Behzat Ç.: Ankara Yanıyor

9891075955_46e04d086f_b

 

Serdar Akar’ın yönettiği ve Erdal Beşikçioğlu, Sanem Çelik, Nejat İşler ile Aslı Tandoğan’ın oynadığı Behzat Ç.: Ankara Yanıyor, 01 Kasım 2013’de Tiglon Film dağıtımıyla Adam Film tarafından vizyona çıkarılıyor.

Behzat Ç.’nin yokluğunda Cinayet Büronun başına Himmet adında bir Başkomiser atanmıştır. Himmet, İçişleri Bakanının öldürülmesini fırsata dönüştürmeye karar verir ve ekibini Terörle Mücadeleye yardımcı olmaya yönlendirir. Başkomiser Himmet, bir bakkal ve Alman Konsolosluğunda görevli bir Almanın cinayetlerine önem vermeyince Behzat Ç. geçici olarak göreve çağrılır.

 

Reklamlar

Yeryüzü sofrası gökkuşağını aşağı indirdi!

 Sinema Sokağı Sanat logo

Şenay Tanrıvermiş
senayt@windowslive.com
Sinema Editörü

 

Özel Haber..

İnançlı ya da inançsız bu coğrafyada büyüyen insanlar akşamüstü Ramazan ayında yükselen ney sesinden, bazı ezberden bilinen ilahilerden, iftar saatine yakın etrafa yayılan sessiz ve huzurlu bekleyişten nasibini almıştır. Evinde ya da komşusunda iftarı bekleyen birilerine denk gelinmiştir. Tuhaf bir duygu yoğunluğu hiç bilinmeyen hücrelere kadar sinmiştir habersizce. Benzer sofralar aynı tınılarla kurulunca ortak bilinç altıda inceden inceye ortak ve gizli bir ruhu beslemiştir, yapılandırmıştır.

Ne güzel de olmuştur aslında. Çünkü aslında rezidanslara, korumalı sitelere ve çift havuzlu, tenis kortlu toplu konutlara geçilmeden önce komşuda pişmiş ve hep bize de düşmüştür. Komşu komşunun külüne muhtaç olmayı ayıp değil kardeşlik bilmiştir. Olan olmayana ikram ederken hissettirmeden davet vermiş, misafirliğe icabet etmekten gocunmamıştır.

Sonra devir değişmiş ve Çelik’in saçları uzamıştır. Ağaoğulları ata binmiş kılıç kuşanmıştır.Yeryüzü sofrası

Fos Bulut’tan adamlar Yiğit sayılmıştır. Pos bıyıklı pala Remziler arkadan saldırıp kahraman olmuş, terfi etmiştir. Tecavüz ve kadın cinayetleri bir çeşit yaygın spor gibi sokaklarda yapılır olmuştur. İnsanlar daha yüksek, daha geniş, daha derin, daha otoparklı, daha güvenlikli, daha peyzajlı, daha AVM’li, daha spor salonlu ve daha yalnız hayatlara çekilmiştir.

Artık kapı çalıp komşuya gitmek özeline müdahale, mahalle baskısı veya demode hareketlerdir. Bütün trendlerin hızla eskidiği bir anda, güzel bir ağaç kesilmiş ve kan kaybından ölmek üzere olan toplum ruh kazanmış, her tarafından filiz patlatmıştır.

Plazalardan, rezidanslardan, gecekondulardan, apartmanlardan, sitelerden, konaklardan, yalılardan, parklardan, bahçelerden, barakalardan, çadırlardan insanlar fırlamış ve ‘dur’ demiştir. Kesilecek kol, kırılacak kanat, dayanacak yürek ve sabredecek sabır kalmamıştır artık. Yeryüzü sofrası kurulmuş ve paylaşarak çoğalmıştır herkes.

Bir lokma bin çeşide bölünmüş ve bölünmesi beklenen topluluklar sofrada birbirine yer açmış, bütün olmuştur. Tanıdık tanımadık, niyetli niyetsiz, güzel çirkin, zengin fakir, genç yaşlı, kadın erkek yan yana oturup birbirine ekmeği uzatmış, tabağına bir kaşıkta kendi çeşidinden koymuştur.

Genişleyen ve zenginleşen ‘yeryüzü sofrası’ şiir yazar, şarkı söyler, gökyüzünü boyar gibi gökkuşağını caddeye indirmiştir. Taş olan kalpler, çürümüş değerler, yozlaşmış ideolojiler, yaptırımcı zihniyetler bu sofra karşısında ezilmiş, azalmış ve birazcık insanlığı varsa yapanlar mutlaka yaptığından gizli gizli utanmıştır mutlaka. Yıllarca batı özentisi olmakla herkesin birbirini suçladığı memlekette birden bire kaynağı kendi kültüründen fışkıran bastırılmış bir sofra herkesi yan yana getirmiştir.

Sonrası devam etmektedir, edecektir. Bu yazı zaten geçmişe yapılan bir güzelleme asla değildir ancak zorla başkası olmaya zorlanan bir toplumun kendisi olma çabasıdır.

Başkası olma kendin ol Türkiye, böyle çok daha güzelsin..

#direngeziparkı 

Devlet Tiyatroları kapanmanın eşiğine geldi..

maxresdefault

Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren varlığını sürdüren Devlet Tiyatroları (DT), Devlet Opera ve Balesi (DOB) artık tarihe karışıyor. Kapanmanın eşiğine gelen Devlet Tiyatroları..

İstanbul’da Emek Sineması’nın yıkılma kararıyla başlayan, Ankara’da Akün Sahnesi binasının satışa çıkarılmasıyla devam eden sahne kapanma sürecinin ardından sırada devlet tiyatro, opera ve balenin özelleştirilmesine geldi.

Başbakan Erdoğan’ın daha önce yaptığı bir konuşmada “Devlet eliyle tiyatro olmaz” diyerek Devlet Tiyatroları’nın özelleştirileceğinin işaretini vermesinin ardından Kültür ve Turizm Bakanlığı harekete geçti. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hazırlanan yasa taslağı ile kapatılacak genel müdürlükler özerk bir yapıda kurulacak Türkiye Sanat Kurumu bünyesine alınacak. Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü ile Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü çalışanlarından yaşları gelenlerin emeklilikleri istenecek. Ankara ve İstanbul gibi büyük merkezlerdeki sanatçılar bölge müdürlüklerine ya da İl Kültür ve Turizm Müdürlüklerine gönderilecek.

22 ayrı bölgede 58 sahnesiyle yılda en az iki milyon izleyiciyi ağırlayan Devlet Tiyatroları 64 yılı geride bıraktı. Bugün ise AKP hükümetinin “devletin tiyatrosu olur mu” başlığı ile açtığı tartışma Devlet Tiyatroları’nın zarar ettiği ve özelleştirilmesi gerektiği iddialarıyla sürüyor.

Söz konusu tehlikeye dikkat çekmek için hazırlanan video ise AKP’nin talan ve yağma politikalarında sıranın Devlet Tiyatroları’na geldiğinin en açık göstergesi oldu.

Cuma’nın filmi ‘Tatil Kitabı’

130430-tatilkitabı.widec

 

Türkiye Sineması’nın bağımsız örneklerini izleyicisiyle buluşturmak ve yaygınlaştırmak hedefiyle bir araya gelen Yeni Sinema Hareketi platformunun Beşiktaş Belediyesi işbirliğiyle başlattığı “Her Cuma Yeni Sinema” etkinliği, sinemaseverlerin yoğun katılımıyla devam ediyor..

Her Cuma Yeni Sinema etkinliğinde bu hafta, geçirdiği bir trafik kazasında hayatını kaybeden Seyfi Teoman’ın senaryosunu yazıp yönettiği “Tatil Kitabı” adlı filmi Levent Kültür Merkezi, Onat Kutlar Salonu’nda sinemaseverlerle buluşacak.

27. Uluslararası İstanbul Film Festivali “Ulusal Yarışma En İyi Film Ödülü”, 27. Uluslararası İstanbul Film Festivali “Ulusal Yarışma FIPRESCI ödülü”, 54. Taormina Film Festivali “Jüri Özel Ödülü”, 16. Artfilm Uluslararası Film Festivali “’Mavi Melek’ En İyi Film Ödülü”, 15. Palic Uluslararası Film Festivali “Gorki List Tolerance FIPRESCI Mansiyon Ödülü”, Montreal World Film Festivali İlk Filmler Yarışması “Bronz Zenith Ödülü”, Avrupa Film Ödülleri “Yılın En İyi Keşfi Adayı” ödüllerini kazanan film, çalışkan, hırslı ama ailesine karşı soğuk ve sert tavırlı bir limon tüccarı olan Mustafa ile ailenin diğer üyeleri arasındaki gerilimler üzerine kurulu olan hayatlarını konu ediniyor..