Sağ Salim 2: Sil Baştan’ın Yeni Fragmanı Yayınlandı

2012 yılının en beğenilen komedi filmlerinden biri olan Sağ Salim devam filmiyle yeniden beyazperde de. Filmin yeni fragmanı internet ortamında yayına verildi..

 

Reklamlar

Zor Kazanç Fragman (2013)

Pas ve Kemik Fragman

”!f” !n son üç gün kıyağı

Uğur Yılmazer

Sinema Sokağı Sanat logo

 

Uğur Yılmazer
ugurylmzr@gmail.com

.

ifistanbul12-678x1024

Geçte olsa keşfettiğimiz !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali gerçekten çok şey kaçırdığımızı farkettik.14-24 Şubat arasında İstanbul’da Beyoğlu Cinemaximum Fitaş, İstinye Park Cinemaximum, Cinemaximum Budak, 28 Şubat -3 Mart arasında ise Ankara Cinemaximum CEPA ve İzmir’de ise Cinemaximum Forum Bornova izleyicisiyle buluşuyor. Maximum Kart sponsorluğunda Toronto’dan Venedik’e, Sundance’den Cannes’a, dünyanın önemli festivallerinde büyük ilgi görmüş filmlerin Türkiye galaları yapılacak. Bu festival İstanbul, Ankara ve İzmir’in eğlencesine, kültürüne renk katmayı amaçlıyor.
Leos Carax, Miguel Gomes, Jose Rivera, Reha Erdem, Richard Linklater, Hong Sang-soo, Noah Baumbach, Walter Salles, Xavier Dolan gibi önemli yönetmenleri ağırlıyor. Ayrıca 12 yaşını kutlayan !f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali Hit Filmleri bu yıl ”Galalar”adı altında Digitürk sponsorluğunda yılın en çok beklenen filmlerini Türkiye’de ilk kez seyirciyle buluşturuyor

!f İlk kıyak olarak Bilet fiyatlarını artırılmadı .

İstanbul’da bilet ücretleri:
Hafta içi Gündüz Gösterimleri: 7 TL
Tam: 14 TL (Hafta içi 19:00 seansı ve sonrası ile hafta sonu tüm gün)
Öğrenci: 11 TL (Hafta içi 19:00 seansı ve sonrası ile hafta sonu tüm gün)
“Ev” Bölümü Filmleri: 7 TL
21:30 – 22:00 Seansları: 16 TL

Ankara ve İzmir’de ise bilet ücretleri:Adsız Hafta içi Gündüz Gösterimleri: 7 TL
Tam: 13 TL (Hafta içi 19:00 seansı ve sonrası ile hafta sonu tüm gün)
Öğrenci: 10,5 TL (Hafta içi 19:00 seansı ve sonrası ile hafta sonu tüm gün)
“Ev” Bölümü Filmleri: 7 TL
21:30 – 22:00 Seansları: 13 TL

İkinci kıyak olarak da Festivalin İstanbul’daki son üç gününde İstanbul ile eşzamanlı gösterilecek beş film, İstanbul’daki izleyicilerle aynı anda Anadolu’da 26 şehrin yanı sıra Lefkoşa, Gümrü, Erivan, Kudüs ve Ramallah’daki izleyicilere ulaşacak. Bu şehirlerdeki üniversiteler, dernekler, sanat insiyatifleri ve STK’lar örgütlendi ve kurulan bu yeni sinema ağına destek vererek projeyi şehirlerinde organize etmeye gönüllü oldu.

MUBI, !f ² ile ortaklaşa çalışarak seçilen beş filmi, festivalin son üç günü olan 22-23-24 Şubat’ta, internet üzerinden yüksek görüntü kalitesi ile aynı anda tüm ortak şehirlerde izleyicilere ulaşıyor. Film gösterimlerinden sonra yönetmenlerle yapılacak sohbetler internet üzerinden canlı izlenebilecek ve izleyiciler yönetmene soru gönderebilecek.

!f ² 2013: İstanbul’dan Canlı Filmleri
*Biz Birliğiz: Hacktivistlerin Hikâyesi
*Anlattığımız Hikâyeler
*Benim Çocuğum
*Savaş Cadısı
*Öldürme Eylem

!f İstanbul Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali, 12 yıldır 70.000 kişilik izleyici kitlesiyle kültür sanat hayatına yeni bir soluk getiren, dünyanın her yanından farklı bakışları sinemaseverlerle buluşturan ve düzenlediği partiler, atölyeler ve çeşitli etkinliklerle programını zenginleştiren bir oluşum.
Her yıl İstanbul ‘da, Ankara’da ve İzmir’de Cinemaximum Sinemalarında Şubat ve Mart aylarında izleyicisiyle buluşan festival, filmleri farklı ve güncel temalar altında toplayarak izleyicisine ulaştırıyor.

Hızlı ve Öfkeli 6 Fragman 2

Sinema Sokağı Sanat logo

Barış Kekeç
baris@sinemasokak.com

.

.

Filmin Özeti

6

Hızlı ve Öfkeli: Rio Soygunu’nun dünya çapındaki gişe başarısının üstüne inşa edilen, aksiyonu, akrobasiyi ve hikayeyi daha da yükseklere çıkaran ‘Hızlı ve Öfkeli 6’ filmiyle yönetmen Justin Lin dördüncü kez kamera arkasına geçiyor. Kendisine, yapımcı Clayton Towsend’in  seriye yeniden katılmasını memnuniyetle karşılayan tecrübeli yapımcılar Neal H. Moritz ve Van Diesel da destek veriyor.

Dom (Vin Diesel) ve Brian’nın (Paul Walker) Rio’da yaptıkları hırsızlıkla devirdikleri Kingpin Krallığından sonra kendilerine 100 milyon dolar kalmıştır. Bu soygundan sonra kahramanlarımız dünyaya dağılmıştır. Ancak eve dönemiyor olmaları ve sonsuza dek kaçak yaşamaları, hayatlarını yarım bırakmaktadır.

Kendi şarkısından sıkıldı

Şenay Tanrıvermiş

Barış Kekeç
ana logo

 baris@sinemasokak.com

 

psy-gangnam-style

.

Youtube tarihinin en çok izlenen klibinin sahibi Güney Koreli şarkıcı PSY, kendisini fenomene dönüştüren ‘Gangnam Style’ şarkısından sıkıldığını söyledi.

PSY, Singapur’da düzenlenen basın toplantısında bunları söyledi :

Bazen gerçekten de sıkıldığım oluyor, çünkü klipteki dansı öğretmem için çok fazla istek alıyorum. Ama bu şarkı burada basın toplantısı düzenlememi sağlıyor, o nedenle şarkıyı söylemeye devam edeceğim, benim işim bu” dedi.. PSY daha sonra Singapur’da verdiği konserde binlerce hayranını kendisini üne kavuşturan şarkı ve dansıyla coşturdu.

Doğrusunu söylemek gerekirse bizde bıktık….

.

.

.

Alacakaranlık Efsanesi Şafak Vakti Bölüm 2 Fragman

.

.

Özet & detaylar

Bella and Edward’ın kızı olan Renesmee’nin doğumundan sonra Cullen’ler diğer vampir klanlarını da bir araya getirmek için harekete geçerler. Zira Renesmee’yi Volturi’ye karşı en küçük bir iddia ve yalan ithamlardan korumaları gerekir. Ama bu sandıkları kadar kolay olmayacaktır…
Bir efsanenin daha sonu geliyor… 2008 yılında başlayan aşk ve tutku hikayesi üçüncü bölümün son filmi ile nihayete eriyor. Stephenie Meyer‘ın milyonlarca satan Alacakaranlık roman serisinden Melissa Rosenberg tarafından senaryolaştırılan Twilight Saga/Alacakaranlık Efsanesi’nin son filmi yönetmen koltuğunda ilk bölümü de çeken Bill Condon otururken, Kristen Stewart, Robert Pattinson ve Taylor Lautner üçlüsünü başrollerde son kez beraber seyredeceğiz.

.

Barış Kekeç 

Tophane’den Çin’e yolculuk

Uğur Yılmazer

Uğur Yılmazer
ana logo

  ugurylmzr@gmail.com

 

                 “DUNHUANG’IN RENKLERİ: İpek Yoluna Açılan Büyülü Kapı”

Çin’in Dünya Kültür Mirasları listesindeki Dunhuang Mağaraları Sanatı Avrupada ilk defa sergilenecek.Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, China Arts & Entertainment Group ve Dunhuang Akademisi tarafından düzenlenen sergi , 1987 yılında UNESCO tarafından, Dünya Kültür Mirası listesine dahil edilerek, koruma altına alınmış olan Dunhuang mağaraları (Mogao Taş Mağaraları) sanat eserlerini anlatmayı amaçlıyor. Burada yer alan resim ve heykeller MSGSÜ Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi’nde yeniden canlandırılacak. Bunun yanı sıra drama, dans ve akademik konferans gibi etkinlikler düzenlenecek.

Sergi, 15 Kasım 2012- 7 Ocak 2013 tarihleri arasında ziyarete açık olacaktır.

Kısaca Dunhuang;
Dunhuang , Gansu eyaletinin tarihi açıdan önemli bir şehridir. İmparator Han Hanedanı imparatoru Wu tarafından MÖ. 111 yılında kurulan ve kültür merkezi olan bu şehir, ayrıca ticaret yolu üzerinde yer almaktaydı. Yüzyıllar boyu rahipler topladıkları heykelleri Dunhuang’a getirmiş, yolu buradan geçen bir çok gezgin arkalarında duvar resimleri bırakmıştır.

Burada ki mağaraları Mogao Mağaraları adı altında toplayabiliriz. 366 yılında başlayan Mogao Mağaraları’nın sayısı, sonraki genişletilmelerle sürekli artıyordu. 7. yüzyılda hüküm süren Tang hanedanı döneminde ise Mogao’da Buda heykellerinin bulunduğu binden fazla mağara vardı. Bu nedenle Mogao Mağaraları, “Bin Buda Mağarası” da olarak adlandırılır.

Dunhuang Mogao Mağaraları’nın korunma çalışmalarına Çin hükümeti tarafından büyük önem veriliyor. Dünyanın dört yanından Mogao Mağaraları’nı ziyaret eden turistlerin sayısı giderek artıyor. Tarihi eserleri korumak için Çin hükümeti, Mogao Mağaraları’nın karşısındaki Sanwei Dağı eteğinde Dunhuang Sanat Eserleri Sergi Merkezi’ni kurdu. Burada ziyaretçiler için taklit mağaralar oluşturuldu.
Bazı mağaralar kapalı durumda. Duvar resimlerinin bu kültür mirası zarar görüleceği düşünülüyor. Bu bağlamda orjinallerine uygun sanal sergiler düzenleniyor. (Hong kong şehir üniversitesi etkileşimli görüntüleme ve şekillendirme uygulama araştırma ofisi, Dunhuang araştırma enstitüsü ve Hong kong dostları organizasyonu tarafından oluşturulan Hong kong Dunhuang dostları’nın yönetim kurulu başkanı Gabriel Yu tarafından desteklenen ‘’Saf Dünya: Dunhuang Mogao Mağaraları’na girelim sergisi burada açılmıştır. Burada gelişmiş sanal görüntüleme tekniklerini kullanarak, dijital görüntü ve ses efekleriyle üç boyutlu ortamda sergilendi.)
Bu mağaralar Budizm kitaplarının sakladığı mağara keşfedildiği dönemler yağmalanmıştır. İngiltere, Fransa, Rusya, Hindistan, Almanya, Danimarka, İsveç, Kore Cumhuriyeti, Finlandiya ve ABD’de Mogao tarihi eserleri bulunuyor. Bu ülkelerdeki eserlerin sayısı, tümünün üçte ikisini oluşturuyor.

Sergi 5 ana bölüm olarak düzenlenmesi düşünülüyor.

Bölüm I: Mekansal olarak Dunhuang

Dunhuang İpek yolu üzerinde 40 derece kuzey enlemiyle 92 derece doğu boylamında Çin ve Batı kültürlerinin kesiştiği stratejik bir noktadadır. İmparator Han Hanedanı imparatoru Wu tarafından MÖ. 111 yılında kurulan Dunhuang, çok kültürlü bir şehir olarak her zaman önemini korumuştur. Dunhuang mağaraları bölgede; Mogao mağaraları, Batı Bin Buda mağaraları, Yulin mağaraları, Doğu Bin Buda mağaraları ve Subei şehrindeki 812 mağaradan oluşan tüm mağaraları kapsar.

Bölüm II: 1000 Yıl Boyunca Dunhuang

Bu kısım farklı dönemlere ait sanat yapıtlarını sunarak Dunhuang’ın tarihsel değişim ve gelişimini anlatır. Dunhuang mağaraları sadece Çin kültürünü yansıtan bir sanat eseri değil; Yunan, Roma, Budist, Hinduist, Gandhara sanatları ve Orta Asya üslupları gibi Doğu ve Batı kültürlerinin birarada eridiği bir potadır. Sergi, Çinlilerle diğer halklar arasındaki toplumsal, politik, ekonomik, kültürel, bilimsel, teknolojik etkileşimleri göstermek açısından önem taşımaktadır.

Bölüm III: Buda’nın Nirvanası ve Tang Hanedanının Rüyası

Bu bölümde Orta-Tang hanedanlığına ait büyük Nirvana’ya Ulaşan Buda (Mogao mağaraları, 158 nolu mağara, batı duvarı) tasvir edilmektedir.

Bölüm IV: Harikulade Ustalık ve Özgün Görünüm

Bu bölümde farklı tarihsel dönemlere ait ve farklı üsluplara sahip dört Dunhuang mağarası canlandırılmaktadır.

Bölüm V: Etkileşimler

Bu bölümde, seyirciye Dunhuang sanatını daha iyi anlayabilmesi için eğitim kitapçıkları, sanat bulmacaları, fotografik görsel malzemeler, videolar, multimedia gösterileri gibi interaktif olanaklar sunulacaktır.

2012 Türkiye’de Çin yılı kapsamında Mimar Sinan Güzel Sanatlar üniversitesi çeşitli etkinlikler düzenlenecek.

Buradan etkinlik takvimine ulaşabilirsiniz. http://194.27.33.3/Tophane/content.aspx?id=300

Skyfall

Sam Mendes’in yönetmiş olduğu james bond serisinin 23. filmi Skyfall nefes kesen macerası bu sefer Türkiye, Çin ve İngiltere ekseninde geçiyor. Türkiye çekimleri İstanbul, Adana ve Fethiye’de gerçekleştirildi.

Oyuncu kadrosu Daniel Craig, Judi Dench, Javier Bardem, Ralph Fiennes, Naomie Harris, Bérénice Marlohe, Ben Whishaw, Albert Finney gibi isimlerden oluşuyor.

Yaratıcısı Ian Fleming, kitapları için eğlenceden daha fazla bir amacı ve içeriği olmadığını söylese de James Bond filmleri her zaman çok fazla ilgi çekmiş ve tartışılmıştır. Casusluğu, ajanlık yaptığı ülke ile düşmanlar arası siyaseti, özgür dünyayla Sovyetler Birliği ayrımı, ideolojik olarak Bond’un ulusal kimliğinin yüceltilmesi (Anglosakson ırkın tartışılmaz üstünlüğüne yapılan vurgu), lüks ve refah kodlarının parlatılması, mutlaka ele geçirilen kadın imgesi, şiddetin meşrulaştırılması ve erkek cinselliğinin aşırılığı her zaman farklı türde eleştirilere ve iltifatlara neden olmuştur. Filmin başarısı da zaten bu denli zengin öğeyi içinde barındırmasından kaynaklanır. Hem izleyiciye görsel şölenler sunar, hem de takibi keyifli bir casusluk hikayesi! Asla izleyicinin sıkılmasına izin vermez, zaman tanımaz ve neşeli müziğiyle filmden koparmaz. Her ne kadar sanatsal olarak bir değer taşımadığı söylense de Bond filmleri sinema sanatının sunduğu en özel eğlencelerden biridir.
.
Dağlara tırmanmak, uçurumlardan ve nefes kesen manzaralardan kaymak, huzur bulmak için golf oynamak ve güzel kızları fethetmek gibi gayet heyecanlı, riskli, pahalı, şatafatlı ve çoğunlukla hızlı zevkleri olan Bond’u izlemek kime zevk vermez ki? Yukarıda sayılan ideolojik ve sosyolojik mesajların çelişkili, yalan ya da yanlış yönlendirmelerle dolu olması kimin umurunda olabilir ki? Dünya sinema tarihin en uzun soluklu serisi üçüncü kez Daniel Craig’in karizmatik enerjisiyle can buluyor ve Bond 50’nci yılını adrenalin dolu maceralarla kutluyor ve kutlatıyor. Tüm dünya da büyük gişe hasılatlarıyla serinin en iyisi olduğu iddiası giderek güçlenirken ülkemizde İstanbul sahneleri ile ilgili yorumlar da filmden bağımsız büyüdükçe büyüyor.

.

 

Hasankeyf -Hısn Keyba-Hısn Keyfa -Sab’at aghval-Hısn Logub

Uğur  Yılmazer


Tozlu raflar arasından Hasankeyf dosyasını sık sık çıkartmakta fayda var. Geçtiğimiz günlerde Eylül ayı Sınır tanımaz heykeltraşlar platformunun düzenlediği “Uluslararası Tarihi Hasankeyf Taş Heykel Sempozyumu” ile gündeme gelmişti. Bu etkinlik her yıl aynı tarihlerde 1- 30 Eylül arası geleneksel olarak tekrarlanacak. Dokuz ülkeden 12 heykeltraş boyları 2-3 metreyi bulan heykeller yaptılar. Bu heykellerin çoğunu da Ilısu baraj gölü suların altına terk ettiler. Hasankeyf’in dünyanın ortak mirası olduğunu belirtmek istediler.

Çünkü kısmını şöyle özetleyebiliriz; Batman’a bağlı tarihi bir ilçe olan Hasankeyf ayrıca Mezopotamya bölgesinde bulunmaktadır. Birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Hz.Ömer (ra) devrinde islam toprakları arasına katılmış. Daha sonra Emeviler, Bizans imparatorluğu, Sasaniler, Abbasiler, Hamdaniler, Mervaniler, Artuklular, Eyyübiler, Akkoyunlar ve Osmanlılar gibi birçok topluluğun kaynaştığı merkez olmuştur. Cami, Kilise, saray ve şehir kalıntılarıyla günümüze ulaşmıştır. Artuklu dönemi 1101-1232 yılları arası hakimiyet sağladığı dönemde imar faliyetleri başlamıştır. Ortaçağın en büyük köprüsü Dicle köprüsü, Hasankeyf kalesi, Büyük saray Artuklu dönemine aittir. 1232-1260 yılları arasında Eyyübiler ise kaledeki Ulu camii, El-Rızk camii, Sultan Süleyman camii, Koç camii, Kızlar camii, Küçük camii, İmam Abdullah Zaviyesi, Küçük saray gibi eserler bırakır. Akkoyunlular Zeynel bey türbesi ile de bu kültürel miras bize emanet edilir.


Gelin görün ki bu bölge haçlı seferlerine, Moğol istilalarına karşı korunmuş. Biz bu mirası koruyamamış ; 1967 yılında burada iskan izni vererek Hasankeyf’i hırpalamaya başlamışız. Halk doğal olarak evlerini, bağlarını, bahçelerini çevredeki harabelerden faydalanarak yapmıştır. 1978 tarihinde ise sit bölgesi ilan edilmiş fakat definecilerin yağmalarından kurtulamamıştır.

Prof. Dr. Zeynep Ahunbay’ın Dünya Kültür Mirası Ölçütleri Açısından Hasankeyf ve Kurtarılma Olasılıkları başlıklı eski makalesinden bu konuyu daha da derinleştirebiliriz; UNESCO’nun 1721 Kasım 1972’de Paris’te toplanan Genel Konferansında Dünya Kültürel ve Doğal Mirasını Korumayla ilgili bir metin hazırlanmıştır. Türkiye bu anlaşmayı 1983 yılında onaylayarak sisteme katılmıştır.
Şu anda ülkemizden dokuz anıt ve sit Dünya Mirası Listesinde bulunmaktadır. Bunlardan Göreme ile Pamukkale doğal ve kültürel sit ; Truva, Hattuşaş, Nemrut dağı , KsantosLetoon, İstanbul , Divriği Ulu camii ve Turhan Melik Darüşşifası, Safranbolu kültürel sit olarak listede yer almaktadır.
Dünya Mirası değeri taşıyan doğal varlıkların, anıt ve sitlerin seçimi ve korunması ile ilgili kural ve koşulları düzenleyen tüzük Dünya mirası Listesi Sözleşmesi olarak anılmaktadır. Dünya Mirası Listesine yeni önerilerin yapılabilmesi için gerekli dosyalar Kültür Bakanlığı tarafından UNESCO’ya iletilmektedir. Kültür bakanlığı himayesinde 1. Derecede arkeolojik ve kentsel sit alanı olan Hasankeyf uluslararası düzeyde tanınmasının gerektiğine, doğal tarihi, mimari, özellikleriyle, sonsuza dek yaşatılması bütün insanlığın yararına olduğuna inanıyoruz.
Hasankeyf’in baraj tehdidi altında olması Kültür bakanlığının bu girişimi başlatması için belki bir engel gibi görülebilir. Ancak Kültür Bakanlığı’nın yasa gereği kanatları altında olan anıt ve sitleri gerçekten koruma görevini eyleme geçirmesi, Hasankeyf gibi özel bir ivedilikle Dünya Mirası listesine aday olarak önermesi, şimdiye dek ihmal edilmiş olan bir görevi yerine getirmek olacaktır.
Hasankeyf’in Dünya Mirası siti olmayı hangi gerekçelerle hakettiğini açıklamak, belki onun yaşam hakkını elinden almak isteyenlerin gözlerini açacak, vicdanlarını biraz rahatsız ederek, kurtarma çareleri aramayı kabul etmeleri yönünde ikna edecektir.
Dünya kültürel mirası Listesine alınmak üzere önerilen kültür varlıklarında aranan özelliklerden en az ikisine sahip olması koşulu aranmaktadır.
1.maddesine göre kültürel miras anıtlar, yapı grupları ve sitlerden oluşmaktadır. İnsanın yaratıcı dehasının üst düzeyde bir temsilcisi olması Hasankeyf bünyesinde bulunan Zeynel Bey Türbesi, Süleyman Camii, Köprü ve Kale gibi başyapıt niteliğindeki anıtlarla seçkinleşen bir sittir. Tek tek ele alındığında özellikle kale kapıları ve köprü gibi anıtlar dönemlerinin üstün tasarımları, eşsiz yapıtlarıdır. Nitekim köprü 40m’lik ana açıklığıyla geleneksel yöntemlerle aşılamayan bir strüktür uygulaması olmuştur.
2.Dünyanın bir kültür bölgesinde veya bir dönemde mimarlık veya teknoloji, anıtsal sanatlar, kent planlama veya peyzaj tasarım alanlarında önemli gelişmelere, insani değer alışverişlerine tanıklık etmesi.
Mezopotamya gibi eski dünyanın, insanlık tarihinin beşiği olan bir bölgede bulunan Hasankeyf, Roma çağından Büyük Selçuklulara kadar değişik kültürlerin etkisinde yaşadığı bir yerleşmedir. Artuklu , Eyyübi ve Akkayonlu dönemlerinin bölgesel etkileri yansıtan mimari mirası, burada farklı kültürlerin karşılığını ve bir kaynaşma potası oluştuğunu göstermektedir. Doğudan buraya gelen sanatkarlar, örneğin İran’dan gelen Zeynel bey Türbesi mimarı, bir taş diyarı Hasankeyf’e sırlı tuğla mimari geleneğinin o sırada geçerli olan biçimini getirmiş, Timur’un başkenti Semerkant’ta benzerleri yapılan bir mimarlık ürünü sunmuştur. Böylece 15.yüzyılda Semerkant’tan İstanbul ‘a kadar uzanan coğrafyada, ortak beğeniler oluşmuş seçkin usta ve sanatkarlar çalışmıştır. Bu ilişkileri kurmak ve anlamak uygarlık tarihi açısından büyük önem taşımaktadır. Ayrıca benzer duyarlılıklar insanları birbirine yaklaştırmakta, geçmişte olduğu gibi bugün de insanlar bu eserler karşısında heyecan duymaktadır.
3.Yaşayan veya yok olan kültür geleneğinin veya uygarlığının ünik veya olağan üstü, ender rastlanan bir temsilcisi olması.
Hasankeyf artık yaşamayan birkaç kültürün izlerini taşıyan ve üzeri yakın çağ kentleşmesiyle zedelenmiş ünik bir ortaçağ kentidir. Coğrafi yeri nedeniyle Suriye ve İran mimarilerinin etkilerine açık olmuştur. Roma ve öncesi kültürlere ait izler henüz tam araştırılmadığından alanın zengin bulgular vermesi umut edilmektedir.
4. Bir yapı tipinin seçkin örneği, ya da insanlık tarihinin önemli bir aşamasını veya aşamalarını gösteren bir mimari ve teknolojik bütünün veya peyzajın örneği olması.
Hasankeyf Anadolu Türk Mimarlığı açısından ilginç yapılar barındırmaktadır. Kızlar camii olarak adlandırılan yapı , benzeri henüz bilinmeyen ilginç bir anıt mezar tipolojisine sahiptir. Zeynel Bey Türbesi, silindirik gövdesi, sırlı tuğla kaplı beden duvarları ve çift cidarlı kubbesiyle, Orta Asya , İran etkileri taşımaktadır. Ayrıca bilinen tek kayalara oyulmuş cami Hasankeyftedir.
5.Geri dönülmez bir değişim karşısında hassaslaşmış olan bir kültürün veya kültürlerin temsilcisi olan , geleneksel insan yerleşimi veya arazi kullanımının seçkin bir örneği olması.
Hepsi tam ayrıştırılarak saptanamamış kültür katmanlarından en belirgin olanlar Roma, Bizans, Artuklu, Eyyübi ve Akkoyunlu dönemleridir.
Bu madde altına güncel olarak şunu ekleyebiliriz Hasankeyf’teki arkeolojik kazının başkanlığını yürüten Batman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdusselam Uluçam , kazılarda Hasankeyf’in 12 bin yıl öncesinin tarihine ulaşıldığı ancak bu yıl yapılan kazının en önemli sonucunun 12.yüzyılda Artuklu döneminde kullanılmış arıtma sistemi olduğu söylendi. Bu döneme ait bir kanalizasyon sistemi ortaya çıkarıldığını ve atıkların üçlü arıtma sistemi ile Dicle Nehrine ulaştığı belirtildi.
6.Uluslararası önem taşıyan sanatsal veya edebi eserler, inançlar, yaşayan gelenekler ve olaylarla doğrudan veya dolaylı olarak ilgili olmak.
Komite bu ölçütü özel durumlarda ve diğer kültürel ve doğal ölçütlerle birlikte değerlendirerek listeye alınma için kullanabileceğini belirtmiştir.
Hasankeyf’in çeşitli efsanelerle ilişkileri bulunmaktadır. Bütün insanlığın veya büyük dinlerin inançlarında bulunan Eshab-ı Keyf’in yedi uyurlar mağaralarının burada olduğu söylencesi vardır.

Hasankeyf ‘in bulunan tarihi eserleri taşımak, benzerlerini yapmak mümkün fakat bu eserler kendilerini ifadeden yoksun olacaklar. Bulundukları yer ile var oldular. Geçirdiği dönemlerden anılarıyla, taşıyla toprağıyla, tarihi kültürel mirası, faunasıyla şimdiki gibi hissetirmeycek.
Üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizde GAP projesi dahilinde yaklaşık 40 yıl ömrü olucak Ilısı Barajı ile 12 bin yıllık medeniyetlerin mirasını sular altına mı terkedeceğiz …

Uğur YILMAZER