Hasankeyf -Hısn Keyba-Hısn Keyfa -Sab’at aghval-Hısn Logub

Uğur  Yılmazer


Tozlu raflar arasından Hasankeyf dosyasını sık sık çıkartmakta fayda var. Geçtiğimiz günlerde Eylül ayı Sınır tanımaz heykeltraşlar platformunun düzenlediği “Uluslararası Tarihi Hasankeyf Taş Heykel Sempozyumu” ile gündeme gelmişti. Bu etkinlik her yıl aynı tarihlerde 1- 30 Eylül arası geleneksel olarak tekrarlanacak. Dokuz ülkeden 12 heykeltraş boyları 2-3 metreyi bulan heykeller yaptılar. Bu heykellerin çoğunu da Ilısu baraj gölü suların altına terk ettiler. Hasankeyf’in dünyanın ortak mirası olduğunu belirtmek istediler.

Çünkü kısmını şöyle özetleyebiliriz; Batman’a bağlı tarihi bir ilçe olan Hasankeyf ayrıca Mezopotamya bölgesinde bulunmaktadır. Birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Hz.Ömer (ra) devrinde islam toprakları arasına katılmış. Daha sonra Emeviler, Bizans imparatorluğu, Sasaniler, Abbasiler, Hamdaniler, Mervaniler, Artuklular, Eyyübiler, Akkoyunlar ve Osmanlılar gibi birçok topluluğun kaynaştığı merkez olmuştur. Cami, Kilise, saray ve şehir kalıntılarıyla günümüze ulaşmıştır. Artuklu dönemi 1101-1232 yılları arası hakimiyet sağladığı dönemde imar faliyetleri başlamıştır. Ortaçağın en büyük köprüsü Dicle köprüsü, Hasankeyf kalesi, Büyük saray Artuklu dönemine aittir. 1232-1260 yılları arasında Eyyübiler ise kaledeki Ulu camii, El-Rızk camii, Sultan Süleyman camii, Koç camii, Kızlar camii, Küçük camii, İmam Abdullah Zaviyesi, Küçük saray gibi eserler bırakır. Akkoyunlular Zeynel bey türbesi ile de bu kültürel miras bize emanet edilir.


Gelin görün ki bu bölge haçlı seferlerine, Moğol istilalarına karşı korunmuş. Biz bu mirası koruyamamış ; 1967 yılında burada iskan izni vererek Hasankeyf’i hırpalamaya başlamışız. Halk doğal olarak evlerini, bağlarını, bahçelerini çevredeki harabelerden faydalanarak yapmıştır. 1978 tarihinde ise sit bölgesi ilan edilmiş fakat definecilerin yağmalarından kurtulamamıştır.

Prof. Dr. Zeynep Ahunbay’ın Dünya Kültür Mirası Ölçütleri Açısından Hasankeyf ve Kurtarılma Olasılıkları başlıklı eski makalesinden bu konuyu daha da derinleştirebiliriz; UNESCO’nun 1721 Kasım 1972’de Paris’te toplanan Genel Konferansında Dünya Kültürel ve Doğal Mirasını Korumayla ilgili bir metin hazırlanmıştır. Türkiye bu anlaşmayı 1983 yılında onaylayarak sisteme katılmıştır.
Şu anda ülkemizden dokuz anıt ve sit Dünya Mirası Listesinde bulunmaktadır. Bunlardan Göreme ile Pamukkale doğal ve kültürel sit ; Truva, Hattuşaş, Nemrut dağı , KsantosLetoon, İstanbul , Divriği Ulu camii ve Turhan Melik Darüşşifası, Safranbolu kültürel sit olarak listede yer almaktadır.
Dünya Mirası değeri taşıyan doğal varlıkların, anıt ve sitlerin seçimi ve korunması ile ilgili kural ve koşulları düzenleyen tüzük Dünya mirası Listesi Sözleşmesi olarak anılmaktadır. Dünya Mirası Listesine yeni önerilerin yapılabilmesi için gerekli dosyalar Kültür Bakanlığı tarafından UNESCO’ya iletilmektedir. Kültür bakanlığı himayesinde 1. Derecede arkeolojik ve kentsel sit alanı olan Hasankeyf uluslararası düzeyde tanınmasının gerektiğine, doğal tarihi, mimari, özellikleriyle, sonsuza dek yaşatılması bütün insanlığın yararına olduğuna inanıyoruz.
Hasankeyf’in baraj tehdidi altında olması Kültür bakanlığının bu girişimi başlatması için belki bir engel gibi görülebilir. Ancak Kültür Bakanlığı’nın yasa gereği kanatları altında olan anıt ve sitleri gerçekten koruma görevini eyleme geçirmesi, Hasankeyf gibi özel bir ivedilikle Dünya Mirası listesine aday olarak önermesi, şimdiye dek ihmal edilmiş olan bir görevi yerine getirmek olacaktır.
Hasankeyf’in Dünya Mirası siti olmayı hangi gerekçelerle hakettiğini açıklamak, belki onun yaşam hakkını elinden almak isteyenlerin gözlerini açacak, vicdanlarını biraz rahatsız ederek, kurtarma çareleri aramayı kabul etmeleri yönünde ikna edecektir.
Dünya kültürel mirası Listesine alınmak üzere önerilen kültür varlıklarında aranan özelliklerden en az ikisine sahip olması koşulu aranmaktadır.
1.maddesine göre kültürel miras anıtlar, yapı grupları ve sitlerden oluşmaktadır. İnsanın yaratıcı dehasının üst düzeyde bir temsilcisi olması Hasankeyf bünyesinde bulunan Zeynel Bey Türbesi, Süleyman Camii, Köprü ve Kale gibi başyapıt niteliğindeki anıtlarla seçkinleşen bir sittir. Tek tek ele alındığında özellikle kale kapıları ve köprü gibi anıtlar dönemlerinin üstün tasarımları, eşsiz yapıtlarıdır. Nitekim köprü 40m’lik ana açıklığıyla geleneksel yöntemlerle aşılamayan bir strüktür uygulaması olmuştur.
2.Dünyanın bir kültür bölgesinde veya bir dönemde mimarlık veya teknoloji, anıtsal sanatlar, kent planlama veya peyzaj tasarım alanlarında önemli gelişmelere, insani değer alışverişlerine tanıklık etmesi.
Mezopotamya gibi eski dünyanın, insanlık tarihinin beşiği olan bir bölgede bulunan Hasankeyf, Roma çağından Büyük Selçuklulara kadar değişik kültürlerin etkisinde yaşadığı bir yerleşmedir. Artuklu , Eyyübi ve Akkayonlu dönemlerinin bölgesel etkileri yansıtan mimari mirası, burada farklı kültürlerin karşılığını ve bir kaynaşma potası oluştuğunu göstermektedir. Doğudan buraya gelen sanatkarlar, örneğin İran’dan gelen Zeynel bey Türbesi mimarı, bir taş diyarı Hasankeyf’e sırlı tuğla mimari geleneğinin o sırada geçerli olan biçimini getirmiş, Timur’un başkenti Semerkant’ta benzerleri yapılan bir mimarlık ürünü sunmuştur. Böylece 15.yüzyılda Semerkant’tan İstanbul ‘a kadar uzanan coğrafyada, ortak beğeniler oluşmuş seçkin usta ve sanatkarlar çalışmıştır. Bu ilişkileri kurmak ve anlamak uygarlık tarihi açısından büyük önem taşımaktadır. Ayrıca benzer duyarlılıklar insanları birbirine yaklaştırmakta, geçmişte olduğu gibi bugün de insanlar bu eserler karşısında heyecan duymaktadır.
3.Yaşayan veya yok olan kültür geleneğinin veya uygarlığının ünik veya olağan üstü, ender rastlanan bir temsilcisi olması.
Hasankeyf artık yaşamayan birkaç kültürün izlerini taşıyan ve üzeri yakın çağ kentleşmesiyle zedelenmiş ünik bir ortaçağ kentidir. Coğrafi yeri nedeniyle Suriye ve İran mimarilerinin etkilerine açık olmuştur. Roma ve öncesi kültürlere ait izler henüz tam araştırılmadığından alanın zengin bulgular vermesi umut edilmektedir.
4. Bir yapı tipinin seçkin örneği, ya da insanlık tarihinin önemli bir aşamasını veya aşamalarını gösteren bir mimari ve teknolojik bütünün veya peyzajın örneği olması.
Hasankeyf Anadolu Türk Mimarlığı açısından ilginç yapılar barındırmaktadır. Kızlar camii olarak adlandırılan yapı , benzeri henüz bilinmeyen ilginç bir anıt mezar tipolojisine sahiptir. Zeynel Bey Türbesi, silindirik gövdesi, sırlı tuğla kaplı beden duvarları ve çift cidarlı kubbesiyle, Orta Asya , İran etkileri taşımaktadır. Ayrıca bilinen tek kayalara oyulmuş cami Hasankeyftedir.
5.Geri dönülmez bir değişim karşısında hassaslaşmış olan bir kültürün veya kültürlerin temsilcisi olan , geleneksel insan yerleşimi veya arazi kullanımının seçkin bir örneği olması.
Hepsi tam ayrıştırılarak saptanamamış kültür katmanlarından en belirgin olanlar Roma, Bizans, Artuklu, Eyyübi ve Akkoyunlu dönemleridir.
Bu madde altına güncel olarak şunu ekleyebiliriz Hasankeyf’teki arkeolojik kazının başkanlığını yürüten Batman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdusselam Uluçam , kazılarda Hasankeyf’in 12 bin yıl öncesinin tarihine ulaşıldığı ancak bu yıl yapılan kazının en önemli sonucunun 12.yüzyılda Artuklu döneminde kullanılmış arıtma sistemi olduğu söylendi. Bu döneme ait bir kanalizasyon sistemi ortaya çıkarıldığını ve atıkların üçlü arıtma sistemi ile Dicle Nehrine ulaştığı belirtildi.
6.Uluslararası önem taşıyan sanatsal veya edebi eserler, inançlar, yaşayan gelenekler ve olaylarla doğrudan veya dolaylı olarak ilgili olmak.
Komite bu ölçütü özel durumlarda ve diğer kültürel ve doğal ölçütlerle birlikte değerlendirerek listeye alınma için kullanabileceğini belirtmiştir.
Hasankeyf’in çeşitli efsanelerle ilişkileri bulunmaktadır. Bütün insanlığın veya büyük dinlerin inançlarında bulunan Eshab-ı Keyf’in yedi uyurlar mağaralarının burada olduğu söylencesi vardır.

Hasankeyf ‘in bulunan tarihi eserleri taşımak, benzerlerini yapmak mümkün fakat bu eserler kendilerini ifadeden yoksun olacaklar. Bulundukları yer ile var oldular. Geçirdiği dönemlerden anılarıyla, taşıyla toprağıyla, tarihi kültürel mirası, faunasıyla şimdiki gibi hissetirmeycek.
Üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizde GAP projesi dahilinde yaklaşık 40 yıl ömrü olucak Ilısı Barajı ile 12 bin yıllık medeniyetlerin mirasını sular altına mı terkedeceğiz …

Uğur YILMAZER

Reklamlar

Erol Günaydın …

Günaydın’ın ölüm haberini kızı Günfer Günaydın twitter’dan ‘Babamı kaybettik’ diyerek duyurdu.

17 Ekim Çarşamba günü Günaydın’ın cenazesinin Teşvikiye
Camisi’nde ikindi vakti kılınacak cenaze namazının ardından annelerinin yanına
Feriköy Mezarlığı’na defnedilecek.

Tiyatro ve sinemadaki başarılı duruşuyla herkese örnek oldu. Tatlı ve güler yüzlü haliyle unutulmayacaktır.Ortak yorumda bu gidişlerin tiyatro ve sinema dünyasından , bizden çocukluğumuzdan birşeyler kopartığı gerçeği olmalıdır.Sanki güzel bir ormanlık teker teker ağaçlar devriliyor.Sanat dünyamız basitleşecek, nefessiz kalacak gibi gözüküyor.O da yeri doldurulamayacak çınarlardan…

Allahdan rahmet , sevenlerine de başsağlığı dileriz.

u

Toprağın çocukları ‘Hayal kırıklığı’

Uğur  Yılmazer

 

 

 

 

Ali Adnan Özgür’ün yönetmenliğini yaptığı, Erkan Can, Şebnem Sönmez, Bahtiyar Engin, Ufuk Bayraktar, Türkü Turan, Suzan Kardeş, Müge Boz, Menderes Samancılar  gibi zengin bir kadro tarafından canlandırılan filme geçmeden önce kısaca filmin konusunu aldığı KöyEnstitülerine değinmek gerek. Köy Enstitüleri kurulmadan önce Cumhuriyet dönemi hedef ve ilkeleri Anadolu’nun her tarafına yayılmadığından halk evleri kurulur. Halk evlerinde tiyatro, müzik, fotoğraf sergileri yapılır. Ancak fark edilir ki müzik, tiyatro, şiir beğenisinin oluşması öncelikle eğitim seviyesinin yükseltilmesiyle ortaya çıkacaktır. Zira estetik beğeniler belli bir bilinç seviyesinden sonra ancak insanlar için bir gereklilik halini almaktadır. Hal böyle iken evlerinden beklenen verim alınamayınca İsmet İnönü zamanı Anadolu’nun okuldan yoksun durumu göz önüne alınarak Hasan Ali Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç’un çabalarıyla filmimize konu olan Köy Enstitüleri kurulur. Köyün düzenini bozmadan köye bir anlamda medeniyet getirmeyi amaçlamışlardır. Nitekim zaman gösterir ki burda yetiştirilen öğretmenler geleneksel öğretmen okullarında yetişenlere göre daha verimli olmuştur. Çünkü enstitülerde eğitimde iş için, iş içinde eğitim ilkesi tatbik ediliyordu.Türkçe, Matematik, Fizik, Tarih gibi pozitif bilimlerin yanısıra Yurttaşlık Bilgisi, Müzik, Resim gibi ufuk açıcı dersler gösteriliyordu.

Filme gelecek olursak, elindeki bu denli önemli bir materyali yan hikayelerle de besleyerek vurucu bir bicimde işleyememiş malesef. Film köy enstitülerin üzerindeki baskının iyice artığı bir dönemi ele almış. Ancak sadece bu. Dünya çapında yaşanan gerilimin, ülkemize her kış komünizmin geleceği korkusu olarak yansıdığı ve faşizmin kimi kitleler tarafından panzehir olarak görüldüğü dönemde bir kısım ilerici Enstitü öğretmeninin başına gelenler anlatılıyor. Böyle yaparak köy enstitülerinin önemini vurgulamaya çalışmış fakat eksik kalmış. Bizler Enstitüler’in tam olarak ne yaptığını anlayamıyoruz filmde. Bu açığını film boyunca didakte edici özlü sözlerle izleyiciyi sıkan bir üslupla ve dış ses yardımıyla kapatmaya çalışmış ki bu zaten başlı başına izleyicisini küçümser bir tavır olarak karşımıza çıkıyor. Zaten filmlerimizin olmazsa olmazı tempodan yoksun oluşlarını da göz önüne alınınca pek de yedinci sanatın cazibesini yakalamış gibi gözükmüyor Toprağın Çocukları. Yazmak için, sinema yapmak için insanın bir meselesi olmalı lakin o meselenin doğru ve derinden anlaşılabilmesi için akıcılık ve zengin bir hikaye olması da şart. Bunun dışında bazı teknik detaylarda göze batıyor; filmde bariz bir şive problemi var, ne köylü gençler ne de çingene kız ve ninesi kendi şivelerinde konuşmuyor. Dublaj hatalarına girmiyorum bile. Bunun dışında diyaloglarda sanki kesilen sahneler vardı çünkü konuşma akışı günlük hayattaki gibi değil de karşılıklı özlü sözler söylenen aşık atışması gibi geçiyordu.  Aşık atışması demişken filmde yer alan güzel türkülere değinmeden geçmemek lazım, çok başarılı seçimlerdi. Özellikle Suzan Kardeş’in sesinden Djelem Djelem adlı roman türküsünü duymak hoş oldu. Keşke Çingene  yaşantısına ve felsefesine biraz daha girilseydi belki o sıcak havanın bir köşesinden tutulabilirmiş. Bu arada oyunculukların ne denli başarılı olduğunu söylemezsek sanırım ayıp etmiş oluruz, bu yüzden son cümleyi bu şekilde bitirmek istedim.

u.y-f.s

Hepsi bir arada ”THE AVENGERS”

Hulk ,Demir adam, Thor ,Kaptan Amerika.. Sinema uyarlamalarından sonra bütün bu kahramanlar bir arada YENİLMEZLER. Marvel’ın süper kahramanları Nick Fury, Hulk, Kaptan Amerika, Thor, Iron Man, Hawkeye ve Kara Dul’u aynı karelerde izleyeceğimiz film 27 Nisan 2012’de Türkiye’de vizyona girecek.

U.Y.

1. Uluslararası İstanbul Sinema Sokak Amatör Tiyatro Festivali kayıtlar başladı

1. Uluslararası İstanbul  Sinema Sokak Amatör Tiyatro Festivali

.

Açıklama, “Hep tiyatro, genç tiyatro” söylemi ile  06 Ağustos 2011  tarihinde başlayacak etkinliğe, İstanbul`da bulunan profesyonel ve amatör tiyatro grupları ile lise ve üniversite tiyatro topluluklarının katılımının beklenmektedir

Etkinliğe İstanbul dışından da başvuruların yapılabilecektir , Sinema sokağın ev sahipliği yapacağı etkinlikte, gençlerin sahnelerdeki varlığına tanık olmayı ve izleyiciyi genç sanatçılar ve sanatçı adaylarıyla buluşturmanın hedeflemaktedir..

Ülkemizde sanata gösterilen ilgi’nin düşük olması ve hızla hayatımıza giren teknoloji’nin biz insanları hızla bizden uzaklaştırmaması, yalnızlaştırmaması ve yozlaştırmaması için inadına SANAT inadına Tiyatro ; Tek dileğimiz ülkemizde Sanat’ın insanları uyarması ve daha daha sorgulayan bir birey haline getirmesidir…

.

.

SANATI SANATLA YAŞAMAK VE AYAĞIMIZ YERE BASARAK TİYATRO YAPMAK TEK HEDEFİMİZ…

.

.

NOT : Bütün tiyatro gruplarına Duyuru tiyatro oyunlarınızın ön bilgilerini , taslanı dergi@sinemasokağı.com adresine göderiniz . Oyunları hazırlamak için ekiplere süre tanınacaktır…

.

.

(  Başvurmak isteyenlerin, başvuru formu için bizimle iletişime geçmesini

bekliyoruz. Ayrıca bizimle iletişim kurabileceğiniz telefon numaraları ve

mail adresi de aşağıda verilmiştir. Son başvuru tarihi 01 Ağustos 2011  )

Başvuruları Sayfamız üzerinden ve dergi@sinemasokak.com ‘dan
yapabilirsiniz

Tel : 0545 521 23 45

.

Hadi Seyirci Kalmayın Sahneye Buyrun 1.Sinema Sokağı Sanat Amatör Tiyatro Festivali ‘ne

.

ETKİNLİKLERE KATILIM ÜÇRETSİZDİR

.

.

.

.

.

Zaz İstanbul’a geliyor

İSTANBUL – Türkiye’nin en uzun soluklu festivallerinden Akbank Caz Festivali’nin bu yılki sürpriz isimlerinden biri olan ZAZ, 22 Ekim Cumartesi günü müzikseverlere Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda unutulmaz bir konser verecek.
       sinema sokağı sanat    
20 yıl boyunca Max Roach, Art Ensemble of Africa, Cecil Taylor, Abbey Lincoln, Dave Holland, Archie Shepp, McCoy Tyner, Henry Threadgill, Abdullah İbrahim Trio, Steve Coleman & Five Elements, Stephan Micus, Roberto Fonseca ve Terje Rypdall gibi dünyanın en önemli caz sanatçılarını ülkemizde ağırlayan, genç ve başarılı caz sanatçılarına performans sergileme olanağı sunan Akbank Caz Festivali, Pozitif’in organizasyonu ile bu yıl da sürprizlerle dolu programıyla şehri caz ile donatacak.

.

ZAZ Hakkında

.                    sinema sokağı sanat                           sinema sokağı sanat
Gerçek ismi Isabelle Geffroy olan ZAZ, 1 Mayıs 1980 tarihinde Fransa’da doğdu. Beş yaşından itibaren müzik teorisi, keman, piyano, gitar ve koro şarkıcılığı dersleri alarak müziğe başladı. Bordeux’a taşındığında “Fifty Fingers” isimli blues grubuyla, sahne hayatına adım attı. 2009 yılında Paris’te gerçekleştirilen “Generation Reservoir” isimli yarışmada birincilik kazandı. 10 Mayıs 2010’da kendi yazdığı ve söylediği şarkılardan oluşan ilk albümünü yayınladı. Sony Müzik tarafından ülkemizde de yayınlanan albümü ile büyük beğeni toplayan ZAZ, 2010 yılında Fransa’da ve Avrupa’da “En Beğenilen Fransız Şarkıcı” ünvanının sahibi oldu.

.


…………Tanıtım sponsoruyuz

Yazı Yarışması

İLK 3′ E KİTAP HEDİYE EDİYORUZ!

.

Denemelerinizi yayınlıyoruz. Yazılarınızı   bize ulaştırabilirsiniz. Ayrıca sanat ve edebiyat dallarında; haber, tanıtım ve duyurularınızı yayınlanmak üzere bize gönderin ( Sinema, sanat , Kitap , Sergi, konser tanıtımları , fotoğraf vb ) Konularda yazılarınızı gönderin…

Beğenilen yazılar hem sayfamızda yayınlanacak hem de bir kitap kazanacaksınız . Yazmaya  gönül vermiş herkes yazılarını gönderebilecek.

.
Yarışmaya katılacak kişiler yazılarında:

.
1. İyi bir anlatım ve düzgün Türkçe’ ye,

2. Konuya ilişkin çarpıcı ve ilgi çeken bir başlığa sahip olmalı,

3. Yazılar akıcı ve etkileyici olmalı,

4. Ayrıca yazılacak olan konular özgün veya düzenlenmiş olmalıdır. Kopyala yapıştır konular olmamalıdır.

.

İllegal içerik(ler) eklenemez. Başvuracak kişinin buna özen göstermesi gereklidir. Sadece kategoriler kapsamında yazılar yayınlanabilir.

.

.

Lütfen aşağıdaki forma kişisel bilgilerinizi ve size iletişim bilgilerinizi bize yazın. Size en kısa zamanda geri döneceğiz

.

.

.