Güler Sanat “Art Market Budapest, Uluslararası Çağdaş Sanatlar Fuarı”nda

Güler Sanat Art Market Budapest, Uluslararası Çağdaş Sanatlar Fuarın da Türkiye’yi temsil ediyor

Güler Sanat, 28 Kasım – 1 Aralık 2013 tarihleri arasında düzenlenecek Art Market Budapest 2013, Uluslararası Çağdaş Sanat Fuarı’nda, Ahmet Güneştekin, Bubi ve Macar sanatçı Istvan Orosz’un çalışmalarını sanatseverlerle buluşturuyor.unnamed (2)

Ankara’nın son yıllarda gelişen sanat dünyasının yenilikçi galerilerinden Güler Sanat, bu yıl üçüncüsü düzenlenen “Art Market Budapest, Uluslararası Çağdaş Sanatlar Fuarı” nda

Türkiye’yi temsil ediyor. Galeri, Avrupa’nın ve dünyanın sanat nabzını tutan fuar süresince, Macaristan’ın dünyaya açılan sanat penceresi olarak kabul edilen Istvan Orosz’un, özgün üslubuyla dünya çapında farklı bir sanatçı kimliğine sahip Bubi’nin ve Kasım ayında NewYork Marlborough Gallery’de solo sergisini açmaya hazırlanan Ahmet Güneştekin’in çalışmalarını sanatseverlere tanıtacak.

Sanatseverler, Güler Sanat Galerisi’nin standında Ahmet Güneştekin’in “Güneşe Açılan Kapılar” adlı başyapıtının yanı sıra, çoğu ilk defa sergilenecek tuval ve heykellerini, Bubi’nin heykelleri ile “Kafes” serisinden çalışmalarını ve anamorfik üslubu çağdaş sanata uyarlayan öncü isim Macar Istvan Orosz’un çalışmalarını yakından görme fırsatı bulacak.

Istvan Orosz’un çalışmaları Aralık ayında Türkiye’de… Güler Sanat, fuarın ardından, Istvan Orosz’un eserlerini, Aralık ayı sonunda Ankara’da düzenleyeceği “Master of Deception” adlı sergi ile Türkiye’deki sanatseverlerle de bir araya getirecek. Sergide sanatçının, optik illüzyonları, var olmayan objeler ile çift anlamlı imgeleri kullandığı çalışmaları yer alacak.

Ayrıntılı bilgi için : Hande Yel – Grup 7 İletişim Danışmanlığı – 0212 292 13 13 / hyel@grup7.com.tr

Reklamlar

Divan Oteli’ne Gezi ödülü

3088503778

Almanya’daki PKF Hotelexperts adlı kuruluş tarafından verilen ödül, yarın Münih’te yapılacak bir törenle, Divan Otelleri’nin sahipleri Ali Koç ile Semahat Arsel’e verilecek. Ödülün gerekçesinde Divan Oteli’nin Gezi Parkı protestolarında “Sivil dayanışma ve cesaretin önemli bir örneğini” ve “Misafirperverliğin kriz anlarında da ne kadar gerekli olduğunu” gösterdiğine dikkat çekildi.

Ödülün gerekçesini açıklayan PKF Genel Başkanı Michael Widman, Koç Grubu’nun son 100 yılda Türkiye’nin en büyük şirketlerini kurduğuna dikkat çekerek “Divan Otelleri küçük fakat imajı büyük 11 otel ve 1447 yataktan oluşuyor.

Bunun yanı sıra Divan Oteli ve Koç Ailesi son Gezi Parkı protestolarında sivil dayanışma ve cesaretin önemli bir örneğini göstermiş, misafirperverliğin kriz anlarında da ne kadar gerekli olduğunu kanıtlamıştır” dedi. 2007 yılından bu yana verilen “Hospitality Innovation Award”, uluslararası otelcilik alanında gösterilen başarı ve sosyal etkinlikler baz alınarak veriliyor. Ödüle son üç yılda Motel One oteller zinciri, SOS Kinderdorf ve Studiosus layık görülmüştü.

Divan otel 5 yıldızlı bir halk oteli olmuştur..

 

Akşam Yemeğini Denizin Altında Yeseniz..

Yeni Bit Eşlem Resmi

Burası, Maldiv adalarından biri olan Rangali adasında bulunan, denizin 5 metre altında inşa edilmiş bir restaurant ve suit oda. Dünyanın ilk deniz altı restoranı ve odası olan bu tesis, geçtiğimiz günlerde 5. yılını kutlamış.

Barefoot iddiasız lüks altı yıldızlı Conrad Maldives Rangali Island tarzı karşılar. ‘Dünyanın En İyi Water Villas’, ‘Dünyanın En İyi Suites’ ve ‘Maldivler En İyi Spa Resort’ Ödül, bu muhteşem tesisi iki ada üzerinde üç farklı deneyimler sunuyor.

Onu çevreleyen canlı mercan bahçeleri panoramik manzarasına 180 derece ile yüzeyinin altında beş metre mesafede yer alan Ithaa (Dihevi ve Maldiv dilinde anlamı ‘sedef’) ile eşleşen altı ders set akşam yemeği menüsü çağdaş Avrupa mutfağı servis bir şarap kavram Şampanya adanmış.

Dört ders öğle yemeği menüsü hafif yemekler sunarken, bu akşam yemeği için havyar olarak günah bekliyor.  Ayrıca kuşluk kokteyller için açık ve kahvaltı, düğün ya da diğer özel günler için özel olarak rezerve edilebilir..

 

7.Uluslararası Antalya Kum Festivali

Bu yıl yedincisi düzenlenen Antalya Kum heykel festivali başladı. Devasa boyutlarda kum heykeller farklı ülkelerden gelen heykeltraşlar tarafından kısa bir sürede yapıldı.74118

Lara Beach’te sergisi gerçekleşen bu etkinliği TC Kültür ve Turizm Bakanlığı, Antalya Büyükşehir Belediyesi, Muratpaşa Belediyesi, Antalya Tanıtım Vakfı ve Antalya Gazeteciler Cemiyeti’nin de aralarında bulunduğu pek çok kurum desteklemektedir.

Her yıl farklı temalarla karşımıza çıkan festival bu senenin teması İmparatorluklar olarak belirlemiş. Cengiz Han, Napolyon, Sezar, Fatih Sultan Mehmet, Kanuni Sultan Süleyman, Ulubatlı Hasan, Büyük İskender gibi önemli imparatorların kumdan heykellerini görmek mümkün. Bunun dışında çeşitli aktivite ve etkinliklerde düzenleniyor.

Ziyaretçiler özel olarak oluşturulan workshop alanında heykeltıraşlar eşliğinde bu ilginç sanatla tanışıp kendi eserlerini ortaya koyabiliyor.Sıcaktan bunalan ziyaretçiler için gece özel led aydınlatma sistemi ve müzik eşliğinde kum heykelleri görme imkanıda sağlanmış.Sergi 1 Mayıs tarihinde açıldı. Resmi açılış ise 1 Haziran tarihinde olucak.

Alarnetif sanatlar içinde en etkileyici olan kum heykel sanatını farklılığını hiçbir şeyin kalıcı olmadığı ve her şeyin bir gün yok olacağı felsefesinden alır.

190542_553374074685252_713673629_nuntitled571571_1

Etkinlik Global Design Art Works tarafından düzenlenmektedir..  http://www.gdaworks.com/

 

Uğrak Yeri – Vincent River tiyatro

dsc8777-k

İnsanın en çok sevdiğin kişi en iyi tanıdığın kişi midir? Bilmem. Ya bir gün ardında “eski ve kullanılmayan” sırlar bırakarak kaybolursa? Olabilir. İki yabancıyı ne birleştirir? Sevmenin veya yaşadığın “şey”in yasak olduğunu hissetmek mi? Sanmam. Uğrak yeri; “mahalle baskısının” bireylerdeki psikolojik ve fizyolojik sonuçlarını sorguluyor. Bu baskıyı yaşatan bizler için, yaşayanların hayatına bir pencere açıyor.

.

Tarihler : 29 Mart 2013 Cuma ~ 26 Nisan 2013 Cuma
29 Mart ve 05, 12, 17, 19, 24, 26 Nisan – Saat : 20:30

Adres : Pürtelaş Mah. Meclis-i Mebusan Yokuşu No:15Kat:6 Fındıklı 34427  Beyoğlu İstanbul

Bilet Nereden Alınır : Biletix Çağrı Merkezi: 0216 556 98 00 Biletix Satış Noktaları, http://www.biletix.com, Craft

Web Adresi : www.crafttiyatro.com

.

Tiyatro Hakkında;

img8_140743

  • Yazan: Philip Ridley
  • Yöneten: Sami Berat Marçalı
  • Oynayanlar: İpek Bilgin, Barış Gönenen
  • Çeviren: Seda Yıldız
  • Yönetmen Yardımcısı: Gözde Kocaoğlu
  • Reji Asistanı: Gül Arıcı
  • Sahne Tasarım: Sami Berat Marçalı

”!f” !n son üç gün kıyağı

Uğur Yılmazer

Sinema Sokağı Sanat logo

 

Uğur Yılmazer
ugurylmzr@gmail.com

.

ifistanbul12-678x1024

Geçte olsa keşfettiğimiz !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali gerçekten çok şey kaçırdığımızı farkettik.14-24 Şubat arasında İstanbul’da Beyoğlu Cinemaximum Fitaş, İstinye Park Cinemaximum, Cinemaximum Budak, 28 Şubat -3 Mart arasında ise Ankara Cinemaximum CEPA ve İzmir’de ise Cinemaximum Forum Bornova izleyicisiyle buluşuyor. Maximum Kart sponsorluğunda Toronto’dan Venedik’e, Sundance’den Cannes’a, dünyanın önemli festivallerinde büyük ilgi görmüş filmlerin Türkiye galaları yapılacak. Bu festival İstanbul, Ankara ve İzmir’in eğlencesine, kültürüne renk katmayı amaçlıyor.
Leos Carax, Miguel Gomes, Jose Rivera, Reha Erdem, Richard Linklater, Hong Sang-soo, Noah Baumbach, Walter Salles, Xavier Dolan gibi önemli yönetmenleri ağırlıyor. Ayrıca 12 yaşını kutlayan !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali Hit Filmleri bu yıl ”Galalar”adı altında Digitürk sponsorluğunda yılın en çok beklenen filmlerini Türkiye’de ilk kez seyirciyle buluşturuyor

!f İlk kıyak olarak Bilet fiyatlarını artırılmadı .

İstanbul’da bilet ücretleri:
Hafta içi Gündüz Gösterimleri: 7 TL
Tam: 14 TL (Hafta içi 19:00 seansı ve sonrası ile hafta sonu tüm gün)
Öğrenci: 11 TL (Hafta içi 19:00 seansı ve sonrası ile hafta sonu tüm gün)
“Ev” Bölümü Filmleri: 7 TL
21:30 – 22:00 Seansları: 16 TL

Ankara ve İzmir’de ise bilet ücretleri:Adsız Hafta içi Gündüz Gösterimleri: 7 TL
Tam: 13 TL (Hafta içi 19:00 seansı ve sonrası ile hafta sonu tüm gün)
Öğrenci: 10,5 TL (Hafta içi 19:00 seansı ve sonrası ile hafta sonu tüm gün)
“Ev” Bölümü Filmleri: 7 TL
21:30 – 22:00 Seansları: 13 TL

İkinci kıyak olarak da Festivalin İstanbul’daki son üç gününde İstanbul ile eşzamanlı gösterilecek beş film, İstanbul’daki izleyicilerle aynı anda Anadolu’da 26 şehrin yanı sıra Lefkoşa, Gümrü, Erivan, Kudüs ve Ramallah’daki izleyicilere ulaşacak. Bu şehirlerdeki üniversiteler, dernekler, sanat insiyatifleri ve STK’lar örgütlendi ve kurulan bu yeni sinema ağına destek vererek projeyi şehirlerinde organize etmeye gönüllü oldu.

MUBI, !f ² ile ortaklaşa çalışarak seçilen beş filmi, festivalin son üç günü olan 22-23-24 Şubat’ta, internet üzerinden yüksek görüntü kalitesi ile aynı anda tüm ortak şehirlerde izleyicilere ulaşıyor. Film gösterimlerinden sonra yönetmenlerle yapılacak sohbetler internet üzerinden canlı izlenebilecek ve izleyiciler yönetmene soru gönderebilecek.

!f ² 2013: İstanbul’dan Canlı Filmleri
*Biz Birliğiz: Hacktivistlerin Hikâyesi
*Anlattığımız Hikâyeler
*Benim Çocuğum
*Savaş Cadısı
*Öldürme Eylem

!f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali, 12 yıldır 70.000 kişilik izleyici kitlesiyle kültür sanat hayatına yeni bir soluk getiren, dünyanın her yanından farklı bakışları sinemaseverlerle buluşturan ve düzenlediği partiler, atölyeler ve çeşitli etkinliklerle programını zenginleştiren bir oluşum.
Her yıl İstanbul ‘da, Ankara’da ve İzmir’de Cinemaximum Sinemalarında Şubat ve Mart aylarında izleyicisiyle buluşan festival, filmleri farklı ve güncel temalar altında toplayarak izleyicisine ulaştırıyor.

Ayşe Nilgün Atılgan trafik kazası sonucu yaşamını yitirdi.

Şenay Tanrıvermiş

Barış Kekeç
ana logo

 baris@sinemasokak.com

 

SES ve sinema sanatçısı 57 yaşındaki Ayşe Nilgün Atılgan , Antalya‘da markete gitmek için yolun karşısına geçtiği sırada Mustafa Yakar yönetimindeki taksinin çarpması sonucu yaşamını yitirdi.cover

Kaza, dün 21.30 sıralarında İsmet Gökşen Caddesi’nde meydana geldi. Antalya’daki yakınlarına misafirliğe gelen Nilgün Atılgan, dün akşam alışveriş için evden çıktı. Markete gitmek için yolun karşısına geçmeye çalışan sanatçıya 57 yaşındaki Mustafa Yakar yönetimindeki 07  T 0077  plakalı taksi çarptı. Ağır yaralanan Ayşe Nilgün Atılgan, ambulansla Medical Park Park Hastanesi’ne götürüldü. Sanatçı, tüm çabalara rağmen kurtarılamadı. Polis sürücü Mustafa Yakar’ı gözaltına aldı.

Hem Sahnede hemde beyazperde

15 yıl önce vefat eden gazinocu Cengiz Tabakçı’nın eşi olan Ayşe Nilgün Atılgan, çeşitli gazinolarda sahneye çıkmıştı. 1970’li yılların beğenilen seslerinden olan sanatçı ‘Sana Bir Buse Vermedim Diye’, ‘Nerden Çıktın Karşıma’, ‘Çek Kayıkçı Kürekleri’ gibi şarkılarıyla ünlendi. Kadir İnanır, Salih Güney, Fikret Hakan gibi dönemin ünlü aktörleriyle birlikte 10’un üzerinde filmde rol alan sanatçı ‘Ah nerede’ adlı sinema filminde Tarık Akan ve Gülşen Bubikoğlu ile başrolleri paylaştı.

İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi

 

Uğur  Yılmazer

 

 

İslam Bilim ve Teknoloji  Tarihi Müzesi

Bilim ve teknoloji tarihinin bütün insanlığa mal edilebilecek bir miras olması bu müzenin kuruluş esasını teşkil etmektedir. Şu iki noktada da ise hassas davranır.  İslam bilim ve teknoloji konusunda ki gelişmeler öylece birden ortaya çıkmadığı, geçmiş kültürlerin,  Yunanlılar ve Bizans dönemlerinden alınan bilgileri geliştirdikleri gerçeğini de göz önünde tutar.

Buranın kuruluşunda TÜBİTAK, TÜBA, İBB’nin  yanı sıra  J.W. Goethe üniversitesi Arap- İslam Tarihi Enstitüsü’nün yani bu enstitünün de kurucusu Prof. Dr. Fuat Sezgin’in payı büyüktür. Burası için Prof. Dr. Fuat Sezgin  Arap-İslam Bilimleri Enstitüsü için hazırladığı bilimsel araç ve gereçlerin benzerlerini yaptırarak müzenin açılışına ön ayak olmuştur. Burada ki eserlerin ufak bir kısmı orijinal diğerleri tariflere, çizimlere ve resimlere dayanılarak yapılmıştır. Müzede bulunan objeler  9. ve 16.yüzyıl arası dönemi kapsamaktadır.

Müze girişte bilim adına ilk girişimlerden bahsederek  başlar. Asıl bölümler üst kata çıkınca başlar. Uzun koridorlar şeklinde düzenlenmiş bölümlerde her iki yanda objeler sergilenmektedir. Yerlerin halı olması güzel bir karşılamanın ilk adımı diyebiliriz. Burada İslam’ın bilim adına teşviki, bakış açısı, deneyin önemi  gibi konularda dört dilde kısa bilgiler verilmiş. İslam bilim ve teknoloji gelişimleri modern dünyaya tanıtma yolunda orientalist çalışmalar yapan; Eduard Sachau, Joseph von Hammer-Purgstall  ve  islam bilim dünyasında ilk modelleme yapmayı başaran Erhard Wiedemann gibi önemli isimlere değinilmiştir

Alman orientalist  Franz Rosenthal   aslında müze çıkışında varacağımız noktayı bize girişte sunar ve şunları der ‘’Belki de kapsamı hızla genişleyen çeviri faaliyetlerini temellendirmek için Müslümanlara tıp, kimya gibi pozitif bilimlerle tanışmayı çekici gösteren ne pratik faydacılık ne de felsefi teolojik sorunlarla uğraşmalarına sebep olan teorik faydacılık yeterli olabilirdi.

Eğer İslam dini başlangıçtan itibaren bilim rolünü dinin bütün bir insan hayatının asıl itici gücü olarak öne sürmemiş olsaydı. Bilim İslam’da böylesine merkezi bir konuma yerleştirilmiş, neredeyse  dini  bir saygı görmemiş  olmasaydı muhtemelen çeviri faaliyeti olduğundan daha az bilimsel, daha az sürükleyici ve daha ziyade yaşamak için zaruri olanı almaya bilinenden farklı bir şekilde sınırlanmış olarak kalırdı.’’   Bir anlamda eğitim daha iyi bir müslüman olmanında yoludur .

İlk bölüm astronomi alanında gelişmeleri anlatıyor. İslam kültür çevresindeki astronomik araçlar 9.yy son çeyreği den itibaren gelişmeye başlamış.  Bu alanda öncelikle karşımıza çıkan Yunanlılar dönemi kullanılan, güneş, ay,ve yıldızların konumunu belirleyen, zaman hesaplamaya yarayan usturlab denilen  alettir. Orjinallerinden yararlanılarak modellenen büyük küçük birçok usturlab ve yer küre sergilenmektedir.  Urve, halka, hücre, ümm, şebeke ve levha bölümlerinden oluşan usturlabın kullanışı şu şekildedir; Ufkun üzerindeki bir yıldızla hizalanırsa hareket eden ibre ile açısı belirlenir. Buradan alınan ölçü tabandaki levhanın coğrafi konumu temsil ettiği usturlabın öteki tarafına aktarılır. Göklerin haritası gibi olan bir yıldız giridi yıldızların konumunu gösterir. Yapılan ölçüm kullanılarak uçlar levhanın üstüne hizalanınca saat gibi usturlabtan zaman okunabilir. Abbasi dönemi  usturlab daha da geliştirilir. Mekke’nin yerini hesaplama bir anlamda matematiksel bir problemdi. Bunun yanı sıra namaz vakitlerinin hesaplanması da ustuplabın yön bulma ve zaman hesaplama konusunda  geliştirilmesine sebep olmuştur. Usturlabın yön bulma özelliği deniz yolculuğunu geliştirerek keşifler dönemi temellerini de oluşturmuştur.

Bu alanda önemli çalışmaları El-Fergani yapmış. Arz derecelerinin uzunluklarını hesaplamış; Güneş’in de, gezegenler gibi, ancak ters istikamette seyreden bir yörüngesi bulunduğunun, ilk defa farkına vardı. Ortaçağda Alfranganus adı ile anılan El-Fergani’nin, ‘Astronominin Unsurları’ isimli eseri, birçok defalar Latince’ye çevrildi. Bunun  yanı sıra İlk defa İslam bilginleri, Dünya’nın yuvarlak olup, ekseni etrafında döndüğü teorisini iddia ve ispat ettiler. Will Durant, “Histoire de la Civilisation L’age de la Fol” eserinde bu konuya ışık tutar:

“Biruni, Dünya’nın yuvarlaklığını hiç tereddüt etmeden kabul etmekle beraber, her şeyi arzın merkezine doğru çeken kuvveti de tesbit etti. Astronomi esaslarının; hem Arz küresinin, her gün kendi ekseni ve her sene Güneş etrafında döndüğünü, aksini tasavvur ederek açıklayabileceğini ileri sürer.”

Kur’an’dan, Arz’ın, sabit olmayıp, hareket ettiğine şahit olmuşlardı. NEML(27)/88
Sen dağları görür, onları yerinde sabit sanırsın. Halbuki onlar, bulut gibi hareket ederler. Bu, Allah’ın sanatıdır ki; O, her şeyi sağlam yapar. Şüphesiz O, yaptıklarınızdan haberdardır.

İkinci bölümüne geçtiğimizde  önemli astronomi rasathanelerin kuruluş tarihleri, yerler , planları , kullanılan aletler hakkındaçeşitli bilgiler ve modellemelerini görüyoruz. 9. yüzyılın ilk çeğreği  Halîfe El-Memun Bağdatta  ilk rasathaneyi kurdurmuştur. Avrupa da ise ilk rasathane 16.yüyılda karşımıza çıkar.

Abbasiler den sonra bu alanda İlhanlılar dönemi  önemli çalışmalarda olmuş  ve  13.yüzyılda  Merega rasathanesini kurulmuştur. Bu rasathane kullanılan aletlerin modelleri bu alanda sergilenmektedir. Bu aletlerin nasıl kullanıldığını bilgi ekranlarından öğreniyoruz. Gün dönümünün belirlenmesi , yıldızların enlem ve meridiyen derecelerini ölçmek, güneş ve ayın görünüşteki çapının  bulunması  ile ilgili birbirinden farklı bir çok alet burada görülebilir. Benzer şekilde üzerinde durulan rasathaneleri şöyle sıralayabiliriz; Timurlular dönemi ayrıca kendisi de astronom ola Uluğ bey tarafından yaptırılan  Semerkant rasathanesi  (1420 ) ,Osmanlı dönemi 3.Murat tarafından yaptırılan  İstanbul rasathanesi  ki (1375-80) gökbilimci, mühendis ve matematikçi olan Takiyüddin  rasathaneye çok katkısı olmuştur. Fakat bu rasathane kısa sürede kapanmıştır.

Müze, bölümlerinde ilgili alanlar hakkında orientalist çalışmalar yapan isimlerin ahşap kabartma portrelerine yer veriyor. Bu isimler ve yaptıkları çalışmalar hakkında kısa bilgi veriyor. Astronomi alanında ise  İtalyan oryantalist Carlo Alfonso Nallino ilk islam astronomi tarihi yazarı  olarak karşımıza çıkar.

Sonraki  bölümünde ise birbirinden  ilginç materyallerle çalışan farklı saatler ( güneş saat, mum saati, su saati, fil saati  ) yer almaktadır. En dikkat çeken modelleme ise Takiyüddinin  çanlı, zemberekli saati.

Üst katta ki son iki bölüm ise savaş aletleri ve tıp üzerine düzenlenmiş. Savaş aletleri bölümünde dikkat çeken  El tüfeği 14.yüzyıl  İslam dünyasına mal ediliyor. Hasan çelebi tarafından yapılan roket bunun yanısıra farklı top tipleri, biyolojik bombalar(içlerine yılan ve akrep gibi tehlikeli hayvanlar doldurulup mancınıkla fırlatılan kaplar), mancınık sistemleri 14.yüzyılın sonlarında Avrupa da yayılan modellerin öncüllerini oluşturuyor.

  Son bölümde ise tıp üzerine yapılan çalışmalar ve kullanılan aletler sergilemiş. İslam medeniyeti tıp alanında büyük ilerlemeler kaydetmiştir. Dünyada bilinen ilk katarakt ameliyatını, asıl ismi Ebu’l-Kasım Ammâr b. Ali el-Mevsılî  (10yy) olan ve İslâm tarihinde kısaca Ammâr, batıda ise “Canamusalı” olarak tanınan müslüman tıp âlimi yapmıştır. Bu alimin geliştirdiği ameliyat malzemeleri ve kulak, burun, boğaz, diş, ortapedi, sinir hastalıklarında kullanılan malzemeler sergileniyor . Bir diğer isim İbn-i Sina onun El-Kanun Fi’t-Tıbb eseri 12.yüzyılda Latinceye çevrilmiş ve 17.yüzyıla kadar Avrupa tıp bilimini etkilemiştir. Aynı şekilde El-Razi’nin El havi eseri  tıp ansiklopedisi olarak Avrupalı araştırmacılar bu gelişmeleri tıp yöntemlerini onaylamış uygulamıştır.

Alt katta indiğimizde ise  İslam bilginlerinin tanıttığı 100 kadar  taşa sahip maden koleksiyonu  ilk bölümü oluşturur. İkinci bölümde fizik başlığı altında El-Cezeri ve Takiyüddin  icatları üzerinde durulmuş Robotik bilimin babası sayılan El-Cezeri hidrolik cihazlar tasarlamasıyla Leonardo da Vinci’i bile etkilemiştir. Su pompaları, gemi değirmenleri, teraziler, fıskiyeler ve dahası tarife göre yapılmış icatlar burada yer alıyor.

Üçüncü bölümde ise Matematik, Geometri, Mimari, Şehircilik  alanındaki gelişmeler yer almış. Cebir konusunda Yunanlılar, Hintliler, Babiller  dönemleri yapılan çalışmaları 8.yüzyıl da harmanlanmıştır. Batılı yazarlar, İslam matematikçilerini, Yunan matematiğini sadece ortaya koymuş olmakla vasıflandırıyorlarsa, yeni araştırmalar bunun yanlışlığını ortaya koyuyor.Roma rakamları’nın yerini, bugün hala kullandığımız Arap rakamları aldı. Sıfır, ilk defa olarak icat edilip kullanılmaya başlandı. Roma rakamları 3888 (MMMDCCCLXXXVIII) gibi bir sayıyı ifade ederken hantallaşmakla kalmamış dört işlemde çeşitli karışıklıklara da yol açmıştır. Matematik tarihinde sıfırın bulunması bir devrimdir. Arapça  Es-sifr (sıfır)  İngilizceye ‘’cypher’’ diye yerleşmiştir.

Mimari alanında ise  Mustansıriye medresesi ,Süleymaniye camii, Kurtuba camii, Adil Melike Turhan hastanesi gibi yapıların modelleri üzerinden bilgi verilmiştir.

Dördüncü ve beşinci bölümde ise Optik, Kimya, Coğrafya alanları ele alınmış. İbnü’l-Heysem ile başlayan optik çalışmalarının Kemâlüddîn El-Fârîsî devam ettirmiştir. Gökkuşağının oluşumuna açıklık getirmiş ve görüntünün oluşumu hakkında ışık üzerinden sistematik deneyler yapmıştır. El Farisi eserinden Leonardo da Vince de yararlanmıştır. İbn-i Heysem fotoğrafın ilk modelini, bir nevi “karanlık oda”yı ilk defa dener. Işığın kırılmasının sebeplerini, hava ve su gibi çeşitli ortamlara dayandırır. Camera obscura’nın  (karanlık odanın) asıl mucididir. Heysem’in buluşlarına 15. ve 16. yüzyılda Avrupa da rastlanıyor.

Dr. Sigrid Hunke; Heysem’i
“Bu ‘dahi İslam bilgini’nin Batı’ya yaptığı tesirler muhteşemdir. Onun optik-fizik alanında nazariyeleri, yeni çağ ortalarına kadar ‘Avrupai ilme’ hakim olur. İngiliz Roger Bacon‘dan, Alman Witello‘ya varıncaya kadar geçen devre boyunca, bütün optik, ‘Alphazen’in(İbn-i Heysem) nazariyelerine dayanır. Galile Teleskobu’nun arkasında, Alhazen’in büyük gölgesi durur.

Ayrıca İbn el-Heysem ışığın kırılma sürecini mekanik terimler cinsinden tanımlamıştır. Ona göre, “iki ortamın ayrılma yüzeyi boyunca geçen ışık parçacıklarının hareketi, kuvvetlerin bileşke yasasına uyar. Bu yaklaşım daha sonraları Newton tarafından yeniden keşfedilerek işlenmiştir.

Kimya bölümünde ise El-Razi’nin değişiyle ‘’Her sanat kendi aletlerine sahiptir.’’ Buradan hareketle  imbikler,  damıtma kapları, deney tüpleri, maden fırınları ve farklı gül suyu damıtma araçları bu  bölümde yer alır. Latin kimyasının temelini Yunanca değil bilakis Arapça orijinal eserlerin tercümesi sağlamaktadır.

Beşeri coğrafya alanında ise İbn-i Batuta İlk ve ortaçağın en büyük seyyahı; tarihi, coğrafi, etnik ve kültür tarihçiliğini ilgilendiren konularda önemli eserler verir.

Yunan eserlerine olan ilgi bir anlamda Rönesansı tetiklemiştir.Bu ilgi ise müslümanlar tarafından Toledo da başlatılmıştır. Burada Arapça metinler Latinceye tercüme edilmiştir.

Gherardo da Cremona  İbn-i Sina tarafından hazırlanan tıbbı incelemeler hakkında çeviriler yapan birçok isimden sadece biridir. Şu nokta önemli ki Toledo’ya bir çok konuda bilgi edinmek gelen bilim insanları vardı. Alman Herman, Aristo’nun Rhetoric adlı eserini Arapça kaynaklardan tercüme ediyor. Arap çevirisini de Abrous tarafından yapılan yorumlar var. Bu yorumlar ayrı olarak belirtilmiş. Yunan eserlerinin içine giren yeni fikirler mevcut. Bir anlamda bilgi tamamlanıyor. Yunan bilim adamlarının çalışmaları devam ettirilmiş ta ki yol gösterene kadar.

Bilinçli bir ihmal sürecinden geçtik. Bunları hatırlatması bakımından İslam Bilim Teknoloji Tarihi Müzesi büyük bir adım atmıştır.

Müzeyi gezdikten sonra şunu rahatlıkla söyleyebiliriz; İslam medeniyetleri birçok buluşa yol açacak temeli oluşturmuş ve yol göstermiştir.

Müzenin dikkatinizi çeken bir tarafı mutlaka olacaktır. Her yaştan insanın gezebileceği şekilde düzenlenmiş. Ufak tefek eksikleri bulunuyor.Sinevizyon salonundan yararlanılamıyor. Zamanla yıpranmış bilgi panoları ve bazı televizyonları bozuk bazıları da sadece Türkçe veya İngilizce olarak ayarlanmış bu ufak sorunlarda ortadan kalktığında ziyaretçilerine daha açıklayıcı bilgiler sunma olanağını sürdürecektir.

 u.y

Ziyaret Gün ve Saatleri:Salı günü haricinde diğer günler, [09:00-16:30] saatleri arasında ziyarete açıktır.

Ziyaret Ücretleri:[17] Yaş altı ve [65] yaş üzeri ücretsiz. Diğer tüm ziyeretçilere 5 TL`dir.

İletişim bilgileri

İlçe: Sirkeci

Adres: Has Ahırlar Binası – Gülhane Parkı, Sirkeci

Web: http://www.ibttm.org

Telefon:0212 528 80 65

Hasankeyf -Hısn Keyba-Hısn Keyfa -Sab’at aghval-Hısn Logub

Uğur  Yılmazer


Tozlu raflar arasından Hasankeyf dosyasını sık sık çıkartmakta fayda var. Geçtiğimiz günlerde Eylül ayı Sınır tanımaz heykeltraşlar platformunun düzenlediği “Uluslararası Tarihi Hasankeyf Taş Heykel Sempozyumu” ile gündeme gelmişti. Bu etkinlik her yıl aynı tarihlerde 1- 30 Eylül arası geleneksel olarak tekrarlanacak. Dokuz ülkeden 12 heykeltraş boyları 2-3 metreyi bulan heykeller yaptılar. Bu heykellerin çoğunu da Ilısu baraj gölü suların altına terk ettiler. Hasankeyf’in dünyanın ortak mirası olduğunu belirtmek istediler.

Çünkü kısmını şöyle özetleyebiliriz; Batman’a bağlı tarihi bir ilçe olan Hasankeyf ayrıca Mezopotamya bölgesinde bulunmaktadır. Birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Hz.Ömer (ra) devrinde islam toprakları arasına katılmış. Daha sonra Emeviler, Bizans imparatorluğu, Sasaniler, Abbasiler, Hamdaniler, Mervaniler, Artuklular, Eyyübiler, Akkoyunlar ve Osmanlılar gibi birçok topluluğun kaynaştığı merkez olmuştur. Cami, Kilise, saray ve şehir kalıntılarıyla günümüze ulaşmıştır. Artuklu dönemi 1101-1232 yılları arası hakimiyet sağladığı dönemde imar faliyetleri başlamıştır. Ortaçağın en büyük köprüsü Dicle köprüsü, Hasankeyf kalesi, Büyük saray Artuklu dönemine aittir. 1232-1260 yılları arasında Eyyübiler ise kaledeki Ulu camii, El-Rızk camii, Sultan Süleyman camii, Koç camii, Kızlar camii, Küçük camii, İmam Abdullah Zaviyesi, Küçük saray gibi eserler bırakır. Akkoyunlular Zeynel bey türbesi ile de bu kültürel miras bize emanet edilir.


Gelin görün ki bu bölge haçlı seferlerine, Moğol istilalarına karşı korunmuş. Biz bu mirası koruyamamış ; 1967 yılında burada iskan izni vererek Hasankeyf’i hırpalamaya başlamışız. Halk doğal olarak evlerini, bağlarını, bahçelerini çevredeki harabelerden faydalanarak yapmıştır. 1978 tarihinde ise sit bölgesi ilan edilmiş fakat definecilerin yağmalarından kurtulamamıştır.

Prof. Dr. Zeynep Ahunbay’ın Dünya Kültür Mirası Ölçütleri Açısından Hasankeyf ve Kurtarılma Olasılıkları başlıklı eski makalesinden bu konuyu daha da derinleştirebiliriz; UNESCO’nun 1721 Kasım 1972’de Paris’te toplanan Genel Konferansında Dünya Kültürel ve Doğal Mirasını Korumayla ilgili bir metin hazırlanmıştır. Türkiye bu anlaşmayı 1983 yılında onaylayarak sisteme katılmıştır.
Şu anda ülkemizden dokuz anıt ve sit Dünya Mirası Listesinde bulunmaktadır. Bunlardan Göreme ile Pamukkale doğal ve kültürel sit ; Truva, Hattuşaş, Nemrut dağı , KsantosLetoon, İstanbul , Divriği Ulu camii ve Turhan Melik Darüşşifası, Safranbolu kültürel sit olarak listede yer almaktadır.
Dünya Mirası değeri taşıyan doğal varlıkların, anıt ve sitlerin seçimi ve korunması ile ilgili kural ve koşulları düzenleyen tüzük Dünya mirası Listesi Sözleşmesi olarak anılmaktadır. Dünya Mirası Listesine yeni önerilerin yapılabilmesi için gerekli dosyalar Kültür Bakanlığı tarafından UNESCO’ya iletilmektedir. Kültür bakanlığı himayesinde 1. Derecede arkeolojik ve kentsel sit alanı olan Hasankeyf uluslararası düzeyde tanınmasının gerektiğine, doğal tarihi, mimari, özellikleriyle, sonsuza dek yaşatılması bütün insanlığın yararına olduğuna inanıyoruz.
Hasankeyf’in baraj tehdidi altında olması Kültür bakanlığının bu girişimi başlatması için belki bir engel gibi görülebilir. Ancak Kültür Bakanlığı’nın yasa gereği kanatları altında olan anıt ve sitleri gerçekten koruma görevini eyleme geçirmesi, Hasankeyf gibi özel bir ivedilikle Dünya Mirası listesine aday olarak önermesi, şimdiye dek ihmal edilmiş olan bir görevi yerine getirmek olacaktır.
Hasankeyf’in Dünya Mirası siti olmayı hangi gerekçelerle hakettiğini açıklamak, belki onun yaşam hakkını elinden almak isteyenlerin gözlerini açacak, vicdanlarını biraz rahatsız ederek, kurtarma çareleri aramayı kabul etmeleri yönünde ikna edecektir.
Dünya kültürel mirası Listesine alınmak üzere önerilen kültür varlıklarında aranan özelliklerden en az ikisine sahip olması koşulu aranmaktadır.
1.maddesine göre kültürel miras anıtlar, yapı grupları ve sitlerden oluşmaktadır. İnsanın yaratıcı dehasının üst düzeyde bir temsilcisi olması Hasankeyf bünyesinde bulunan Zeynel Bey Türbesi, Süleyman Camii, Köprü ve Kale gibi başyapıt niteliğindeki anıtlarla seçkinleşen bir sittir. Tek tek ele alındığında özellikle kale kapıları ve köprü gibi anıtlar dönemlerinin üstün tasarımları, eşsiz yapıtlarıdır. Nitekim köprü 40m’lik ana açıklığıyla geleneksel yöntemlerle aşılamayan bir strüktür uygulaması olmuştur.
2.Dünyanın bir kültür bölgesinde veya bir dönemde mimarlık veya teknoloji, anıtsal sanatlar, kent planlama veya peyzaj tasarım alanlarında önemli gelişmelere, insani değer alışverişlerine tanıklık etmesi.
Mezopotamya gibi eski dünyanın, insanlık tarihinin beşiği olan bir bölgede bulunan Hasankeyf, Roma çağından Büyük Selçuklulara kadar değişik kültürlerin etkisinde yaşadığı bir yerleşmedir. Artuklu , Eyyübi ve Akkayonlu dönemlerinin bölgesel etkileri yansıtan mimari mirası, burada farklı kültürlerin karşılığını ve bir kaynaşma potası oluştuğunu göstermektedir. Doğudan buraya gelen sanatkarlar, örneğin İran’dan gelen Zeynel bey Türbesi mimarı, bir taş diyarı Hasankeyf’e sırlı tuğla mimari geleneğinin o sırada geçerli olan biçimini getirmiş, Timur’un başkenti Semerkant’ta benzerleri yapılan bir mimarlık ürünü sunmuştur. Böylece 15.yüzyılda Semerkant’tan İstanbul ‘a kadar uzanan coğrafyada, ortak beğeniler oluşmuş seçkin usta ve sanatkarlar çalışmıştır. Bu ilişkileri kurmak ve anlamak uygarlık tarihi açısından büyük önem taşımaktadır. Ayrıca benzer duyarlılıklar insanları birbirine yaklaştırmakta, geçmişte olduğu gibi bugün de insanlar bu eserler karşısında heyecan duymaktadır.
3.Yaşayan veya yok olan kültür geleneğinin veya uygarlığının ünik veya olağan üstü, ender rastlanan bir temsilcisi olması.
Hasankeyf artık yaşamayan birkaç kültürün izlerini taşıyan ve üzeri yakın çağ kentleşmesiyle zedelenmiş ünik bir ortaçağ kentidir. Coğrafi yeri nedeniyle Suriye ve İran mimarilerinin etkilerine açık olmuştur. Roma ve öncesi kültürlere ait izler henüz tam araştırılmadığından alanın zengin bulgular vermesi umut edilmektedir.
4. Bir yapı tipinin seçkin örneği, ya da insanlık tarihinin önemli bir aşamasını veya aşamalarını gösteren bir mimari ve teknolojik bütünün veya peyzajın örneği olması.
Hasankeyf Anadolu Türk Mimarlığı açısından ilginç yapılar barındırmaktadır. Kızlar camii olarak adlandırılan yapı , benzeri henüz bilinmeyen ilginç bir anıt mezar tipolojisine sahiptir. Zeynel Bey Türbesi, silindirik gövdesi, sırlı tuğla kaplı beden duvarları ve çift cidarlı kubbesiyle, Orta Asya , İran etkileri taşımaktadır. Ayrıca bilinen tek kayalara oyulmuş cami Hasankeyftedir.
5.Geri dönülmez bir değişim karşısında hassaslaşmış olan bir kültürün veya kültürlerin temsilcisi olan , geleneksel insan yerleşimi veya arazi kullanımının seçkin bir örneği olması.
Hepsi tam ayrıştırılarak saptanamamış kültür katmanlarından en belirgin olanlar Roma, Bizans, Artuklu, Eyyübi ve Akkoyunlu dönemleridir.
Bu madde altına güncel olarak şunu ekleyebiliriz Hasankeyf’teki arkeolojik kazının başkanlığını yürüten Batman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdusselam Uluçam , kazılarda Hasankeyf’in 12 bin yıl öncesinin tarihine ulaşıldığı ancak bu yıl yapılan kazının en önemli sonucunun 12.yüzyılda Artuklu döneminde kullanılmış arıtma sistemi olduğu söylendi. Bu döneme ait bir kanalizasyon sistemi ortaya çıkarıldığını ve atıkların üçlü arıtma sistemi ile Dicle Nehrine ulaştığı belirtildi.
6.Uluslararası önem taşıyan sanatsal veya edebi eserler, inançlar, yaşayan gelenekler ve olaylarla doğrudan veya dolaylı olarak ilgili olmak.
Komite bu ölçütü özel durumlarda ve diğer kültürel ve doğal ölçütlerle birlikte değerlendirerek listeye alınma için kullanabileceğini belirtmiştir.
Hasankeyf’in çeşitli efsanelerle ilişkileri bulunmaktadır. Bütün insanlığın veya büyük dinlerin inançlarında bulunan Eshab-ı Keyf’in yedi uyurlar mağaralarının burada olduğu söylencesi vardır.

Hasankeyf ‘in bulunan tarihi eserleri taşımak, benzerlerini yapmak mümkün fakat bu eserler kendilerini ifadeden yoksun olacaklar. Bulundukları yer ile var oldular. Geçirdiği dönemlerden anılarıyla, taşıyla toprağıyla, tarihi kültürel mirası, faunasıyla şimdiki gibi hissetirmeycek.
Üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizde GAP projesi dahilinde yaklaşık 40 yıl ömrü olucak Ilısı Barajı ile 12 bin yıllık medeniyetlerin mirasını sular altına mı terkedeceğiz …

Uğur YILMAZER

19. Altın Koza Film Festivali Başlıyor

.

Adana Büyükşehir Belediyesi 19. Altın Koza Film Festivali 17 Eylül Pazartesi (YARIN) başlıyor. 23 Eylül’e kadar devam edecek olan festivalde Türk sinemasının unutulmaz oyuncuları Ediz Hun, Perihan Savaş ile yapımcı Abdurrahman Keskiner’ Yaşam Boyu Onur Ödülü takdim edilecek. Sinemamızın Sultanı Türkan Şoray’ın Onur Konuğu olacağı festivalde Şoray’ın filmlerinde giydiği kostümlerden oluşan sergi sanatseverlerle buluşacak.

Festivalde her yıl olduğu gibi Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması, Ulusal Öğrenci Filmleri Yarışması ve Akdeniz Ülkeleri Kısa Film Yarışması yapılacak. Dünyanın çeşitli köşelerinden 238 filmin izleyiciyle buluşacağı Altın Koza, son dönemin dikkat çeken yapılarının Türkiye prömiyerlerine evsahipliği yapacak. Özel gösterim bölümleriyle öğrencileri ve engellileri sinemayla buluşturacak olan festivalde, her yıl olduğu gibi atölye çalışmaları, söyleşiler ve sergiler de gerçekleştirilecek.

.

.

.

Barış kekeç