NE ADAMSIN YA BATILI?

.
‘Ne Adam Ama’ yönetmenliğini Matthias Schweighöfer’ün yaptığı Sibel Kekili, Matthias Schweighöfer , Elyas M’Barek’in başrollerini paylaştığı Alman- Amerikan ortak yapımı bir romantik komedi.

Alex naif, yumuşak, hassas ve aşık bir öğretmendir. Ancak kız arkadaşı Carol çok daha sert, maskülen, anlayışsız, bencil ve asabi genç bir reklam yıldızıdır. Filmin hemen başında beklenen olur ve Carol, Alex’i terk eder. Alex’in arkadaşları Nele ve Okke, kendisine toplumun ortalama heteroseksüel bir erkekten nasıl davranmasını beklediğini öğretmeye çalışırlar. İlgi görmek ve kıymete binmek için en azından biraz kaba, oldukça bencil, maço olmanın yolları mutlaka bilinmelidir.

Fiziksel güce dayalı erkekliğin kitabının alfabesini öğretmeye çalışan karakterin bir Türk olması ise, batılının doğuluyu nasıl gördüğüne harika bir örnek teşkil eder. Doğulular koydu mu oturtur, kabadır, ilkeldir, ehilleşmemiştir, vahşidir ve işte bu yüzden çekicidir fikri ve ön yargısı kendini bir kez daha hiç gizlemeden açıkça ortaya konmuştur. Erkekliğin kitabını anlatan karakterin Alman olmaması bir Alman filmi için oldukça çarpıcı değil midir? Yoksa bu denli kanıksanmış kodlar artık sorgulanmamalı mıdır?

Filmi izlerken Edward Said’in, Batı’nın Doğu üzerindeki egemenlik arzularına hizmet ettiği düşüncesi ister istemez akla düşüyor yine… Bu amaçla yüzyıllar boyu yazılan film, roman, din vb tüm metinlerde Doğulu klişesi ‘Ne Adam Ya’ filminde de su yüzüne çıkar. Hem de hiç maskeleme ihtiyacı gözetmeden alabildiğine berrak ve nettir tüm değerler. Doğulu arkadaş halter çalışır, sofra adabı bilmez, açık saçık fıkralar anlatır çünkü cinselliğe düşkündür, kas gücüyle övünür, kapı tekmelemekten bahseder, yumruk atmayı ve küfür etmeyi öğrenmesi gerektiğini anlatır durur.

Geleneksel Türk fıkrası olarak geçen fıkra ise son derece uydurma bir anlatıdır ve içinde hiçbir hiciv ya da mizah barındırmaz. Üstelik zeka düzeyi bugünün anaokulu çocuğuna bile hitap edemeyecek kadar basittir ve kabalığı ise maçoluk sınırlarını çoktan geçmiştir. ‘Şuursuz Doğulu’ prototipi kalın hatlarla ve keskin bir dille filmin en eğlenceli bölümlerini oluşturur. Filmin sonlarına doğru Carol, ağzını şapırdatarak yemek yiyen bir uzak doğuluya ‘Asyalı inek’ diye bağırır. Her açıdan Batılı bilinçaltını deşifre eden bir anlatıdan hiç utanılmamış ve kaçınılmamıştır.

Batılı başkahramanımız Alex ise inceliklerden bahseder, affedicidir, anlayışlıdır falan filan. Tabii burada yine de asıl konu edilen heteroseksüel düzende erkeğe atfedilen kodların zorlayıcılığıdır. Zordur yani dünyamızda erkek olmak! İnsana dair bazı duygular, erkek için suç ve taşıması zor özürlerdir resmen; Ağlamamak gerekir, intikam yeminleri edip pişman ettirmek gerekir, beladan kaçmamak ve üstüne koşmak gerekir, her çiçekten bal almak gerekir, çabucak unutmak ve hemen yeniden başlamak gerekir. Gerekir de gerekir…

Sonuçta oryantalizme müthiş bir örnek teşkil eden ‘Ne Adam Ya’ romantik komedi olarak gayet eğlenceli hatta standardın üzerinde bir başarı yakalamıştır. Eğlenceli bir sabun köpüğü olmanın ötesine geçer birçok sahnesi ve diyaloglarıyla.

.

Şenay Tanrıvermiş 

.