FARKLI BİR ROMANTİK KOMEDİ

.
“L’Iceberg” (2005) ile “Rumba”nın (2008) ardından üçüncü filmleri ‘Aşk Perisi’ ile vizyonda olan Dominique Abel-Fiona Gordon-Bruno Romy fantastik bir aşk filmi özleyenler için kaçırılmaması gereken bir film sunuyorlar. Film puslu ve yağmurlu bir havada hızla ilerlemeye çalışan bir bisiklet sahnesiyle seyirciyi içine ilk dakikada alıyor.

Gece resepsiyonisti olarak çalışan kahramanımızın ilk müşterisi köpeğini saklayan bir turist ve kendisinden üç dilek dilemesini isteyen bir peri. Ancak resepsiyonistin ne köpekli tuhaf turisti ne de otele yalınayak gelen periyi yadsıyacak hali yok çünkü kendisi de en az onlar kadar bu dünyaya ait olmayan bir sarsak. Tek derdi televizyondaki iyi müziği dinleyip sandviçini yemek olan adam ve peri arasında başlayan aşkla birlikte romantizm yükseldikçe inandırıcılık ve gerçekçilik beklentisinden hemen vazgeçiyor seyirci.

Aşk Perisi’nin evreninde bol miktarda dans, absürt espri, saf duygu yoğunluğu ve bizim yaşadığımız dünyayı bilmeyen, anlamayan dahası istemeyen bir tutum var. Tabii böyle olunca tuhaflıklar, sakarlıklar son derece mantıklı duruyor… Aniden şişen karın, öpüşürken dudaklarıyla birbirine yapışan çifti ayıramayan polisler, neredeyse 8 aylık görünen yeni doğmuş bebek, denizaltı dansı ve uçan adamlardan daha normal bir durum olamaz.
Kaldı ki komedi filmlerinin karakterleri genellikle sıradan insanlardır; eğitim görmemiş veya genel kültürü yüksek ise toplumla ayrılan farklı özellikleri olan, sarsak, kimi zaman kaba olarak algılanabilecek yapıdadırlar. Çirkin görülebilecek kabalık, anlayışsızlık ve sakarlıklar komedi karakterine yakışır. Aslında insanoğlunun kalıp yargılara göre sınıflandırdığı, saklamayı bildiği gülünç duygu ve düşüncelerini açığa çıkarırlar.

Aşk Perisi inceliklerle örülmüş görsel zenginliklerle dolu ve metaforik katmanları olan kodlar ve diyaloglarla olumlu bir karmaşa yaratıyor zihinlerde. Kısacası ustaca çerçevelenmiş her kare asla sıkıcılığa yanaşmadan hafif tempolu çıkışlarla eğlendiriyor. Klasik bir romantik komedinin vaat ettiğinden çok daha fazlasını veriyor film; adeta teatral oyunculuğu, dans, müzikal, komedi dokunuşlarıyla iyi sinema izleme alışkanlığı olanlara ve özellikle müzikal sevenlere harika bir ziyafet sunuyor.

Unutmamalı ki, bu türü sevmeyenler için Aşk Perisi eziyete dönüşebilir. Sevimli bir kadın ve yakışıklı bir aktör formülüyle yapılmış bir romantik komedi de değil. Gayet sıradan ikili için güzel yerine çirkin bile denilebilir. Peri denizaltında giydiği bikini dışında tek elbiseyle çıkarıyor filmi. Diğerlerinin de örtünmek için giyindikleri çok açık. Mekanlar ise otel, sahil, Aşkın Gözü Kördür adlı kafe ve koşturulan sokaklar olarak özetlenebilir. Yani kostüm yok denecek kadar az ve mekanlar son derece renksiz, vasat ve minimal öğelerden oluşuyor. Tüm sıradanlığın içinde danslar, müzik ve absürt oyunculuk etkisini arttırıyor. Peri ve resepsiyonistin abartılı jest ve mimikleri duygu derinliğini açığa çıkartmak açısından verimli sonuçlar yaratıyor.

Özetle hepsi birbirine benzeyen romantik komedilere benzemeyen film, hem eğlenceli hem de içinde çok katmanlı anlamlar taşımayı başarıyor. Sabun köpüğü Amerikan romantiklerindeki gibi sırtını çok güzel kadınlara, adamlara, mekanlara bağlamayan filmin diyalogları yok denecek kadar az ama etkili. Belki senaryo olarak elinize geldiğinde hiçbir şey vermeyen, söyleyemeyen Aşk Perisi, sinemanın büyüsünü zarif çerçeveler ve detaycı kameralar eşliğinde başarıyor. Arındırılmış metnin minimal iddiası ve dans koreografilerindeki çizgi üstü romans keyifli bir doyum sağlıyor.

Yürüyen çanta, kaybolan ceket, Aşkın Gözü Kördür kafesinin kör garsonu, ay ışığında öncesinde hiç konuşmadan birleşen çocuk ruhlu iki yetişkin, bir türlü üç dilek dileyemeyen bir sakar, benzin metaforunun zırt pırt kibar temaslarla yaptığı zengin çağrışımlar ve çok daha fazlası Aşk Perisi’ni ortalamanın çok üstünde çıkarıyor.

.

Şenay Tanrıvermiş