”Monetin Bahçesine Joan Miro konuk oluyor”

Şenay Tanrıvermiş

 ana logo

 

Uğur Yılmazer
  ugurylmzr@gmail.com

joan

Sakıp Sabancı Müzesi İspanyol ressam Joan Miro’yu (1893-1983) ağırlamak için harekete geçti. Geride bıraktığımız 2012 yılında yaklaşık iki buçuk ay boyunca Monet’nin eserlerini ziyaretçiyle buluşturan Sabancı müzesi 2013 Şubat ayında benzer şekilde Miro sergisini açmayı planlıyor.

Joan Miro Ferra İspanyol Katalan ressam ayrıca heykeltraştır. Miro, “şiirleri resimleştiren, resimleri şiirleştiren sanatçı olarak” olarak da bilinir. Paris deki ilk dönemlerinde Fovizmin saf parlak renklerini Kübizmin şekilsel özellikleriyle ortaya koymuştur.Bunun yanı sıra erken dönem resimlerinde Cezanne, Van Gogh, Picasso, Mattisse isimlerin etkilerini de barındırmıştır.

la-lecon-de-skijoan-miro-1966            Joan%20Miro,%20The%20Tilled%20%20Field
Paris Artaud, Max Jacob, Tzara gibi isimlerle tanışınca kendisini sürrealist akımın içinde bulur. Artık formlar onun için bir son değildir. Bu yüzden Miro, 1925’de Sürrealistlerin ilk sergisine, bir çok imge ve deformasyona uğrayan şekilleri barındıran resimleriyle katılır.
Miro resimleri biraz Picasso , Dali ve Kandinsky resimlerini hatırlatsa da o çocuksu bakış açısını kaybetmemiştir. Resimlerini yüzlerde gülümseme oluşturan bir anlayışta ele almıştır.

Andre Breton onu şöyle anlatmıştır.
”Kişiliği bebeklik dönemine ait bir evrede duraklamış ve bu sayede kendisini tutarsızlıktan, sıkıcılıktan ve önemsiz hareketlerden korumuş, kendi kanıtlarına bilgece sınırlar koymuş biridir”

Joan%20Miro%206        JOAN%20MIRO%20FERRA%20(3)  dona-i-ocell-joan-miro-1982-barcelona

Ayrıca seramikçi, heykeltraş ve gravür sanatçısı olarak da bilinen Miro, döneminin edebiyatçılarıyla dostluk kurar. Rene Char, Jacques Prevert, Paul Eluard gibi yazın ustalarına esin veren ve birçok yazarın yapıtlarını resimler.

Joan Miro’nun baskı, resim ve heykellerinden oluşan sergisi 3 Mayıs-31 Ağustos 2008 tarihleri arasında Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi’nde yapılmıştı.

rtrtre      Untitled-1

Reklamlar

Sergi Rehberi; Monet’nin Bahçesi

Empresyonizm (izlenimcilik)

Kısaca özetlersek resme izlenimlerini duyduğu gibi aktarması durumudur. Bu noktada ışığın nesneler üzerindeki etkisini yakalamak bir amaç halini alır. Böylece ayrıntı kaybolur, bütünüyle görünüm önem kazanır. Empresyonizm sanatçıları akademik öğretiler dışına çıkarak doğaya, gündelik yaşam, çeşitli manzaralara yönelmişler. Günün farklı saatlerinde nesneler üzerinde ışığın etkisini yakalamada doğayı bir laboratuvar olarak kullanmışlardır. Bu ilk izlenimleri kaçırmamak içinde fırçalarını hızlı kullanarak sert fırça darbeleriyle yan yana renk tonlarıyla resimlerini oluşturmuşlardır.

Oscar Caude Monet ( 1840-1926 )                                                                                                  

Paris , Rue Lafitte’de dünyaya gelmiştir. Onun resme olan ilgisi karikatür çizimleriyle başlar. Yeteneğini Eugene Boudin adlı yerel sanatçı keşfeder ve onu yağlı boya resme yönlendirir. Daha sonra kendini geliştirmek için Paris’e gider. Burada birçok ressamla tanışır.

1872 tarihinde Monet, Renoir, Sisley, Degas, Cezanne, Pisarro ve Morisot gibi bir grup  bağımsız ressam kendi sergilerini düzenlemek ister. Bu sergi akademinin belirlemiş olduğu kriterlerin dışına çıkamama durumuna da bir tepki olarak yapılır.

1874’te fotoğrafçı olan Nadar’ın (Felix Tournachon)  Boulevard des Capucines ‘teki stüdyosunda bir sergi düzenlenir. Burda bir eleştirmen olan Leroy’un  Monet’nin İzlenim-Gün doğumu(Impression-Sunrise) tablosundan etkilenerek yaptığı yorumlar bu sergiyi İlk Empresyonist sergi olarak belirlemesinde rol oynar. Monet 1880 tarihinde ise ilk tek kişilik sergisini düzenler

Rouen Katedrali resmide empresyonizm akımının en iyi örneklerindir. Günün farklı saatlerinde ışının katedral üzerindeki etkisini yakalamak istemiş üç farklı resim yapmıştır.(Giriş kapısı, Güneş tepedeyken, Mavinin ve altın renginin uyumu)

Monet  ‘Elimden geldiğince farklı etkileri olan bir seri yakalamaya çalışıyorum ama yılın bu mevsiminde güneş o kadar çabuk batıyor ki ona yetişemiyorum. Ne kadar uğraşırsam istediğim şeyi yapamamın yani enstantaneyi yakalamamın da o kadar zor olduğunu anlıyorum, her şeyden önemlisi bu örtü, bu ışık  her yere yayılmış bulunmaktadır.’ bu yorumuyla kendisi ve empresyonizm hakkında bizi fikir sahibi yapar. Amacı ışığın nesneler üzerindeki uçucu etkilerini yakalamaktır. Renk konusunda ise …’renkler parlaklıklarını zıtlıklara borçludur. Öncül renkler tamamlayıcılarıyla birlikte kullanıldıklarında en parlak hallerini gösterir’ der. Bu dönem geliştirilen sentetik boyalarda empresyonist sanatçıların vizyonu doğrultusunda kolaylık sağlamıştır.

Sanatçı son dönemlerinde ise nilüferler, lotuslar ve Japon bahçeleri üzerinde çalışmış. Bu bahçeleri oluşturmuş resmetmiştir. Bu resimlerinde rengin ve biçimin soyut niteliklerini ön plana çıkarmak istemiştir. Yani manzara hakkında görünenin yanında yarattığı hisleri, etkileri, hatıraları sentezleyerek özetlemek istemiştir.1923 yılında geçirdiği katarakt ameliyatından sonra gözleri düzelir.6 Aralık 1926 tarihinde vefat eder.

 

MONET’NİN BAHÇESİ SERGİSİ 

10. yılını kutlayan S.Ü. Sakıp Sabancı Müzesi’nin (SSM) düzenlediği Monet’nin Bahçesi sergisi ziyarete açıldı. SSM, Fransız Ressam Claude Monet’nin hayranlık yaratan tablolarını, Marmottan Monet Müzesi işbirliğiyle sanatseverlerle buluşturuyor. Sabancı Holding’in ana sponsorluğunda 9 Ekim 2012 – 6 Ocak 2013 tarihleri arasında düzenlenecek sergiye; konaklama sponsoru Le Méridien İstanbul Etiler’in yanı sıra Vista Turizm de destek veriyor.

 

 

Sergi izlenimleri

Sergi giriş holünden resimlerin bulunduğu bölüme kadar tarihi kronolojide düzenlenmiş ön bilgiler yer almaktadır. Buradan portre salonuna geçilir. Monet’nin çocukları, karısının portresiyle ailesi hakkında sıcak bir giriş yapılır. Renoir tarafında yapılan Monet portresi de burada yer alır. Ayrıca Auguste Renoir Monet’nin en yakın arkadaşıdır.  Bu bölümde sergilenen paleti  bir anlamda onun renk dünyasını yansıtmaktadır.

 

Bu bölümden sonra şehrin karmaşasından uzak doğa manzaralarına yöneldiği resimleri yer alır. Açık havada resim yapmayı çok sever. ‘Resmini yapmak istediğim tek şey, havanın güzelliği’ der.

Sergi ressamın son saplantısı nilüfer göletleri, lotusları ele aldığı son ve önemli dönemindeki resimlerde yoğunlaşmış. Giverny’deki bahçesinde bu tutkusunu hayata geçiriyordu. Hatta çiçekleri aşılama yoluyla farklı renkler elde etmeye çalışıyordu. Pastoral ortam oluşturmaya çabalamış tekrar tekrar bu alanları resmetmiştir.

Bir diğer önemli konu ise sanatçının gözlerindeki katarakt rahatsızlığı sarımsı görmesine neden olmuştur. Geçirdiği ameliyat sonrası bu resimleri ben mi yaptım diye hayıflanmıştır. Fakat başarısı ortadadır ki bu tarzı ile soyut ressamlara esin kaynağı olur.

Genel olarak Empresyonist resimlere bakmak rahatlatıcı bir durumdur. Bu resimlerde göze hoş gelen yaz manzaraları canlı renkler vardır.

Sergi ile ilgili olumsuz yan Gün doğumu ve Rouen katedrali gibi Empresyonizm akımı öncüsü resimlerini burada görülmesi umulurdu. Büyük bir eksiklik söz konusu diyebiliriz.

 

u.y

 

 

İzlenimcilik D.Spence
19.yy.Avrupası heykel ve resim sanatı ,Zeynep İnankur

 

Büyük Sanatçıların Gizli Hayatları

Şenay Tanrıvermiş

Uğur Yılmazer
ana logo

  ugurylmzr@gmail.com

 

Yazar Elizabeth Lunday’in BüyükSanatçıların Gizli Hayatları adlı kitabında sanatçılların farklı hikayelerini anlatıyor. Çevirisini Sevim Okyay yaptığı kitaptaki resimleri ise Mario zucca çizmiştir.

Kitaptan bir kaç hikaye…

– Manet’nin evliliği onun güzel kadınlara gözlerini dikip bakmasını hiç engellemedi. bir gün bir paris sokağında, suzanne’ın yakında oturduğunun farkında olmadan, genç ve güzel bir kadının peşine düşmüştü. karısının onu gördüğünü anlayınca yanına gitti ve büyük bir soğukkanlılıkla ,”onu sen sandım” dedi.

– Rembrandt karısının hatırasına sadık kalmış olabilir ama ev işlerini yapan Geertge dircx’in varlığının pek baştan

çıkarıcı olduğu anlaşıldı ve birkaç yıl içinde sevgili oldular. Derken yeni hizmetçisi güzel Hendrickje stoffles gözüne çarptı. Hamile Hendrickje, günah içinde yaşama gerekçesiyle kilise meclisinin önüne sürüklenirken, Geertge’yi de sepetledi.

– Caravaggio, işçilere kısa bir süre önce gömülmüş bir cesedi tutarak kendisine poz vermelerini emretti. Kokuya dayanamayınca cesedi bıraktıkları zaman ressam hançerini çekti ve onlardan gene önceki gibi durmalarını istedi.

– Bazen öfkesi patlak verir ve tuvallerine palet bıçağıyla saldırırdı. arkadaşları ağaçlarda sarkan paramparça tuvaller bulurdu, çünkü Cezanne onları pencereden dışarı fırlatmıştı.

– Henri matisse hukuk stajyeri olarak çalışmaktan o kadar sıkılmıştı ki, bir bezelye fırlatma çubuğu ve çiğnenip top haline getirilmiş kağıtlarla, penceresinden, geçenleri taciz etmeye koyuldu.

– Gerçek bir pasaklı olan Picasso, kağıt, makbuz, tuval, boş şişe ve ekmek kabuğundan oluşan yüksek yığınlar arasında çalışır ve yaşardı.

– Karısı onun için yazdığı şiirlerle birlikte gömüldükten birkaç yıl sonra, Gabriel Rosetti onun cesedini mezardan çıkardı ve saçlarına dolanmış şiirleri çözdü ki onları ilk kitabında basabilsin.(ntv)