Sağ Salim 2: Sil Baştan’ın Yeni Fragmanı Yayınlandı

2012 yılının en beğenilen komedi filmlerinden biri olan Sağ Salim devam filmiyle yeniden beyazperde de. Filmin yeni fragmanı internet ortamında yayına verildi..

 

Reklamlar

Çanakkale Yolun Sonu

.

Özet & Detaylar

Film konusunu 1915 yılları I. Dünya Savaşın da Anzaklara karşı verilen mücadeleden alıyor. Türk askerlerinin göstemiş olduğu müdafa karşısında Anzak kuvvetleri geri püskürtülmüştür. Filmin baş rollerinde Gürkan Uygun (Muhsin), Umut Kurt (Hasan) ve Berrak Tüzünataç (Behice) paylaşıyor.sinema

Gönüllü Muhsin ve Hasan kardeşlerin vatanı müdafa için Hilal-i Ahmer cemiyetine mensup destek birliği ile cepheye gelir. Burada savaşın gerçek yüzüyle karşılaşırlar.Muhsin iyi bir keskin nişancı olarak Anzaklara korku salar.Ancak Anzak kuvetlerinin başındaki İngiliz binbaşı Muhsine karşı kendi keskin nişancısını yollar ve savaşın çemberi gittikçe daralmaktadır..

Film Türkiye ile aynı anda Almanya, Hollanda, İngiltere, Fransa, İsviçre, Belçika, Azerbaycan’ın da aralarında bulunduğu bir çok ülkede gösterime girecek. Filmin yönetmeni Serdar Akar ve Kemal Uzun paylaşırken , Oyuncu kadrosunu Gürkan Uygun , Umut Kurt, Berrak Tüzünataç , Mahir Günşiray, Ben Warwick, Fikret Yıldırım Urağ, Stephen Change ve Memetcan Diğer gibi isimler oluşturuyor.

Bir küçük eleştiri savaşta keskin nişancıların mücadelesi diyince akla gelen ilk film Jude Law’ın (Vassili Zaitsev ) başrolünde oynadığı ” Kapıdaki Düşman ” oluoyr. Yani Çanakkale Yolun Sonu filmindeki Muhsin karakteri formatı bu filmden adapte edilmiş.

Ayrıca Kapıdaki Düman filmindeki Vassili Zaitsev karakteri II. Dünya Savaşı’nın en tanınmış Sovyet keskin nişancılarından biridir. Bu filme uyarlanan hikayede; Zaytsev’in bir Alman keskin nişancısıyla yaşadığı düello hayal ürünüdür.

Dabbe mi ?

.
Filmi dün izledim ve  Hasan Karacadağ filmi ve bekleneceği gibi yine cin suistimali , klişe senaryo, rezalet oyuncu performansları, çakma sahneler, ucuz kurgu numaralarıyla korku yaratma çabaları ve tabiki üç kuruşluk efekler.Fragmandanda anlaşılacağı gibi panarolmal activity’nin taklidini yapmış.

Dabbe  paranormal activity ‘nin türkiye versyonu gibi bakış acılar farklı ama baktıkları yer yanı  , çekim yöntemleri bile aynı  Film nasıl mıydı ? şöyle deyim korku filmi olmasına rağmen ben gülmekten izleyemedim filmi salonda komedi filmi oynuyormuş gibi kahkahalar yükseliyordu..

Boş zamanı olan kişiler için ilk tercih olabilir

.

.

.

D.K.

SONSUZ UNUTUŞ’UN DAİMİ HATIRLATMASI

Şenay Tanrıvermiş

Şenay Tanrıvermişana logo

senayt@windowslive.com

 

Kadir Aydemir son dönemde adını sıkça duyduğumuz her daim çocuk kalacak genç yazar ve şairlerden biri olarak bu yaza harika bir öykü kitabı armağan etti.  ‘Sonsuz Unutuş’  içinde gitme halleri, gidememe dertleri, giderken bırakamama, bırakırken çok daha sıkıca bağlanma, bağlanırken tel tel kopma ve koparken sımsıkı ait ‘olma’ ve ‘olmama’ hallerini aşkla anlatan tertemiz öykülerle dolu. Hem aşkla anlatılmış aşk, hem de hiç bağırmadan, kocaman ve yüksek perdeden cümlelerle değil! Çok satsın diye aşk çığırtkanlığı yapılmamış yani.

Beş yıllık birikim ve aylar süren detaycı bir titizlenmeyle ve gündüz rüyalarına benzer sersemlikle şiire doğru gidiyor öyküler. İlginç, çakırkeyif bir keyifle bilinç arasında gezdiriyor her kısacık öyküsünde Aydemir. Bazen hafif hafif sallıyor, bazen tatlı tatlı üzüyor ve bazı cümlelerle içinize oturuyor…  Ağzınıza bir parmak bal çalarken aniden tadınızı kaçırıyor, gerekli gereksiz tanıdık araflarda acayip sorularla çalışmadığınız yerden soruyor sık sık. Karanlıkta bir karakter gölgesinde kendisiyle karşılaştırıyor okuyucuyu ve başbaşa bırakıp kaçıyor kimi zaman sizi sizinle…

Fena yapıyor ama iyi gelen bir tarafı var. Geçirilmesi gereken hastalıklar gibi. Görülmesi gereken küçük hesapların büyük sonuçları gibi. Mutlaka aranması gereken eski aşkların kahve falınızda fotoğrafının siyah beyaz negatifinin çıkması gibi. Ziyaret edilmesi gereken sıkıcı yaşlı bir yakınınızın evinden çıkarken ağırlaşan adımlarınıza inat hafifleyen zihniniz gibi. Fantastik sinemalarda özlenen absürt, ironik, gerçekdışılığın ete kemiğe bürünüp sürreal resimlerden animasyona kayışı gibi. Çeksen filmi yapılır çoğunun, ama özüne sadık kalınmaz, kalınamaz gibi.

Kısacası iyi edebiyatın lezzeti akıyor sayfalardan. Edebiyatın yerini ancak masumiyetini koruyan saf edebiyat dolduruyor tabii. Filozof takılmaya, aforizmalardan çakma cümleler kurmaya, sloganvari kelime oyunları kurmaya, olmadan görünmeye çalışmıyor genç yazar.  Yine de güzel, önemli ve zarif dokunuşlarla yüreğe işlenebiliniyormuş bilgisini hatırlatıyor.

Ne güzel ‘Sonsuz Unutuş’un hep hatırlamak dürtüsünü uayandırması ve cin gibiyken uyutmaya yeltenmesi.

Bu arada yazarın önceki eserleri ’80’lerde Çocuk Olmak’, ’90’lar Kitabı Çocuk mu? Genç mi?’ yakın geçmişimizi zarifçe hortlatmış ve sırları dökülmüş bir aynada bizi bizle yüzleştirmişti. Yalanlarımız, kayıplarımız, acılarımız önümüzde durmuş ve çok güldürmüştü. Üstelik o yılların tek sahibi ve sorumlusu olmadığı için birçok başarılı ismi sayfalara ortak etmişti Aydemir. Post modern dünyanın çok postmodern yapısına uygun, en güzel örnekler oldu bu çok yazarlı kitaplar.

Yaratıcı fikirlerin daha çok yazara bulaşarak zenginleştiği, sanatçılara özgü bencillikten ve iddiadan uzaklaştığı, ve paylaştıkça katmanların derinleştiği ve değiştiği eserler çıktı ortaya.  Evet Kadir Aydemir’in bulaşıcı bir özelliği var, çünkü bu kitapları aldığınızda hem herkes okusun, duysun bilsin istiyorsunuz hem de kitapları bitirince bitiremiyorsunuz. Hatıralar  bilinçaltınızdan üst katlara fırlıyor, sayfalar çalışmaya başlıyor, bazılarını tekrar tekrar okumak dua gibi iyi geliyor. Üstelik uzun yazar listesinde adınız olmasa dahi çoğu kere kendiniz yazdığınız yanılsamasına inandırıyor sizi. Daha ne yapsın?

.

Şenay Tanrıvermiş