23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Kutlu Olsun

SİNEMA SOKAĞI SANAT GAZETESİ 

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Kutlu Olsun

Kökleri Kuvayı Milliye’ye ve Ulusal Kurtuluş Savaş’ımıza dayanan Türkiye Büyük Millet Meclisimizin kuruluşunun 92. yılını kutlamaktayız. Ulusal Egemenliğimiz, 92 yıldır bağımsızlığımızın ve özgürlüğümüzün simgesi olmuştur.

23 Nisan 1920 tarihinde açılan TBMM, hem ülkemizin kurtuluşuna, hem de yeni bir devletin kuruluşuna öncülük eden tarihi bir olguya sahiptir. Çürümüş ve yozlaşmış bir imparatorluktan yepyeni bir Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması, demokratik ve laik bir yönetim biçiminin gerçekleşmesi, çağdaş ve aydınlık bir yaşam biçiminin belirlenmesi ve bunun için yapılan tüm yenilikler, 23 Nisan 1920 tarihinde Mustafa Kemal’in liderlik ettiği TBMM’nin attığı adımlarla gerçekleşmiştir.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı egemenliğin ulusta olduğunun kabul edildiği bir gün olmakla birlikte, dünya çocuklarının katılımıyla kutlanan, barış ve kardeşlik gibi yüce değerlerin içtenlikle paylaşılmasına, dünyaya yayılmasına, farklı kültürde çocukların buluşmasına ve kaynaşmasına vesile olan ve dünyada kutlanan ilk çocuk bayramıdır.

Atatürk’ün tüm dünya çocuklarına armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutluyor, çocuklarımıza ve sizlere esenlikler diliyorum. Saygılarımla…

Atam izindeyiz… 

 Barış Kekeç
Genel Yayın Yönetmeni

.

.

Reklamlar

Türkiye Müzik Ödülleri

Uğur Yılmazer

Sinema Sokağı Sanat logo

 

Uğur Yılmazer
ugurylmzr@gmail.com

.

18 yıllık Kral tv müzik ödülleri adı bu sene değiştirildi. 19.’su düzenlenen 2013 Türkiye müzik ödülleri sahiplerini buldu.

Bu önemli gecede geçen yıl kaybettiğimiz sanatçılarımız anıldı. Müslüm Gürses, Ferdi Özbeğen, Kamil Sönmez ve Neşet Ertaş’ın şarkılarını Halil sezai, Kubat, Ümit Besen söyledi.

Mustafa Ceceli , “4 dalda aday gösterildi.En iyi albüm ve en iyi erkek sanatçı ödüllerini aldı. Gecenin onu ödülü ise Müslüm Gürses’in eşi Muhterem Nur tarafından Ferdi Tayfur’a verildi.

Türkiye Müzik Ödülleri gecesinde ödül vermek üzere sahneye çıkan Kayahan herkesi ayağa kaldıran şu sözleri söyledi.” Herkes ödül alırken annesine eşine ve arkadaşlarına teşekkür ederken ben bir kişiye teşekkür edeceğim…

Türkiye Cumhuriyeti ‘nin kurucusu olan bu günlere gelmemizi sağlayan Mustafa Kemal ATATÜRK ve silah arkadaşlarına candan teşekkür ediyorum. Rahmet ve minnetle anıyorum..” Salonda bu sözler üzerine büyük alkış ve destek gören Kayahan herkesi ayağa kalkmaya davet etti.

kral-muzik-o-072035E6

Türkiye Müzik Ödülleri

En iyi enstrümantal albüm: Dönmez Yol – Erkan Oğur
En iyi albüm: Es – Mustafa Ceceli
En iyi kadın şarkıcı: Göksel
En iyi özgün dizi müziği: Aytekin Ataş (Muhteşem Yüzyıl)
En iyi Grup: Seksendört
En iyi klip: Ziynet Sali – Her Şey Güzel Olacak
En iyi çıkış yapan şarkıcı: Mehmet Erdem.
En iyi özgün film müziği: Yıldıray Gürgen (Evim Sensin)

En iyi düet: Soğuk Odalar – Emre Aydın & Gülden Mutlu

En iyi proje: Orhan Gencebay’la Bir Ömür
En iyi remix: Geri Dönüş Olsa – Emre Kınay
En iyi erkek şarkıcı: Mustafa Ceceli
En iyi single: Beni Biraz Böyle Hatırla – Emre Aydın
En iyi şarkı: Türkan – Demet Akalın

Cumhuriyetin 89. yıl dönümünü kutlu olsun

Ey Türk‘ün büyük kurtarıcısı, ulu önder Atatürk

Ulusumuzu, cumhuriyetimizi, kutlu vatanımızı ve hatta varlığımızı bize kazandırdığın için sana şükranlarımızı sunuyoruz.

Geleceğin umudu olan biz genç Türkler, senin açtığın yolda şerefle yürüyor, sana ve mensubu olduğun Türk ulusuna layık olabilmek için, ilkelerinle yaşayıp azimle çalışıyoruz. Atam izindeyiz.

Millet olarak büyük bir zafere ulaştırdığımız milli mücadelemizi yeni, güçlü bir devletle ve Cumhuriyet yönetimi ile taçlandırışımızın 29 ekim 1923  yılına erişmenin mutluluğu içerisinde; Cumhuriyetimizin 89. kuruluş yıldönümünü yürekten kutlar, bu anlamlı günde, başta Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere İstiklal Savaşımızın bütün kahramanlarını, eşsiz fedakarlıklarıyla milletimizin gönlünde ölümsüzleşen bütün şehit ve gazilerimizi rahmet ve şükranla anarım.

Atatürk’ün bizlere armağan ettiği Cumhuriyetin 89. yıl dönümünü  kutluyor ve sizlere de esenlikler diliyorum.

.

Saygılarımla…

Barış Kekeç
Sinema Sokağı Sanat Gazetesi
Genel Yayın Yönetmeni

 

Abdullah Ziya KOZANOĞLU, (1906-1966)

.

Kabataş Erkek Lisesini 1922 yılında , GSA Mimarlık ve Teknik Üniversitesi Mühendislik bölümünü 1929 da bitirdi. 1932’de Milli Eğitim Bakanlığı baş mimarı oldu. Daha sonra, bağımsız olarak mimarlık ve müteahhitlik yaptı. Spora da meraklı olan Kozanoğlu Beşiktaş kulübü başkanlığını üstlendi.

Hiç bir zaman “yüksek edebiyat” içinde değerlendirilmeyen, eleştirmenlerin, tarihçilerin ilgisini çekmeyen Kozanoğlu külliyatı, Türkiye’de en çok baskı yapan ve okunan romanlardan oluşuyor. Üstelik onun, açtığı yoldan ilerleyenlere, sinemaya ve çizgi romana yaptığı etkileri de göz önüne alırsak, ne kadar önemli olduğu hemen anlaşılacaktır. Bugün her Türk vatandaşı, onun kurgusuna dayanan birden fazla kitap, çizgi roman veya film ile karşılaşmıştır. Mesela, Suat Yalaz’ın “Karaoğlan”ı, “Kızıl Tuğ”daki Otsukarcı tiplemesinin bir uyarlamasıdır sadece. Asıl efsanevi karakteri ise, Cüneyt Arkın’ı sinemada bir külte dönüştüren “Malkoçoğlu”dur.

Romana yansıyan Türkçülük

Kozanoğlu romanlarını edebi anlamda tartışmak bize pek bir şey kazandıracak gibi görünmüyor. Önemli olan, yazarın yazma amacı, dönemin tarihi ve o tarihteki egemen ideoloji ile ilişkileri. Kitaplarını yayınlayan Tahsin Demiray, onu 1920’lerde keşfedişini şöyle anlatıyor; “Türkiye’ye, Türk ülküsüne, Türk davasına olan sıcak imanından Abdullah Ziya’nın ressam olduğu kadar verimli bir yazar olacağına karar verdim”. Sonra da bu ilk romanının yerini belirliyor; “Kızıl Tuğ bütün bir gençliğin içinden duyduğu devrimin ilk öncüsüdür. Konusunu büyük Türk tarihinden alan ve öz Türk kelimelerinden bir kaçına her sayfada cümleleri içinde yer veren Kızıl Tuğ, doğan neslin ruhundaki gizli arzu ve heyecanları üste çıkaran bir darbedir”. Anlaşılacağı gibi, bu roman ve yazma amacı, o dönemdeki milli düşünce akımının temsilciliğini üstlenmişti. Bu düşünce akımı; “büyük Türk ulusunu birleştirecek o tek dile, tek şiveye ve tek ülküye doğru, Kızıl Tuğ’da başlayan, (…), yedi yıl sonra Atatürk’ün komutasında tempolaşan” Türkçülük, Turancılıktı.

Turancılık’tan söz açılınca, dönem tarihine dönmek ve Kozanoğlu’nun Türkçülüğü ile Atsız’ın, Sepetçioğlu’nun Türkçülüğünü ayırmak zorunlu oldu. Türkçülüğün ortaya çıkması (1908), aşağı yukarı Abdullah Ziya’nın doğumuna tekabül eder(1906). Yetişme çağı boyunca, yükselen bu yeni değerin etkilerini hisseden Abdullah Ziya’nın Türkçülüğü, yıkılan İmparatorluğun yerine kurulacak ulus devlet modelini savunan tarzdadır. Bu tarz Türkçülük, II. Dünya savaşından sonra etkisini kaybetti. Onun yerini, daha ırkçı-şoven bir milliyetçiliğin aldığını görüyoruz. Atsız’ın romanlarını, bu yeni tarz içinde değerlendirmek uygun olur.
Cumhuriyet döneminin ilk tarihi macera romanı olan “Kızıl Tuğ”. Hiç bir zaman “yüksek edebiyat” içinde değerlendirilmeyen, eleştirmenlerin, tarihçilerin ilgisini çekmeyen Kozanoğlu külliyatı, Türkiye’de en çok baskı yapan ve okunan romanlardan oluşuyor “Kızıl Tuğ bütün bir gençliğin içinden duyduğu devrimin ilk öncüsüdür. Konusunu büyük Türk tarihinden alan ve öz Türk kelimelerinden birkaçına her sayfada cümleleri içinde yer veren Kızıl Tuğ, doğan neslin ruhundaki gizli arzu ve heyecanları üste çıkaran bir darbedir”. Anlaşılacağı gibi, bu roman ve yazma amacı, o dönemdeki milli düşünce akımının temsilciliğini üstlenmişti. Bu düşünce akımı; “büyük Türk ulusunu birleştirecek o tek dile, tek şiveye ve tek ülküye doğru, Kızı Tuğ’un ortaya çıkması(1908), aşağı yukarı Abdullah Ziya’nın doğumuna tekabül eder(1906). Yetişme çağı boyunca, yükselen bu yeni değerin etkilerini hisseden Abdullah Ziya’nın Türkçülüğü, yıkılan Ġmparatorluğun yerine kurulacak ulus devlet modelini savunan tarzdadır. Bu tarz Türkçülük, II. Dünya savaĢından sonra etkisini kaybetti. Onun yerini, daha ırkçı-Ģoven bir milliyetçiliğin aldığını görüyoruz. Atsız’ın romanlarını, bu yeni tarz içinde değerlendirmek uygun olur.

Kızıl Tuğ”da, döneme göre başka yenilikler de var; milli bir şuur aşılamak amacıyla yazılmasının etkisiyle, sık sık dipnotlar verilmiş. Kimi zaman öz Türkçe kelimelerin anlamlarını açıklıyor, kimi zaman eski adetler, inançlar, kişiler hakkında bilgiler veriyor. Yazar, ilk romanı oluşu nedeni ile, “Fatih Feneri”, “Hilal ve Haç” romanlarında üstesinden gelinen tutarsızlıklardan kaçınamamış. Bu metinde zaman ve mesafe mefhumu yok. Mesela, Timuçin, Orta Asya’da karşılaştığı Otsukarcı’nın yola çıkacağını öğrenince, “sen Horasan’dan geçecek misin” diye soruyor. Kahramanlarımız, bugün motorlu taşıtlarla aşılması güç olan mesafeleri, kuş olup geçiyorlar. Bir bakıyorsunuz Alamut kalesindeyiz, bir bakıyorsunuz Çin Sarayında. Anlatı bakış açısı tekniği de ilginç. (Aylık Birikim Dergisi, A. Ömer Türkeş)

Romancımızın yazdığı eserler tarih sırasıyla Şunlardır:

Kızıltuğ 1923, Atlı Han 1923, Türk Korsanları 1926, Seyit Ali Reis 1927, Gültekin 1928, Kozanoğlu 1929, Kolsuz Kahraman 1930, Savcı Bey 1931, Sarıbenizli Adam 1932, Malkoçoğlu 1933, Patronalılar 1934, Tavşanbaşı 1935, Tokat 1936, Battal Gazi Destanı 1937, Sencivanoğlu 1938, Fatih Feneri 1949, Karakoldaki Ayna 1950, Dağlar Delisi 1951, Hilal ve Haç 1958, Kızıl Kadırga 1962, Arena Kraliçesi 1964, Kubilay Hanın Gelini 1966,

Kozanoğlu‘nun yukarıda yer alan romanlarından, Türk Sinemasına hayat veren altı romanı, toplam 16 filme konu olmuştur. Filmlerin beyaz perdeye aktarılış tarihleri sırasıyla:

1) Kızıltuğ “Cengiz Han” ―1952‖, 2) Cengiz Han’ın Hazineleri ―1962‖, 3) Kolsuz Kahraman ―1966‖, 4) Malkoçoğlu ―1966‖, 5) Malkoçoğlu Krallara Karşı ―1967‖, 6) Kozanoğlu ―1967‖, 7) Gültekin Asya Kartalı ―1968‖, 8) Malkoçoğlu Kara Korsan ―1968‖, 9) Malkoçoğlu Akıncılar Geliyor ―1969‖, 10)Malkoçoğlu Cem Sultan ―1969‖, 11) Gültekin Amazonlara Karşı ―1969‖, 12) Malkoçoğlu Ölüm Fedaileri ―1971‖, 13) Battal Gazi Destanı ―1971‖, 14) Karaoğlan Geliyor ―1972‖, 15) Malkoçoğlu Kurt Bey ―1972‖, 16) Cengiz Han’ın Fedaisi ―1973‖

.

Yalçın Özgül
( Sinemacı Amca )

Meral Okay Hayatını Kaybetti…

Ünlü senarist ve oyuncu Meral Okay bu sabah evinde hayatını kaybetti.

Bir süredir akciğer kanseri tedavisi gören Meral Okay’ın vefat haberini Ali Sunal twitter sayfasından duyurdu. Sunal sayfasına “Meral ablamı Meral Okay’ı kaybettik, başımız sağolsun.” yazdı.

MERAL OKAY HAYATINI KAYBETTİ

MERAL OKAY KİMDİR

Meral Okay, 20 Eylül 1959 tarihinde Ankara’da doğdu.

Beş yıl devlet memurluğu yapan Okay, bu süreçte Toprak Mahsülleri Ofisi’nin Dünya Bankası projelerinde ve TBMM’nin Atatürk’ün 100’üncü yaşı kutlamaları çerçevesinde kurulan bir komisyonunda yer aldı. 12 Eylül döneminde Türkiye İşçi Partisi üyesi ve işyeri temsilcisiydi.

1984 yılında sinema ve tiyatro oyuncusu Yaman Okay’la evlendi. Eşi 10 yıl sonra, henüz 41 yaşındayken kanserden yaşamını yitirdi.

İstanbul’a taşınarak Günaydın gazetesinde çalışmaya başladı. Dergicilik, yayıncılık, yapımcılık, Sezen Aksu ile sahne çalışmaları yaptı, şarkı sözleri yazdı. İkinci Bahar dizisiyle ünlendi. Bir filmde yapımcılık denemesinde bulundu.

Meral Okay oyuncu olarak Bir Bulut Olsam, Alia, Beynelmilel, O Şimdi Asker, Hiçbiryerde, Koltuk Sevdası, Yeditepe İstanbul, İkinci Bahar dizilerinin yanısıra Seni Seviyorum Rosa filminde oyuncu olarak yer almıştı.

Okay, Yasemince, Asmalı Konak, Fedai, Bir Bulut Olsam dizilerinin senaryosunu yazmıştı. Okay son olarak Muhteşem Yüzyıl dizisini senaryosunu yazıyordu…

Hürriyet

U.Y

Atatürk’ün aşkı film oluyor!

Mustafa Kemal Atatürk
Mustafa Kemal Atatürk

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün Makedonya;nın Manastır (Bitola) kentindeki askeri İdadi’sinde okuduğu yıllarda (1896-1899) Eleni Karinte adlı Ulah kökenli bir kızla yaşadığı aşk beyaz perdeye aktarılıyor.

Makedon yazar Deyan Dukovski;nin “Balkan Ölmemiştir” adlı eserinden uyarlanan ve aynı adı taşıyan filmin çekimlerine önümüzdeki günlerde başlanacağı bildirildi.

Yönetmenliğini Aleksandar Popovski’nin yapacağı film, Makedonya’nın “Kino Oko” şirketiyle Sırbistan, Hırvatistan ve Slovenya’da sinema şirketlerinin ortak yapımı olacak.

Makedonya Kültür Bakanlığı’nın da maddi destek verdiği filmde Mustafa Kemal Atatürk rolünü ;Elveda Rumeli” adlı TV dizisinden tanınan
Makedonya’nın Türk kökenli ünlü sanatçılarından Ertan Şaban, Eleni Karinte rolünü ise Nataşa Şolyak canlandıracak.

Yönetmen Aleksandar Popovski filmin çekimlerine önümüzdeki hafta içinde başlanacağını belirterek, “Atatürk’ün yaşadığı bu büyük aşkın özünü sinmaseverlere aktarmaya çalışacağız” diye konuştu.

Popovski filmde Hırvatistan ile Slovenya;dan bir çok sanatçının yanısıra son yıllarda Amerika’da adını duyuran Hırvat kökenli aktrist Rade Şerbetçiya’nın da rol alacağı belirtildi.