Gelmeyen Bahar

.

Özet & Detaylar

Emrah Erdoğan’ın (Küçük Emrah) yönetmenliğe adım attığı ilk filmi  Gelmeyen Bahar’da herkesin okumaktan rahatsız olduğu üçüncü sayfa haberlerini işliyor. Gündemde gittikçe silinmiş olan Töre cinayetlerini yanı sıra kadına karşı şiddet konusunu da işliyor. Ama bu konuları aşkın masum döngüsü içinde ele alınmasına özen gösterilmiş. Gelmeyen Bahar özellikle 8 mart kadınlar gününde izleyicisiyle buluştu.

Senaryosunda Emrah Erdoğan’ın yanısıra Tarkan Ateşmen’in de payı var. Oyuncu kadrosu Orhan Alkaya, Beyza Şekerci, Hasan Küçükçetin, Ayşe Kökçü, Turgay Tanülkü ve Ayten Uncuoğlu gibi isimler yer alıyor.

Reklamlar

GERGEDAN MEVSİMİ

.

Gergedan Mevsimi’nin açılışı dünya sinema tarihine adını yazdırmış yönetmen, yapımcı, oyuncu ve yaratıcılarının isimleriyle birlikte bizim oyuncularımızın isimlerini okumanın keyfini ve şaşkınlığını yaşatıyor. İlk yarının tamamına yayılan muhteşem İstanbul manzaraları ise bize ‘ öteki’ diye bakılmadığında büyüleyen şehri perde de parlatıyor adeta. Batılı kameranın doğuyu gizemli, tehlikeli, geri kalmış ve vahşi gösteren ön yargıda ısrarlı objektifi de olmayınca galiba seyrine doyum olmaz bir film başlıyor heyecanı sarıyor ister istemez. Bakir, estetik, temiz ve maviyle griliklere boyanmış İstanbul hayran bırakıyor.

Olmadık inşaatların kırık tuğlaları arasında patlayan sihirli görüntüler İstanbul’a yazılmış acıklı bir methiye gibi yürek burkuyor. Zaten filmin geneline hakim olan yaralı kalplerin sancıları mavi ve gri ara tonlarıyla hissettiriliyor. Öyle sahneler yakalanmış ki film kamerayla çekilmemiş, ressam eliyle çizilip boyanmış duygusu yaratılıyor.

Bu yüzden de soyut resimler gibi duran bazı sahneler sinemanın sınırlarını zorlayacak ve kelimelerle dışa vurulamayan duyguları tanımlayacak kadar güçlü duruyor. Yönetmen sinemasının tüm özelliklerini taşıyan bu film aslında giriş gelişme ve sonuç evrelerini çalıştırarak ilerlese de ilerlemiyor ve yönetmenin bilinçaltı sayıklaması etkisi gibi tam olarak izah edilemiyor. Özellikle gergedan, at ve kaplumbağa metaforları hem yönetmenin daha önceki filmlerine hem de sinema sanatının birçok başyapıtına incelikli ve etkileyici göndermeler yaparak entelektüel zihinleri okşuyor.

Yine de klasik anlatı izleme alışkanlığıyla neden-sonuç bağıntısı kurmaya çalıştıkça can sıkıyor. Tam olarak nedensiz ve sonuçsuz bir film izleme gayretine girildiğindeyse birbirinin devamı niteliği devamındaki olay akışı neredeyse sinir bozuyor. Çünkü bazı inandırıcılığı öldüren karakter ve olaylar zinciri filmden koparttıkça koparıyor maalesef. Örneğin; Yılmaz Erdoğan’ın canlandırdığı şoför karakterinin, şair hapse düşünce kazandığı yaptırım gücü açıklamasız bir fantezi gibi kalıyor ortada. Üstelik her taşın altından, her köşe başından, evin içindeki arka odadan ve hapishanenin koridorlarından çıkması ise bir süre sonra sıkmaya başlıyor. İnandırmasa da sürüklese bari beklentisini de boşa çıkarıyor çünkü tempo metaforik görsellerin kopukluğuyla iyice yavaşlıyor. Ayrıca dış sesin okuduğu şiirler anlatıyı rüya, hayal, gerçek arasında bırakıyor. Bunca aksaklıktan sonra bir de sürekli birbirini yanlış anlayan karakterlerin dramları ve işin içinden çıkılmaz yeni düğümlerle yepyeni acılara düşmeleri hikayeyi iyice düşürüyor.

Bahman Ghobadi ismi ve İran sinemasının, tüm sanatseverler dünyasında beklenti yaratan ayrıcalıklı konumunu hak etmeyen ve sonuçta hayal kırıklığı yaratan Gergedan Mevsimi maalesef politik bir film olarak da yazık ediyor. Behrouz Vossughi, Monica Bellucci, Caner Cindoruk, Beren Saat ve Belçim Belgin’in göz dolduran uyumlu oyunculukları aşırı doz melodram ve imge yüklemesiyle çöktükçe çöküyor. Yılmaz Erdoğan şüphesiz filmin en ışıldayan oyunculuğunu sergiliyor, Belluci ise sanki gerçekten Türk veya İranlı bir sima kadar gerçekçi bir ifadeyle inandırıyor. Öykünün metafor sağanağıyla izleyici zaman zaman boğmasına ve klişe melodram öğelerinin taklitçi kolajlarına rağmen oyunculuklar kusursuzluğuyla fark yaratıyor.

Keşke Ghobadi uysa da uymasa da bu kadar çok biçim ve içerik esinlenmelerini taklide vardırmasaydı. Üstelik Martin Scorsese’in filmin dağıtımını üstlendiğini öğrenince metinler arası zengin, evrensel ve özgün bir anlatıya ister istemez kesin gözüyle bakılırken bütün bildik öğeler üst üste bindirilmeseydi… Çünkü farklı coğrafyaların başka öykülerini duymaya ihtiyacı olan bir grup sanatsever Gergedan Mevsimi’ni sevmek için zaten bekliyordu.

.

Şenay Tanrıvermiş

Altın Koza’da Yarışacak Öğrenci Filmleri Belli Oldu

.

Belgesel, canlandırma, deneysel ve kurmaca kategorilerinde düzenlenen yarışmada 10 kurmaca, 9 belgesel, 5 canlandırma ve 6 deneysel yapım yarışmaya hak kazandı.

Bu yıl 19. kez düzenlenecek olan Altın Koza Film Festivali‘nde Ulusal Öğrenci Filmleri Yarışması bölümünde yarışacak filmler belli oldu. 170 filmin başvuru yaptığı yarışmada ön elemeyi 30 film geçti.

Türkiye’deki güzel sanatlar ile iletişim fakültelerinin sinema – televizyon bölümlerine devam eden öğrencilerin katılabildiği ve belgesel, canlandırma, deneysel ve kurmaca kategorilerinde düzenlenen yarışmada 10 kurmaca, 9 belgesel, 5 canlandırma ve 6 deneysel yapım yarışmaya hak kazandı.17 – 23 Eylül 2012 tarihleri arasında düzenlenecek festival kapsamında jüri karşısına çıkacak olan filmlerin ön değerlendirme jürisinde Selim Demirdelen (yönetmen), Ceylan Özçelik (TV Kültür – Sanat Programı Yapımcısı), Asiye Dinçsoy (Oyuncu) yeraldı. Yarışma jürisinde ise Veli Kahraman (Sanat Yönetmeni – Yönetmen), Lamia Karaali (Canlandırma Yönetmeni), Türkan Derya (Yönetmen), Nadir Öperli (Yapımcı – Sinema Yazarı) ve Nesrin Cavadzade (Oyuncu) bulunuyor.Dört dalda da ödül dağıtılacak olan yarışmada birinci gelen her filme 7500 TL ödül dağıtılacak. Ayrıca katılımcılar sektör temsilcileri ile bir araya gelirken, gösterimlerin ardından çeşitli söyleşiler ve etkinlikler gerçekleştirilecek.

.

D.K.

Sinemada Artık Büyük Bir Oyuncu Var : Cinemaximum

.mh_isbankasi_cinemaximum

Türkiye İş Bankası’nın kredi kartı Maximum ve Mars Entertainment Group büyük bir işbirliğine imza atıyor. 21 ilde, 49 lokasyonda 440 salonu bulunan tüm Mars Entertainment Group ve AFM Sinemaları, artık Cinemaximum adıyla hizmet verecek.

Bu büyük işbirliğini duyurmak üzere İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Yalçın Sezen ve Mars Entertainment Group Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Muzaffer Yıldırım’ın ev sahipliğinde 19 Nisan Perşembe günü saat 10:00′da Levent Cinemaximum Kanyon’da basın toplantısı düzenleniyor.

.BK

.

.

 

Titanic’in batışının 100. yıldönümü

 

Titanik’in bir buz dağına çarpıp Kuzey Atlantik’in sularına gömülmesinin 100. yıl dönümünde, dijital ortamda gemi hakkında 200 binden fazla belge yayımlandı.

BBC’nin haberine göre belgeler, 15 Nisan 1912’deki faciada yaşamını yitiren 1500’den fazla kişinin yanı sıra kazazedelerle ilgili bilgi içeriyor.
Belgeler arasında, aralarında Titanik’in kaptanı Edward J. Smith’inkinin de olduğu çok sayıda vasiyetname, sorgu yargıcının soruşturma yazıları, denizden toplanan 330 cesede dair belgeler ve geminin resmi yolcu listesi de yer alıyor.
Yolcu listesinde gemideki tüm yolcuların isimleri, yaşları, uyrukları ve meslekleri kaydedilmiş.
“Ancestry.co.uk.” sitesi tarafından derlenen koleksiyona erişim, 31 Mayıs 2012 tarihine kadar ücretsiz olacak.
Sitede 700’den fazla kişiyi kurtaran Carpathia gemisinin yolcu listesi de yayımlandı.
Belfast’ta inşa edilen ve asla batmayacağı düşünülen Titanik, 10 Nisan 1912’de New York’a doğru yola çıkmış, ancak 15 Nisan’da bir buz dağına çarparak 2228 yolcu ve mürettebatıyla Kuzey Atlantik’in sularına gömülmüştü.
Titanik’in enkazı, 1985 yılında Kanada’nın Newfoundland bölgesinin 645 kilometre açığında, deniz bilimci Robert Ballard tarafından bulunmuştu.
.
BK

Adı Komedi

Türk sineması son dönemde sadece işlediği temalarla değil kullanılan dille de çok konuşuluyor. Özellikle komedi türündeki filmlerde kullanılan dilin küfür içerikli ve argo ağırlıklı olması birçok eleştiriye neden olurken gişede milyonları bulan izleyici kitlesiyle rekor kırmaktan da geri kalmıyor. Her yaştan seyircinin tıklım tıklım doldurduğu bu filmler, “Komedi küfürle aynı şey midir?” veya “Küfürsüz komedi olmaz mı?” tartışmalarını da alevlendiriyor.

Biz komedi filmi yapmayı bilmiyoruz küfür edince komik olduğunu zanneden bazı kişiler tük sinemasını kalitesini bence düşürüyor ama bunu biz istiyoruz galiba bakıyorumda bu tür filmler çok izleyici alıyor bu gidişat kötü . Bunu düzeltmek bizim elimizde bu tür filmlere boykot yapmaklazım herkese bir iş düşüyor aslında gitmeyin bu filmlere sinemamızı bu tür filmlerden  kurtarın…

Davetli Yönetmene Yurtdışı Yasağı

Ünlü yönetmen Jafar Panahi’yi ev hapsinde tutan İran yönetimi, Altın Portakal’ın diğer davetlisi Mojtaba Mirtahmasb’a yurtdışına çıkma yasağı getirdi.

Antalya Büyükşehir BelediyesiAntalya Kültür Sanat Vakfı işbirliğiyle düzenlenen 48. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’ne davet edilen Mojtaba Mirtahmasb, Tahran Havalimanı’nda beklemediği bir sürprizle karşılaştı.

5 Eylül Pazartesi günü eşi ve oğluyla Paris’e gitmek için havalimanına varan Mojtaba Mirtahmasb’ın yurtdışına çıkması engellendi; pasaportuna ve bilgisayarlarına el konuldu.

48. Festivalde özel gösterimi yapılacak “This Is Not A Film / In Film Nist – Bu Bir Film Değil” filmi için Jafar Panahi ile birlikte Antalya’ya davet edilen filmin diğer yönetmeni Mojtaba Mirtahmasb, 28 Eylül’de Fransa’da vizyona girecek olan filmin tanıtım çalışmaları için Paris’e gidecek; sonrasında filmin gösterileceği Toronto Film Festivali’ne katılacaktı.

Jafar Panahi’nin serbest bırakılması için girişimlerini sürdüren Altın Portakal yönetimi, İranlı yetkililerden Mojtaba Mirtahmasb için de özgürlük talebinde bulunacak.

Antalya Büyükşehir Belediyesi logo
Image via Wikipedia

Geleneksel konulara devrimci yorum

1971 yılında İran’ın Kerman Şehrinde doğan Mojtaba Mirtahmasb, Tahran Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde görsel sanat ve el sanatları üzerine lisans eğitimini tamamladı. Film yönetmenliği yanında belgeselci olarak da tanınan Mojtaba Mirtahmasb, İran’da, devrim sonrası kuşağın önde gelen yönetmenleri ve sanatçıları arasında kabul ediliyor.

1996 – 97 yıllarında yaptığı, dokuz seriden oluşan ve konularını İran’ın geleneksel sanatlarından alan ünlü belgeselleri, Mirtahmasb’a özgünlük kazandıran eserler olarak kabul ediliyor.

Koltukları boş bırakılacak

Antalya’da gösterilecek “This Is Not A Film / In Film Nist – Bu Bir Film Değil” adlı filmde, Panahi’nin hapiste geçirdiği günlerin öyküsü anlatılıyor. İran sinemasının şu andaki durumuna da ayna tutan filmde Panahi, Mojtaba Mirtahmasb’ı tutuklu bulunduğu evinde ağırlıyor; yapamadığı filmini anlatarak senaryosunu okuyor; ona “oyunculuk” yapıyor. Kısıtlı koşullarda, sınırlı olanaklarla çekilen film “flash disk”le yurtdışına çıkarılıp Cannes‘a ulaştırılıyor.

İranlı yetkililer izin vermez, Antalya’ya gelemezlerse, filmin gösteriminde ve ödül törenlerinde Panahi ve Mirtahmasb’a ayrılan koltuklar boş bırakılacak.