‘İtaatkâr Bedenler’ Galeri Eksen’de açılacak

Azat Yeman, gündelik yaşamın hızlı değişimini sanatıyla işliyor. Paranın hakimiyeti ve makineleşmeyi konu alan ressam, “Tüketiyorum, o halde varım” diyen insanı ele alıyor..

galeri2

RESSAMIN KALEMİNDEN…

Bugün yaşadığımız dünya çok kısa sürede ve hızlı bir şekilde değişim gösterdi. Yaşam her geçen gün daha da değişiyor ve yaşamı algılama biçimimiz de bununla beraber bir kırılma yaşıyor. Nüfus artıyor, şehirleşme hız kesmiyor. Gündelik yaşam hızlandıkça hızlanıyor, paranın hâkimiyeti arttıkça metaya olan arzu artıyor. Rekabet hız kesmeden devam ediyor.

galeri1

Artık daha fazla çalışmak, daha çok kazanmak, hep daha iyi olmak ve daha fazla tüketmek için amansızca yarışıyoruz. İnsanlarla daha az iletişim kuruyor, sokakta, otobüste, iş yerlerinde, okullarda insanlarla göz göze gelmeye bile çekiniyoruz. Özgürlük olarak addettiğimiz iletişim araçları sayesinde daha sınırlanır olduk. 

galeri

Dünyamız kalabalıklaştıkça, bireyler olarak yalnızlaşıyoruz. Yeniçağın insanı bireyselleşmeyi tercih ediyorsa boşuna değil. Bir güven krizi yaşıyoruz. Bir paranoya..

galeri-1

Aslında tam da kalabalıkların içinde en derin yalnızlığı yaşıyoruz..

Reklamlar

Ülkü Yilmaz “Biz Burada Değiliz” isimli sergisi

Sergi :

“Biz Burada Değiliz”, varlık ve varlığın mekânına dair temel bir soruyu kendine çıkış noktası olarak alır, soru şudur: “Ben nerede kendimim?”. Bu ‘basit’ ve bir tarafıyla da gündelik soru, doğrudan resim tarihi ve onunla bağlantılı olarak temsilin tarihiyle de ilgilidir. ‘Artık’ orada olmayana bir biçim veren temsil, çok uzun zaman boyunca, ölümde dahi varlığı ima etme, hatta güvence altına alma gücüne sahipti.

Orta Çağ’da tanrının varlığının ve görkeminin temsiline adanmış olan sanatın, Rönesans’la birlikle kısmen insanın hizmetine sunulması toplumsal olduğu kadar ontolojik de bir olgudur. Her iki dönem de,  varlıktan çok yokluğun imasını taşır: “Tanrı fiziksel olarak burada değilken onu nasıl hatırlayacağım, ya da öldüğümde, yani burada olmadığımda ben nasıl hatırlanacağım.”

Demek ki temsil fikrinin altında kurucu bir varsayım yatmaktadır: Artık burada olmayan şey, tüm mevcudiyet ağırlığıyla bir zamanlar buradaydı. Ya da O, zaten hep buralardaydı.

Ülkü Yılmaz “Biz Burada Değiliz”de, sürrealistlerden izlenimcilere, Marina Abramović, Ana Mendieta, Cindy Sherman gibi performans sanatçılarından varoluşçu düşünürlere kadar geniş bir referans ağında hareket ederken, sürekli olarak varlığına bir köken, bedenine bir cinsiyet, ölümüne bir çare arayan insanın ‘dünya ağrısına’ dokunmaya çalışır.

Burası artık resmin şeyleri sözde oldukları halleriyle temsil etmesinin meşru olup olmadığının tartışıldığı bağlamın ötesinde bir düşüncenin arayışıdır. Ölüm, gölge, kadınlık, beden, varlık, yokluk, kimlik, yüz, özne gibi birbirlerinin içine geçmiş olan temalar temsilin kusursuzlaştığı ya da sorunsallaştığı bir yere bir yere işaret etmez.

Çünkü mesele açıkça temsilin etiğini sorgulamak değil, temsilin koşulu olan varlığı daha radikal bir soruşturmaya tabi tutmaktır.

Melankoliyi, yas çalışmasının hiç bırakılmayıp kaybedilene bağlılığın sürekli hâle getirildiği bir süreç olarak tanımlarsak, melankolik bir yaratım sürecinin sonucu olan “Biz Burada Değiliz”, kaybedilen ve aslında hiçbir zaman sahip olunmamış şeyin kökenselliğine işaret eder:

“Biz Aslında Hiçbir Zaman Burada Olmadık.”

Sergi , 20 – 30 Aralık  tarihleri arasında Pazar günleri hariç Galeri Eksen’de görülebilir.

Galeri Eksen :

”Monetin Bahçesine Joan Miro konuk oluyor”

Şenay Tanrıvermiş

 ana logo

 

Uğur Yılmazer
  ugurylmzr@gmail.com

joan

Sakıp Sabancı Müzesi İspanyol ressam Joan Miro’yu (1893-1983) ağırlamak için harekete geçti. Geride bıraktığımız 2012 yılında yaklaşık iki buçuk ay boyunca Monet’nin eserlerini ziyaretçiyle buluşturan Sabancı müzesi 2013 Şubat ayında benzer şekilde Miro sergisini açmayı planlıyor.

Joan Miro Ferra İspanyol Katalan ressam ayrıca heykeltraştır. Miro, “şiirleri resimleştiren, resimleri şiirleştiren sanatçı olarak” olarak da bilinir. Paris deki ilk dönemlerinde Fovizmin saf parlak renklerini Kübizmin şekilsel özellikleriyle ortaya koymuştur.Bunun yanı sıra erken dönem resimlerinde Cezanne, Van Gogh, Picasso, Mattisse isimlerin etkilerini de barındırmıştır.

la-lecon-de-skijoan-miro-1966            Joan%20Miro,%20The%20Tilled%20%20Field
Paris Artaud, Max Jacob, Tzara gibi isimlerle tanışınca kendisini sürrealist akımın içinde bulur. Artık formlar onun için bir son değildir. Bu yüzden Miro, 1925’de Sürrealistlerin ilk sergisine, bir çok imge ve deformasyona uğrayan şekilleri barındıran resimleriyle katılır.
Miro resimleri biraz Picasso , Dali ve Kandinsky resimlerini hatırlatsa da o çocuksu bakış açısını kaybetmemiştir. Resimlerini yüzlerde gülümseme oluşturan bir anlayışta ele almıştır.

Andre Breton onu şöyle anlatmıştır.
”Kişiliği bebeklik dönemine ait bir evrede duraklamış ve bu sayede kendisini tutarsızlıktan, sıkıcılıktan ve önemsiz hareketlerden korumuş, kendi kanıtlarına bilgece sınırlar koymuş biridir”

Joan%20Miro%206        JOAN%20MIRO%20FERRA%20(3)  dona-i-ocell-joan-miro-1982-barcelona

Ayrıca seramikçi, heykeltraş ve gravür sanatçısı olarak da bilinen Miro, döneminin edebiyatçılarıyla dostluk kurar. Rene Char, Jacques Prevert, Paul Eluard gibi yazın ustalarına esin veren ve birçok yazarın yapıtlarını resimler.

Joan Miro’nun baskı, resim ve heykellerinden oluşan sergisi 3 Mayıs-31 Ağustos 2008 tarihleri arasında Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi’nde yapılmıştı.

rtrtre      Untitled-1

Tophane’den Çin’e yolculuk

Uğur Yılmazer

Uğur Yılmazer
ana logo

  ugurylmzr@gmail.com

 

                 “DUNHUANG’IN RENKLERİ: İpek Yoluna Açılan Büyülü Kapı”

Çin’in Dünya Kültür Mirasları listesindeki Dunhuang Mağaraları Sanatı Avrupada ilk defa sergilenecek.Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, China Arts & Entertainment Group ve Dunhuang Akademisi tarafından düzenlenen sergi , 1987 yılında UNESCO tarafından, Dünya Kültür Mirası listesine dahil edilerek, koruma altına alınmış olan Dunhuang mağaraları (Mogao Taş Mağaraları) sanat eserlerini anlatmayı amaçlıyor. Burada yer alan resim ve heykeller MSGSÜ Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi’nde yeniden canlandırılacak. Bunun yanı sıra drama, dans ve akademik konferans gibi etkinlikler düzenlenecek.

Sergi, 15 Kasım 2012- 7 Ocak 2013 tarihleri arasında ziyarete açık olacaktır.

Kısaca Dunhuang;
Dunhuang , Gansu eyaletinin tarihi açıdan önemli bir şehridir. İmparator Han Hanedanı imparatoru Wu tarafından MÖ. 111 yılında kurulan ve kültür merkezi olan bu şehir, ayrıca ticaret yolu üzerinde yer almaktaydı. Yüzyıllar boyu rahipler topladıkları heykelleri Dunhuang’a getirmiş, yolu buradan geçen bir çok gezgin arkalarında duvar resimleri bırakmıştır.

Burada ki mağaraları Mogao Mağaraları adı altında toplayabiliriz. 366 yılında başlayan Mogao Mağaraları’nın sayısı, sonraki genişletilmelerle sürekli artıyordu. 7. yüzyılda hüküm süren Tang hanedanı döneminde ise Mogao’da Buda heykellerinin bulunduğu binden fazla mağara vardı. Bu nedenle Mogao Mağaraları, “Bin Buda Mağarası” da olarak adlandırılır.

Dunhuang Mogao Mağaraları’nın korunma çalışmalarına Çin hükümeti tarafından büyük önem veriliyor. Dünyanın dört yanından Mogao Mağaraları’nı ziyaret eden turistlerin sayısı giderek artıyor. Tarihi eserleri korumak için Çin hükümeti, Mogao Mağaraları’nın karşısındaki Sanwei Dağı eteğinde Dunhuang Sanat Eserleri Sergi Merkezi’ni kurdu. Burada ziyaretçiler için taklit mağaralar oluşturuldu.
Bazı mağaralar kapalı durumda. Duvar resimlerinin bu kültür mirası zarar görüleceği düşünülüyor. Bu bağlamda orjinallerine uygun sanal sergiler düzenleniyor. (Hong kong şehir üniversitesi etkileşimli görüntüleme ve şekillendirme uygulama araştırma ofisi, Dunhuang araştırma enstitüsü ve Hong kong dostları organizasyonu tarafından oluşturulan Hong kong Dunhuang dostları’nın yönetim kurulu başkanı Gabriel Yu tarafından desteklenen ‘’Saf Dünya: Dunhuang Mogao Mağaraları’na girelim sergisi burada açılmıştır. Burada gelişmiş sanal görüntüleme tekniklerini kullanarak, dijital görüntü ve ses efekleriyle üç boyutlu ortamda sergilendi.)
Bu mağaralar Budizm kitaplarının sakladığı mağara keşfedildiği dönemler yağmalanmıştır. İngiltere, Fransa, Rusya, Hindistan, Almanya, Danimarka, İsveç, Kore Cumhuriyeti, Finlandiya ve ABD’de Mogao tarihi eserleri bulunuyor. Bu ülkelerdeki eserlerin sayısı, tümünün üçte ikisini oluşturuyor.

Sergi 5 ana bölüm olarak düzenlenmesi düşünülüyor.

Bölüm I: Mekansal olarak Dunhuang

Dunhuang İpek yolu üzerinde 40 derece kuzey enlemiyle 92 derece doğu boylamında Çin ve Batı kültürlerinin kesiştiği stratejik bir noktadadır. İmparator Han Hanedanı imparatoru Wu tarafından MÖ. 111 yılında kurulan Dunhuang, çok kültürlü bir şehir olarak her zaman önemini korumuştur. Dunhuang mağaraları bölgede; Mogao mağaraları, Batı Bin Buda mağaraları, Yulin mağaraları, Doğu Bin Buda mağaraları ve Subei şehrindeki 812 mağaradan oluşan tüm mağaraları kapsar.

Bölüm II: 1000 Yıl Boyunca Dunhuang

Bu kısım farklı dönemlere ait sanat yapıtlarını sunarak Dunhuang’ın tarihsel değişim ve gelişimini anlatır. Dunhuang mağaraları sadece Çin kültürünü yansıtan bir sanat eseri değil; Yunan, Roma, Budist, Hinduist, Gandhara sanatları ve Orta Asya üslupları gibi Doğu ve Batı kültürlerinin birarada eridiği bir potadır. Sergi, Çinlilerle diğer halklar arasındaki toplumsal, politik, ekonomik, kültürel, bilimsel, teknolojik etkileşimleri göstermek açısından önem taşımaktadır.

Bölüm III: Buda’nın Nirvanası ve Tang Hanedanının Rüyası

Bu bölümde Orta-Tang hanedanlığına ait büyük Nirvana’ya Ulaşan Buda (Mogao mağaraları, 158 nolu mağara, batı duvarı) tasvir edilmektedir.

Bölüm IV: Harikulade Ustalık ve Özgün Görünüm

Bu bölümde farklı tarihsel dönemlere ait ve farklı üsluplara sahip dört Dunhuang mağarası canlandırılmaktadır.

Bölüm V: Etkileşimler

Bu bölümde, seyirciye Dunhuang sanatını daha iyi anlayabilmesi için eğitim kitapçıkları, sanat bulmacaları, fotografik görsel malzemeler, videolar, multimedia gösterileri gibi interaktif olanaklar sunulacaktır.

2012 Türkiye’de Çin yılı kapsamında Mimar Sinan Güzel Sanatlar üniversitesi çeşitli etkinlikler düzenlenecek.

Buradan etkinlik takvimine ulaşabilirsiniz. http://194.27.33.3/Tophane/content.aspx?id=300

Sergi Rehberi; Monet’nin Bahçesi

Empresyonizm (izlenimcilik)

Kısaca özetlersek resme izlenimlerini duyduğu gibi aktarması durumudur. Bu noktada ışığın nesneler üzerindeki etkisini yakalamak bir amaç halini alır. Böylece ayrıntı kaybolur, bütünüyle görünüm önem kazanır. Empresyonizm sanatçıları akademik öğretiler dışına çıkarak doğaya, gündelik yaşam, çeşitli manzaralara yönelmişler. Günün farklı saatlerinde nesneler üzerinde ışığın etkisini yakalamada doğayı bir laboratuvar olarak kullanmışlardır. Bu ilk izlenimleri kaçırmamak içinde fırçalarını hızlı kullanarak sert fırça darbeleriyle yan yana renk tonlarıyla resimlerini oluşturmuşlardır.

Oscar Caude Monet ( 1840-1926 )                                                                                                  

Paris , Rue Lafitte’de dünyaya gelmiştir. Onun resme olan ilgisi karikatür çizimleriyle başlar. Yeteneğini Eugene Boudin adlı yerel sanatçı keşfeder ve onu yağlı boya resme yönlendirir. Daha sonra kendini geliştirmek için Paris’e gider. Burada birçok ressamla tanışır.

1872 tarihinde Monet, Renoir, Sisley, Degas, Cezanne, Pisarro ve Morisot gibi bir grup  bağımsız ressam kendi sergilerini düzenlemek ister. Bu sergi akademinin belirlemiş olduğu kriterlerin dışına çıkamama durumuna da bir tepki olarak yapılır.

1874’te fotoğrafçı olan Nadar’ın (Felix Tournachon)  Boulevard des Capucines ‘teki stüdyosunda bir sergi düzenlenir. Burda bir eleştirmen olan Leroy’un  Monet’nin İzlenim-Gün doğumu(Impression-Sunrise) tablosundan etkilenerek yaptığı yorumlar bu sergiyi İlk Empresyonist sergi olarak belirlemesinde rol oynar. Monet 1880 tarihinde ise ilk tek kişilik sergisini düzenler

Rouen Katedrali resmide empresyonizm akımının en iyi örneklerindir. Günün farklı saatlerinde ışının katedral üzerindeki etkisini yakalamak istemiş üç farklı resim yapmıştır.(Giriş kapısı, Güneş tepedeyken, Mavinin ve altın renginin uyumu)

Monet  ‘Elimden geldiğince farklı etkileri olan bir seri yakalamaya çalışıyorum ama yılın bu mevsiminde güneş o kadar çabuk batıyor ki ona yetişemiyorum. Ne kadar uğraşırsam istediğim şeyi yapamamın yani enstantaneyi yakalamamın da o kadar zor olduğunu anlıyorum, her şeyden önemlisi bu örtü, bu ışık  her yere yayılmış bulunmaktadır.’ bu yorumuyla kendisi ve empresyonizm hakkında bizi fikir sahibi yapar. Amacı ışığın nesneler üzerindeki uçucu etkilerini yakalamaktır. Renk konusunda ise …’renkler parlaklıklarını zıtlıklara borçludur. Öncül renkler tamamlayıcılarıyla birlikte kullanıldıklarında en parlak hallerini gösterir’ der. Bu dönem geliştirilen sentetik boyalarda empresyonist sanatçıların vizyonu doğrultusunda kolaylık sağlamıştır.

Sanatçı son dönemlerinde ise nilüferler, lotuslar ve Japon bahçeleri üzerinde çalışmış. Bu bahçeleri oluşturmuş resmetmiştir. Bu resimlerinde rengin ve biçimin soyut niteliklerini ön plana çıkarmak istemiştir. Yani manzara hakkında görünenin yanında yarattığı hisleri, etkileri, hatıraları sentezleyerek özetlemek istemiştir.1923 yılında geçirdiği katarakt ameliyatından sonra gözleri düzelir.6 Aralık 1926 tarihinde vefat eder.

 

MONET’NİN BAHÇESİ SERGİSİ 

10. yılını kutlayan S.Ü. Sakıp Sabancı Müzesi’nin (SSM) düzenlediği Monet’nin Bahçesi sergisi ziyarete açıldı. SSM, Fransız Ressam Claude Monet’nin hayranlık yaratan tablolarını, Marmottan Monet Müzesi işbirliğiyle sanatseverlerle buluşturuyor. Sabancı Holding’in ana sponsorluğunda 9 Ekim 2012 – 6 Ocak 2013 tarihleri arasında düzenlenecek sergiye; konaklama sponsoru Le Méridien İstanbul Etiler’in yanı sıra Vista Turizm de destek veriyor.

 

 

Sergi izlenimleri

Sergi giriş holünden resimlerin bulunduğu bölüme kadar tarihi kronolojide düzenlenmiş ön bilgiler yer almaktadır. Buradan portre salonuna geçilir. Monet’nin çocukları, karısının portresiyle ailesi hakkında sıcak bir giriş yapılır. Renoir tarafında yapılan Monet portresi de burada yer alır. Ayrıca Auguste Renoir Monet’nin en yakın arkadaşıdır.  Bu bölümde sergilenen paleti  bir anlamda onun renk dünyasını yansıtmaktadır.

 

Bu bölümden sonra şehrin karmaşasından uzak doğa manzaralarına yöneldiği resimleri yer alır. Açık havada resim yapmayı çok sever. ‘Resmini yapmak istediğim tek şey, havanın güzelliği’ der.

Sergi ressamın son saplantısı nilüfer göletleri, lotusları ele aldığı son ve önemli dönemindeki resimlerde yoğunlaşmış. Giverny’deki bahçesinde bu tutkusunu hayata geçiriyordu. Hatta çiçekleri aşılama yoluyla farklı renkler elde etmeye çalışıyordu. Pastoral ortam oluşturmaya çabalamış tekrar tekrar bu alanları resmetmiştir.

Bir diğer önemli konu ise sanatçının gözlerindeki katarakt rahatsızlığı sarımsı görmesine neden olmuştur. Geçirdiği ameliyat sonrası bu resimleri ben mi yaptım diye hayıflanmıştır. Fakat başarısı ortadadır ki bu tarzı ile soyut ressamlara esin kaynağı olur.

Genel olarak Empresyonist resimlere bakmak rahatlatıcı bir durumdur. Bu resimlerde göze hoş gelen yaz manzaraları canlı renkler vardır.

Sergi ile ilgili olumsuz yan Gün doğumu ve Rouen katedrali gibi Empresyonizm akımı öncüsü resimlerini burada görülmesi umulurdu. Büyük bir eksiklik söz konusu diyebiliriz.

 

u.y

 

 

İzlenimcilik D.Spence
19.yy.Avrupası heykel ve resim sanatı ,Zeynep İnankur

 

Sergi Rehberi;Rönesans’ın üç ağır topu İstanbul’da ”THE GREAT MASTERS” sergisi

Uğur  Yılmazer

16.yüzyıl İtalyasının üç önemli sanatçısı Michelangelo, Leonardo,Raphael Rönesans serüveninin kahramanları İstanbul’da buluştu. Vestel ana sponsorluğunda, İtalyan kuratörler Alessandro Vezzosi ve Francesco Buranelli tarafından ,Arter Tasarım ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi işbirliği ile MSGSÜ Tophane‐i Amire Kültür ve Sanat Merkezi, Beş Kubbe Salonu’nda gerçekleşecek sergi Türkiye’de  hayata geçirilecek ilk interaktif (etkileşimci) sergi olma özelliğinede sahip.

Girişte sizi Giancarlo Bontempi karşılar ve verdiği  kısa bilgilerle sergiyi gezerken size eşlik edecektir.Ve buradan medya odasına geçerek ressamlar hakkında üç dakikalık  1*kısa tanıtım  filmi ile genel bilgi sunulur. Tabiki  bu bölümü  geçtikten sonra bilgi ekranlarından  Rönesans dönemi  sosyal sınıflar, heykel,resim ve mimari alanında göz gezdirmek mümkün. Kısacası 16.yüzyıl İtalyası hakkında  genel bilgilere sahip oluyorsunuz.

Özellikle sergiyi gezerken ağırlıkla Leonardo Da Vinci eserlerinin, icat maketlerinin fazla yer kapladığını görüceksiniz .Bu da Alessandro Vezzosi ‘nin bir Da Vinci uzamanı olmasından kaynaklanıyor.Ayrıca  Leonardo’nun doğruğu kasabadaki ‘Museo Ideale Leonardo DaVinci’ müzesinin’ kurucusudur.

Leonardo’nun en çok dikkat çeken projesi 2* Haliç köprüsü oluyor.Bu proje hakında hazırlanmış belgeseli izlemek de mümkün.

Serginin eğlenceli kısmı eserleri  bilgi ekranlarında yüksek çözünürlükte incelemene olanak sağlaması.Leonardo’nun Vitrivius insanı üzerinden anatomi,altın oran  hakkında bilgi alabiliyorsunuz .Bir anlamda Vitrivius insanı ile Leonardo Rönesans mimarlarına yol gösterir.İnsan vücudu ile kozmos arası bağlantı kurarak bunu yapıyor.Ve duvara yerleştirilen Vitrivius ölçüm grafiğinden kendi ölçümlerinizi karşılaştırabilirsiniz. Ayrıca Leonardo’nun 3* Son Akşam yemeği  freskini hem oturup izleyebilirsiniz hemde freski yakından inceleyerek havariler hakkında bilgi edinebilirsiniz.  Sanat yapıtlarının yanında birçok bilimsel çalışmaları ve projeleri var. Sergide Leonardo’nun defterlerini karıştırmak mümkün detaylı çizimlerini görebiliyoruz.

Michalangelo’nun  4*Sistine Şapeli’nin tonoz kısmına 9 bölüm halinde yaptığı freskleri de ayrıntılı bir biçimde incelemek mümkün.Ve bunu Sistine şapeli freskleriyle dekore edilmiş bir ortamda yapmak daha eğitici oluyor.Michelangelo’nun Davut heykelide serginin mekezinde yer alıyor.İlk aklıma gelen tabiki bunu nasıl içeri soktukları sorusu oldu.Yaklaşık beş metre boyutundadır.

Rapheal Atina okulu  eserinde ise Platon,Aristo ,Michelangelo(düşünen figür),Pisagor,İbni rüşd ,Rapheal (İzliyiciye bakan figür) olarak bir çok sanatçı düşünür bir aradadır.

Rapheal Leonardo veMichelangelo’nun etkisinde kalmış bir sanatçı olarak karşımıza çıkar.Michelangelo ve Leonarda  analaşamazlar Leonardo resim heykelden üstündür der.Michelangeloda ona atların ressamı der.Böyle bir atışma söz konusu olsada aşikar olan birbirlerinin başarılarını tetiklediğidir.

Ek olarak sergide Osmanlı minyatürlerinden ve mimarisinden örneklerede yer verilmiş.

*Notlar

1*Film girişinde de Işık hızında zaman yolculuğu yapılacağndan bahsedildiği için söylüyorum gerçekten ışık hızı sanatçılar hakkında  hiç bir bilgi edinilemiyor .Sadece sergiye ısındırılmak istenmiş.Bu durum her hafta Cumartesi günü saat 20.00′da National Geographic Channel’ın katkılarıyla Tophane-i    Amire açık hava sinema alanında dönemle ve 3 büyük ustayla ilgili ücretsiz belgesel gösterimleri  ile telafi edilmiş.

2*Leonardo’nun bu freskinde Yahuda dikkat çeker.Yahuda için model bulmada çok zorlanmamıştır.Şöyle ki bu freskin yapım aşaması uzun sürer baş rahip merak ederek Leonardo’yu gözetlemeye başlar.Leonardo gelip freske uzun uzun bakar ,ara sıra da boyar gider.Baş rahip bu durumu şikayet eder. Leonardo Yahuda için model aradığını söyler.Fakat bulduğunu belirterek baş rahibi model alarak bitirir.

3 *Bu şekilde hayata geçirilen küçük bir köprü Norveç’te Aas yakınında inşa edildi .Zamanında II.Beyazıt’a sunulan bu projenin  hayata geçirilmesi  gündemde fakat 2006 yılından itibaren … Siz düşünün işte… Ama yapılırsada 16.yüzyılda ki Leonardo projesinin turizm bakımından İstanbula getirisi düşünmek lazım…

4*1508-12  yılları arası tek başına çalışarak tamamlar genelde Tevrattan alınmış sahnelere yer verilmiş.

Sergi eleştirisi

Eserlerin ait olduğu dönem hakında bilgi vermesinin yanında serginin görsel algı konusunda eğitici bir yaklaşımı var.Çeşitli örnekler üzerinden perspektif bilgisi sunuyor.Eserlerin seçiminde bu konuya uygun.Siyah dekorlar içinde düzenlenen bölümler de eserlerin yoğunluğu dengeli bir biçimde dağıtılmış.Hem dinlenip hem eserleri inceleyip bilgi alabileceğiniz şekilde çeeşitli mola alanları oluşturulmuş.Vitrin ve sergileme alanları  ve dolaşım alanlarının aydınlığı amaca uygun.

Serginin en önemli özelliği de video ,film ve interaktif sistemlerle desteklenmesidir.Bilgi panoları yerine interaktif bir sistemin kullanılması ayrıca bir eseri bir çok kişinin aynı anda bilgi alabilmesini sağlıyor.

Bir de öneri Madem bu kadar dahil olunuyorsa sergiye ziyaretçilerinde katkıda bulunabileceği ek bilgiler dahil edebileceği  interaktif bir sistem oluşturulabilir.

u.y

Sergi Rehberi;Van Gogh Alive Sergisi

Uğur  Yılmazer

 

‘’Katedraller yerine sokaklardaki insanların gözlerini resmetmek isterim. Bu gözlerde, katedrallerde bulamayacağınız şeyleri bulursunuz.’’

O hiç bir zaman gördüklerini vermekle yetinmemiş , ortaya koymak istediğini rengin anlatımcı niteliğinden yararlanarak yapmıştır. Aslında bu tavrı ile dış görünüşün ardında ki insan ruhuna dek uzanan sanatsal dokunuşu vermeye çalışmıştır.

Bu sergide bunu hissetmek daha da kolaylaşıyor.Geleneksel sanatın teknoloji ile birleşmesiyle farklı ve etkileyici bir deneyim …

Van Gogh resimlerinde duyguları önemsemesi , dramatik anlatımları yakalama isteği bu sergi ile birlikte doruk noktasına ulaşıyor.Yaşıyormuşcasına ortasında buluyorsunuz kendinizi akıp giden karelerin …

Sergide çerçeve yok .Resimler dört çıta arasında sıkıştırılmamış , özgürleştirilmiş . Bu sergileme biçimi ressamın düşünce tarzıyla bağdaşıyor.O içinden taşan enerjiyi çizgiyi ekarte ederek ritimli fırça vuruşlarıyla veriyor ,sınırlamıyordu. Bu yüzden bu serginin sizi alıp götüren bir havası var.

Sergide, ünlü ressamın ,Teras Kafe,Kırmızı Üzüm Bağı,Sandalye ve Pipo,Kulağı Sargılı Otoportre, Vazoda 12 Ay Çiçeği,Ren Nehri’nde Yıldızlı Bir Gece,Buğday Tarlası ve Kargalar,Doktor Gachet’in Portresi’ gibi bir döneme damgasını vuran en önemli eserleri yer alıyor.
Sergi 15 Mayıs tarihine kadar Karaköy Antrepo 3 ‘ de 15 Ekim-30 Aralık tarihleri arasında da Ankara Cer Modern’de sanatseverlerle buluşacak.

Uğur YILMAZER