emrah) yönetmenliğe adım attığı ilk filmi  Gelmeyen Bahar’da herkesin okumaktan rahatsız olduğu üçüncü sayfa haberlerini işliyor. Gündemde gittikçe silinmiş olan Töre cinayetlerini yanı sıra kadına karşı şiddet konusunu da işliyor. Ama bu konuları aşkın masum döngüsü içinde ele alınmasına özen gösterilmiş. Gelmeyen Bahar özellikle 8 mart kadınlar gününde izleyicisiyle buluştu.

Senaryosunda Emrah Erdoğan’ın yanısıra Tarkan Ateşmen’in de payı var. Oyuncu kadrosu Orhan Alkaya, Beyza Şekerci, Hasan Küçükçetin, Ayşe Kökçü, Turgay Tanülkü ve Ayten Uncuoğlu gibi isimler yer alıyor.

Reklamlar

Salon’da eğlence yeni yılın ilk konserleri ile başlıyor


ana logo

Barış Kekeç
baris@sinemasokak.com

Melis Danişmend
Müzik dünyasının önemli isimlerini sahnesine taşıyan Salon İKSV, 2013’te yurt dışından ve ülkemizden güçlü isimlere ev sahipliği yapmaya devam ediyor.

Kanadalı ikili Trust, Kim Ki O’nun da sahnede olacağı bir ”synthpop” gecesinde 11 Ocak’ta, Melis Danişmend ise yeni albümünün tanıtım konseriyle 12 Ocak’ta Salon İKSV’nin konuğu olacak.
.
.
.
.
.

KİBARCA ÖLDÜRMEK: ABD BİR ÜLKE DEĞİL, BİR İŞLETME

ana logo

Feyza S. demir
fyzsdmr@gmail.com

2744_kibarca-oldurmek-killing-them-softly-filminden-altyazili-fragman

“Killing Them Softly” Brad Pitt’in başrolünü üstlendiği ABD yapımı bir suç filmi. Aslında tam olarak öyle değil. Yani böyle söylemek haksızlık olur. Eğer bu filme “yalnızca” aksiyon dolu bir Brad Pitt filmi izlemek maksadıyla giderseniz, bu sizlere hayal kırıklığı yaşatabilir. Ancak filmin yönetmeni Andrew Dominik’in “Chopper” ve özellikle yine Brad Pitt’le çalıştığı “Korkak Robert Ford’un Jesse James Suikastı” filmlerini izlemişseniz ve üslubunu biliyorsanız anlarsınız ki amacı size “sadece” keyif dolu bir kaç saat yaşatmak değil.

Film ABD’de hani şu Oğul Bush’un görevi ilk siyahi “başkanımız” Barack Obama’ya bıraktığı ve aynı döneme denk gelmesi tamamen tesadüfi(!) olan ABD’nin büyük ekonomik sıkıntılar yaşadığı çalkantılı dönemde geçiyor. Sene 2008, tüm dünya Obama’nın cumhuriyetçi rakibiyle çekişmesine odaklanmış, gazeteler, bilbordlar, televizyonlar, radyolar vs. Ülkemizde bile her an gereksiz bir bilgi bombardımanına tutulmaktayız. Kuru temizleme dükkanı sahibi bir adam, elini suya sabuna değdirmeden bir kumarhaneyi soymayı planlar ve bunu işsiz güçsüz iki Amerikalı’ya yaptırır. Sonuçta işi yaptıkları ortaya çıkar ve öldürülürler, ancak ironik olarak ilk öldürülen bu üç kafadar değil, suçsuz olduğu bilinmesine rağmen çevredekilerin gazını almak için, kumarhane sahibi olur ve onun öldürülüşü diğer hepsinden daha “kabaca” gerçekleşir. Aksi halde çevredekiler kumarhanenin bu kadar kolay soyulabildiğini fark eder ve bunun cezasız kalması aynı suçun tekrarlanmasını sağlar. Sonuçta düzen bozulur ya da başka bir deyişle, filmde de sıkça tekrar edildiği üzere, ABD ekonomisi çöker.

Bu noktada karşımıza Jackie Cogan (Brad Pitt) çıkıyor. Cogan bu dört adamı öldüren ve düzeni sağlayan “görünmez el”. Filmde de fazla görünmüyor malesef. İster istemez saydım, bu yakışıklı adamı ilk yarıda yalnız 3 sahnede görünce ikinci yarıda kadın izleyici kitlesinde bir hayli düşüş meydana geldi…

Oyuncu seçimleri ve oyunculukları hakkında laf söylemeye lüzum yok. Araba kapısına kamerayı yerleştirme fikri ise çok güzel. Yalnız görsel açıdan alan derinliğinin fazla kullanılması kişisel olarak beni biraz rahatsız etti. Bir de arkaplanda başkanlık seçimleri temasını o kadar yoğun kullanmış ki izleyicileri fazla küçümsediğini düşündürüyor, sanki bu işi pek “kibarca” yapmıyor. Ayrıca son sahnede Cogan’a yaptırdığı konuşma filmi özetler gibi olmuş ki zaten o kadar tekrar ve vurgulamadan sonra zaten anlamıştık. Teori kitaplarında sayfalarca anlattıktan sonra “özetle” diye bir paragraf başlar kendinden önceki sayfaların boşuna yazıldığı hissini uyandıran, bu kitaptan keyif alanlar dışında diğer herkesin “niye okudum ben şimdi bunu?” demesini sağlayan, onlara benziyor. Yine de Brad Pitt’i bir sahnede daha görmemize vesile olduğundan fena olmamış.

O halde filmin anlatımına uygun olarak, “Özetle iyi bir film.”  diye bitiriyorum.

İyi seyirler.