.

Prometheus, kimilerine göre Ridley Scott’un en iyi, kimilerine göre sıradan işlerinden biri olarak kabul edilse de genel olarak usta yönetmenin filmografisi öylesine köşetaşı olmuş yapıtlarla dolu ki karar vermek gerçekten zor. Alien, Blade Runner, Gladyatör, Thelma ve Louise, Cennetin Krallığı gibi sinema dünyasında üzerine kitap üzerine kitap yazılan bir yönetmenin işlerinin üzerinde kafa patlatmak ya cahil cesareti gerektiriyor ya da gerçekten derin bir birikim

Scott ‘Biz kimiz, neden ölüyoruz, neden doğuyoruz, ölümden sonra neler oluyor, nerdeyiz, nereye gidiyoruz, nereden ve neden geldik?’ gibi cevaplaması hayli zor sorular sorarken tempoyu hiç düşürmemeyi elbette yine başarıyor. Seyircinin bu ağır sorularla filmden kopmasına bir an bile izin vermiyor. Scott ‘maymundan gelmedik, uzaylı adamlardan geldik, ama uzaylılar nerden ve kimden geldi tam bilemiyorum’ gibi kopuk ve boşluklarla dolu bir senaryoyla cevaplayamadığı soruları yeni sorularla aşmaya çalışıyor.

Aslında mitolojiye göre Prometheus ateşi çalan ve insanlarla paylaşan bir Tanrı’dır. İnsan yaşamının iktidarının Tanrı’nın değil insanın elinde olması gerektiğini savunur. İnsanların gelişip evrildikçe kendinde çözüm arayan yetkin bireyler olduğu fikrine getirir insanoğlunu. Ancak Scott’un Prometheus’u oldukça dindar ve hatta kapitalist dense yerinde bir sistem içinde hayal kırıklığı yaratmıyor değil. Zira Prometheus varlıklı insanın, büyük bir şirketin aracı olarak karşımızda. Yani kapitalizmin açıklık, sapkınlık ve vicdansızlıklarını eleştiren bir anlatı umarken, dilinden zenginlik övgüsü imaları düşmeyen ve boynundan haç kolyesini çıkarmayan dindar bir filmle şaşırtıyor Scott. Ama yine de usta yönetmen felsefesini aksiyonla öylesine şık ve yerinde sahnelerle filmin genel çatısına dağıtmış ki, izlerken filmden kaçışı imkansız kılıyor. Görsel şölen niteliği taşıyan dengeli, tempolu, ihtişamlı atmosferi, müthiş ses, müzik ve efektleri, yaratıcı dizayn ve mimarisi ile bilim kurgu izleyicisine keyifli bir tatmin sunuyor.

Beğenilir ya da beğenilmez ancak unutulmaz sahnelerle hafızanıza kazılacağını garanti ediyor kısacası. Özellikle kadın izleyiciler için öyle bir hamilelik süreci var ki, hamileler için sakıncalıdır ibaresi konsa yeridir. Bir adım ileri giderek kesinlikle bebek bekleyenler ‘Prometheus’tan uzak dursunlar!’ demek cesareti ve sorumluluğu hissetmekteyim. 2093 yılında geçen filmde sezaryen henüz yasaklanmamış Allah’tan! Çünkü aksi takdirde Elizabeth Shaw’un nur topu gibi bir yaratığı olacak ve devlet baba sahip çıksa da çıkmasa da yaratık tüm insanlığa sahip çıkacaktı. Her hamile kadının içindeki canlının sağlıklı olup olmadığı ve kendi kontrolü dışında gelişen bu durumun nasıl ilerleyeceğii ile bin türlü sessiz ve çok korkulu rüyası vardır.

Scott bu bilinçaltı korkularını öylesine kabusa çeviriyor ki kürtaj bittiğinde izleyici de içindeki her türlü kötülüğe gebe yaratıktan kurtulmanın rahatlığına kavuşuyor. Hiçbir fikir ve felsefesini beğenmeyen eleştirmenler için dahi, kürtaj sahnesiyle sinema tarihinin en çarpıcı ve unutulmaz sahnelerinden birini çektiği için 75 yaşındaki usta yönetmen fazlasıyla takdiri hak ediyor. Çünkü Ridley Scott’un sinema sanatına yakışan dahiyane kamerası ve herkese uymasa da her zaman yaratıcı ve çığır açan fikirleri bitmek bilmiyor.

.

Şenay Tanrıvermiş 

 

 

Reklamlar