TEPENİN ARDI

Şenay Tanrıvermiş

Şenay Tanrıvermişana logo

senayt@windowslive.com

 

Emin Alper’in yönettiği film insanoğlunun kendini savunma içgüdüsüyle nasıl vahşileşebildiğinin, olmayan düşmanı nasıl üretebildiğinin, dahası kendi karanlık doğasından dolayı çevresine besleyemediği güvenin filmi… Tabii aslında çok daha fazlasını söylüyor muhtemelen. Türkiye politikasına denk düşen, içerde ve dışarıda düşmanlarımızın saldırıya hazır beklediği paranoyasına ayna tutan bir yaklaşım içeriyor. Kendi içlerindeki suçluların kahramanlık ve masumiyet öyküleri yüzünden sapla saman karışıyor. Kendi söyledikleri yalanların izinde doğru arayan bir ailenin körleşmiş gözleri karardıkça kararıyor.

Dede, baba, oğul ve bu ailenin işlerini ve hizmetini yapan bir kız ve oğulları olan çekirdek bir aile neredeyse filmin tüm kadrosu denilebilir. Dolayısıyla bir elin parmakları kadar insanın üzerinden işçi-patron ve iktidar ilişkisi gayet güçlü eylem ve sessizliklerle veriliyor. İktidar sahibi Faik ve oğullarının işçi ailesi üzerinde her türlü söz ve eyleme sahip olmaları bir yana, hepsinin birden işlerine geldiği için Faik’in hayali düşmanlarına inanması filmin odak noktasını oluşturuyor. Arada görülen koyun ve keçilerden başka, fondan geçen hayalet askerler ve gerçek komutanlar görülüyor sadece. Zaten korkuları besleyen düşmanlar tepenin ardındadır ve filmin evreninde görünmeyen kocaman bir düşman ordusu seyircinin kafasında hemen beliriverir.

Sadece bu bölge insanının değil genel olarak insanoğlunun sorunları çözmeye yaklaşımı soruna sebep olan hataları, yanlışları, kusurları ve varsa suçları kendinde aramak değildir. Herkesin bir ‘öteki’si vardır ve çoğunlukla suçlu ve problemli her zaman ötekidir. Yaratılan bu suni düşmanlıklar sayesinde insanlar kendilerini aklarlar, temize çekerler ve her zaman haklı çıkarlar. Bazı devletlerin kendilerine özellikle düşman yaratarak sanal politikalar üzerinden var olması ‘Tepenin Ardı’nın senaryosundan çok daha farklı çalışmaz. Kavgayı sistematik hale getirerek kenara çekilmek, gerçekten suçlu olanların kendilerini aklamaları için vazgeçilmezdir.Gündelik hayatın küçük kavgalarındaki yanlışlar bile çevrilen basit entrikalarla olmayan ötekine tüm suçu günahıyla boca edilir. Tüm kusur, suç, yanlış ve problem kaynağı olarak ‘öteki’nin mevcudiyeti adeta çok işlevli bir günah çıkarma, arınma ve temizlenme kaynağına dönüşür. İşte bu yüzden düşmana duyulan ihtiyaç kimi zaman dosta duyulan ihtiyaçtan çok daha kuvvetli olabilir.

İki ergen genç erkeğin heyecanları nedeniyle gelişen basit ve küçük olaylar aile büyüğünde biriken bir öfkeye neden olur. Ancak bu öfke yanlış yönlendirilmiş bir öfkedir ve artık akıtılması gereken nefret yanlış hedefe doğru ateş ettikçe işin içinden çıkılmaz gergin alan genişler, büyür. Böylece kısır döngü hızlanır ve bir kıvılcımla kocaman yangınların, yıkımların zemini hazırlanır. Neredeyse birilerinin kurban edilmesi zorunluluğa dönüşür. Gerçek suçlular, hayali düşmanların düşmanlıklarından medet umar hale gelirler. Tepenin Ardı içi öfke ve nefret dolu bir dedenin kin saçan tohumlarından sakatlanan oğul ve torunlarının hatalarıyla trajediye dönüşür. Gerilim ve çatışma politikasıyla kendi küçük çevresini sahiplenen dedenin zehirlediği iklimde artık kötülük ve düşmanlık sadece onun kontrolünde değildir. Her biri kendi iç dünyasında yaralı ve suçlu karakterlerin ortak bir düşmana karşı kenetlenmeleri kendileriyle yüzleşmekten daha kolay gelir.

Emin Alper ilk filmiyle sadece içerik açısından değil tutturduğu estetik ve form açısından da oldukça başarılıdır. Tepenin Ardı’nın neredeyse tüme yakını dışarıda çekilmiş ve western filmlere özgü bir doku ve atmosfer yakalanmıştır. Renk ve dokunun farklı ve ayrıcalıklı atmosferi ayrıca zenginlikli bir gerilim ortamı yaratmıştır. Kısacası yılın en özgün ve başarılı filmlerinden biri ödülleri toplamaya devam edecek gibi görünmektedir.

.

Şenay Tanrıvermiş