Çin Hazineleri

Uğur Yılmazer

Uğur Yılmazer
ana logo

  ugurylmzr@gmail.com

 

Topkapı Sarayı Müzesinde açılan Çin hazineleri sergisi  ziyaretçilerini bekliyor. 23 Şubat2013 tarihine kadar açık olacak. 2012 Türkiye’de Çin Kültür Yılı” etkinlikleri kapsamında Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi’nde Dunhuang renkleri  sergisinden sonra Topkapı sarayı Çin’in UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası listesine alınan Çin’in “ölümsüz ordusundan bir kaç  Terracotta heykelli de bünyesinde barındırıyor.  Antik çağdan kalan  8 bin kişilik bu ordunun ilginç bir özelliği bu heykellerin birbirinden farklı karakterlere sahip oluşu. Bu heykeler gerçekten imparator Fo – Hi’nin ordusunun askerleri mi yoksa zanatkarların hayal ürünümü bu hala bilinemiyor.

Yer: Topkapı Sarayı Müzesi Has Ahırlar bölümü

DFSAFS

FDFSE

Reklamlar

Tophane’den Çin’e yolculuk

Uğur Yılmazer

Uğur Yılmazer
ana logo

  ugurylmzr@gmail.com

 

                 “DUNHUANG’IN RENKLERİ: İpek Yoluna Açılan Büyülü Kapı”

Çin’in Dünya Kültür Mirasları listesindeki Dunhuang Mağaraları Sanatı Avrupada ilk defa sergilenecek.Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, China Arts & Entertainment Group ve Dunhuang Akademisi tarafından düzenlenen sergi , 1987 yılında UNESCO tarafından, Dünya Kültür Mirası listesine dahil edilerek, koruma altına alınmış olan Dunhuang mağaraları (Mogao Taş Mağaraları) sanat eserlerini anlatmayı amaçlıyor. Burada yer alan resim ve heykeller MSGSÜ Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi’nde yeniden canlandırılacak. Bunun yanı sıra drama, dans ve akademik konferans gibi etkinlikler düzenlenecek.

Sergi, 15 Kasım 2012- 7 Ocak 2013 tarihleri arasında ziyarete açık olacaktır.

Kısaca Dunhuang;
Dunhuang , Gansu eyaletinin tarihi açıdan önemli bir şehridir. İmparator Han Hanedanı imparatoru Wu tarafından MÖ. 111 yılında kurulan ve kültür merkezi olan bu şehir, ayrıca ticaret yolu üzerinde yer almaktaydı. Yüzyıllar boyu rahipler topladıkları heykelleri Dunhuang’a getirmiş, yolu buradan geçen bir çok gezgin arkalarında duvar resimleri bırakmıştır.

Burada ki mağaraları Mogao Mağaraları adı altında toplayabiliriz. 366 yılında başlayan Mogao Mağaraları’nın sayısı, sonraki genişletilmelerle sürekli artıyordu. 7. yüzyılda hüküm süren Tang hanedanı döneminde ise Mogao’da Buda heykellerinin bulunduğu binden fazla mağara vardı. Bu nedenle Mogao Mağaraları, “Bin Buda Mağarası” da olarak adlandırılır.

Dunhuang Mogao Mağaraları’nın korunma çalışmalarına Çin hükümeti tarafından büyük önem veriliyor. Dünyanın dört yanından Mogao Mağaraları’nı ziyaret eden turistlerin sayısı giderek artıyor. Tarihi eserleri korumak için Çin hükümeti, Mogao Mağaraları’nın karşısındaki Sanwei Dağı eteğinde Dunhuang Sanat Eserleri Sergi Merkezi’ni kurdu. Burada ziyaretçiler için taklit mağaralar oluşturuldu.
Bazı mağaralar kapalı durumda. Duvar resimlerinin bu kültür mirası zarar görüleceği düşünülüyor. Bu bağlamda orjinallerine uygun sanal sergiler düzenleniyor. (Hong kong şehir üniversitesi etkileşimli görüntüleme ve şekillendirme uygulama araştırma ofisi, Dunhuang araştırma enstitüsü ve Hong kong dostları organizasyonu tarafından oluşturulan Hong kong Dunhuang dostları’nın yönetim kurulu başkanı Gabriel Yu tarafından desteklenen ‘’Saf Dünya: Dunhuang Mogao Mağaraları’na girelim sergisi burada açılmıştır. Burada gelişmiş sanal görüntüleme tekniklerini kullanarak, dijital görüntü ve ses efekleriyle üç boyutlu ortamda sergilendi.)
Bu mağaralar Budizm kitaplarının sakladığı mağara keşfedildiği dönemler yağmalanmıştır. İngiltere, Fransa, Rusya, Hindistan, Almanya, Danimarka, İsveç, Kore Cumhuriyeti, Finlandiya ve ABD’de Mogao tarihi eserleri bulunuyor. Bu ülkelerdeki eserlerin sayısı, tümünün üçte ikisini oluşturuyor.

Sergi 5 ana bölüm olarak düzenlenmesi düşünülüyor.

Bölüm I: Mekansal olarak Dunhuang

Dunhuang İpek yolu üzerinde 40 derece kuzey enlemiyle 92 derece doğu boylamında Çin ve Batı kültürlerinin kesiştiği stratejik bir noktadadır. İmparator Han Hanedanı imparatoru Wu tarafından MÖ. 111 yılında kurulan Dunhuang, çok kültürlü bir şehir olarak her zaman önemini korumuştur. Dunhuang mağaraları bölgede; Mogao mağaraları, Batı Bin Buda mağaraları, Yulin mağaraları, Doğu Bin Buda mağaraları ve Subei şehrindeki 812 mağaradan oluşan tüm mağaraları kapsar.

Bölüm II: 1000 Yıl Boyunca Dunhuang

Bu kısım farklı dönemlere ait sanat yapıtlarını sunarak Dunhuang’ın tarihsel değişim ve gelişimini anlatır. Dunhuang mağaraları sadece Çin kültürünü yansıtan bir sanat eseri değil; Yunan, Roma, Budist, Hinduist, Gandhara sanatları ve Orta Asya üslupları gibi Doğu ve Batı kültürlerinin birarada eridiği bir potadır. Sergi, Çinlilerle diğer halklar arasındaki toplumsal, politik, ekonomik, kültürel, bilimsel, teknolojik etkileşimleri göstermek açısından önem taşımaktadır.

Bölüm III: Buda’nın Nirvanası ve Tang Hanedanının Rüyası

Bu bölümde Orta-Tang hanedanlığına ait büyük Nirvana’ya Ulaşan Buda (Mogao mağaraları, 158 nolu mağara, batı duvarı) tasvir edilmektedir.

Bölüm IV: Harikulade Ustalık ve Özgün Görünüm

Bu bölümde farklı tarihsel dönemlere ait ve farklı üsluplara sahip dört Dunhuang mağarası canlandırılmaktadır.

Bölüm V: Etkileşimler

Bu bölümde, seyirciye Dunhuang sanatını daha iyi anlayabilmesi için eğitim kitapçıkları, sanat bulmacaları, fotografik görsel malzemeler, videolar, multimedia gösterileri gibi interaktif olanaklar sunulacaktır.

2012 Türkiye’de Çin yılı kapsamında Mimar Sinan Güzel Sanatlar üniversitesi çeşitli etkinlikler düzenlenecek.

Buradan etkinlik takvimine ulaşabilirsiniz. http://194.27.33.3/Tophane/content.aspx?id=300

MASUMİYET MÜZESİ GERÇEK Mİ, GERÇEK SANAL MI?

Şenay Tanrıvermiş

Şenay Tanrıvermişana logo

senayt@windowslive.com

 

Masumiyet Müzesi adlı Orhan Pamuk romanı, roman olma sebebiyle kurmaca bir eserdir. Kurmaca bir eserin gerçek bir müzesinin olması ise günümüz dünyasındaki hiperrealite gerçeğinin gerçekten daha gerçek olduğunun örneklerinden sadece biridir. Orhan Pamuk adeta bir Tanrı gibi yarattığı karakterlerin sadece kaderlerini yazmamış hayata dair ne kadar ayrıntı varsa düşünmüş, eşyalarını tek tek ve özenle toplamış, yaşadıklarını varsaydıkları bir ev almış, içini yaşanmışlık süsü veren fotoğraflarla ispatlamıştır.

Alabildiğine samimi ve gerçek bir atmosfer yaratılmıştır. Bugün rahmetli Füsun’un ve Kemal’in yaşamışlıkları kendi ailemizden rahmetli olmuş yakınlarımızdan daha gerçektir. Örneğin rahmetli babamın içtiği sigara izmaritleri çöpe atılmıştır, içkiler ve bardaklar yıkanıp arındırılarak sıradanlaşmıştır, kıyafetleri ona buna dağıtılmıştır, yatağı toplanmıştır ve ona ait dağınıklık derlenip toplanarak bitirilmiştir. Oysa Masumiyet Müzesi gezildiğinde Füsun ve Kemal’e ait hatıralar ve anlar dondurulmuş, biriktirilmiş olarak karşılar sizi. Füsun ve Kemal’in yaşamları o denli gerçek ve tazedir ki kendi gerçekliğiniz yanında sahte kalır. Az gelir, yetmez.

Çünkü kurgusal kişilerin gerçek dünyaları, bilincimizde gerçekle kurmacayı karıştırmamıza neden olur. Sanal ile gerçek arasındaki sınırlar kaybolur ve gerçeğin süssüz, abartısız, yetersiz görüntüsü gerçeğin gerçekliğine gölge düşürür. Masumiyet Müzesi kahramanlarının yaşam öyküsünü anlatan bir kitapları, kitabı doğrulayan bir evleri, evin içinde koskoca bir yaşam arşivi ve sokağında Füsun’ların evine gelen binlerce ziyaretçisi vardır.

Yaşayan insanların evlerine daha az ziyaretçi geldiğine göre Füsunların evinden nasıl şüpheye düşülebilir ki? Kişinin kendi hayatı ve gerçeğinden şüphe duyması çok daha mantıklı görünmektedir apaçık.
Eğer inatla Füsun ve Kemal’in kurmaca karakterler olduğunu düşünüyor iseniz bir yandan da kendi içinde yaşadığınız evrenin varlığından, artık olayların olup olmadığından ve her türlü işaret, kod ve göstergeden oluşan yaşamınızdan da şüphelenmelisiniz. Kendi kurmaca yaşamlarımızdan ve ne kadarını kontrol edip aktif olabildiğimizden de rahatsızlık hissetmeliyiz. Yaşadıklarımızın ne kadarı aldanışlardan ve inkarlardan oluşuyor?

Günün birkaç saatini internet aracılığıyla sanal alemde geçirdikten sonra akşam saatlerini televizyonun sunduğu sanal dünyada geçiren karakterlerin varoluşsallığı çok büyük muamma değil mi? Üstelik içinde yaşanılan konutlar Amerikan simulasyonu yaşam biçimleri dayatmışken Masumiyet Müzesi kahramanları çok daha orjinal, özgün ve biricik görünmüyorlar mı? Bu açıdan bir hayalin gerçekleşmesi gerçeğin ta kendisine dönüşmüştür. Orhan Pamuk hayallerin hayata geçmesi ve eşyaların kudretini bizlere ispatlayarak sanalı realiteye çevirmiş, realitenin içeriğinden şüpheye düşürmüştür.

Acaba yalancı dünya diyen Neşet Ertaş rahmet mi istiyor yazının sonunda?

İstanbul Modern’den Açıklama!

istanbul modern

İstanbul Modern hiçbir yere gitmiyor kültür sanat İstanbul 2 Numaralı Kültür Varlıkları Koruma Kurulu, onayladığı Galataport projesi çerçevesinde Eczacıbaşı Grubu’na ait İstanbul Modern Sanat Müzesi binasının kaldırılmasına kararı haberine İstanbul Modern’den yalanlama geldi.
İstanbul Modern’in üzerinde bulunduğu sahanın halka açık yeşil alan olarak düzenlenmesi planlandığı İstanbul Modern’in bulunduğu 8 bin metrekarelik sahanın

Galataport projesi kapsamında düşünülen meydanın bir parçası olacağı düzenlenmesinin planlandığı belirtildi.

Fakat İstanbul Modern’den gelen açıklamada Türkiye Denizcilik İşletmeleri ile 28 yıllık kira sözleşmelerinin olduğunu ve yerini aynen koruyacaklarına dair bir açıklama geldi.

İşte İstanbul Modern’in konuyla ilgili açıklaması:

İstanbul Modern’in Türkiye Denizcilik İşletmeleri ile 28 yıllık uzun dönemli kira sözleşmesi bulunmaktadır.

Kamuoyundan takip ettiğimiz üzere Galataport projesi kapsamında, İstanbul Modern’in yerinin aynen korunacağı belirtilmişti.

Hürriyet.

u