Şenay Tanrıvermişana logo
senayt@windowslive.com

 

Sermiyan Midyat’ın yazıp yönettiği film her haliyle Vizontele’yi çağrıştırıyor. İşleyişi, müzik seçimi ve kullanımı, çorak ve sarı toprakların fon olduğu coğrafya, dahası oyuncu kadrosu bile neredeyse aynı olunca ister istemez Vizontele anımsanıyor film boyunca. Aslında son derece ilgi çekici, farklı ve gerçekliği olan bir öyküsü var Midyat’ın. Üstelik kendisinin de rol aldığı senaryo son derece sıcak, samimi ve doğal espri anlayışıyla seyirciyi hemen kucaklayacak kadar zengin ve üretken bir dille yazılmış. Ancak memlekette Demet Akbağ’dan başka belediye başkanı karısını oynayacak oyuncu yok mu gerçekten? Konu güneydoğu da geçiyorsa ve belediye başkanı diye bir karakter varsa, karısını da Demet Akbağ oynamalıdır diye bir gizli kaide mi var? Belki de BKM yapımı filmler de başka türlüsünün düşünülmesi çoktan yasaklandı da bizim haberimiz yok! Vizontele gibi büyük gişe yapan bir film karakterini bambaşka yeni bir yapımda benzer bir rolle tekrar seyirciye sunarsanız hemen Siti Ana ve Xate Ana birbirine karışıyor.

hukumetkadinafis-21

Ancak Vizontele’nin içeriğinde hiç yeri olmayan çok önemli ve değerli bir konuya parmak basıldığını belirtmekte ve Midyat’ın hakkını teslim etmekte elbette boynumuzun borcu olmalıdır. Erkek egemen topraklarda eğitimsiz ancak iyi yürekli bir kadının hizmet etme mücadelesi esaslı ve etkileyici sahnelerle veriliyor. Çocuklarının arasında olası bir husumet oluşmasın ve kocasının hayali gerçekleşsin diye başkanlık koltuğuna oturuyor. Okuma yazma bilmeyen Xate Ana 14 yaşında evlendirilmiş bölge kadınlarından herhangi biri olarak, tüm kızların okumasını, zorla ve erken evlendirilmemesini açıktan tekrar tekrar söylüyor. Finali başlık parası karşılığı evlendirilmek istenen genç kızlarla yapması bölge gerçeğini eğlenceli ve umut vererek tamamlamasını sağlıyor. Mardin’de geçen filmde farklı din, dil, ırktan toplulukların her birinin diğerine ‘öteki’ olmadan yaşayabilmesinin verimliliği ve zenginliğine dikkat çekiliyor. İlk önce Ercan Kesal’ın ağzından ‘öteki’ olmadan var olmanın imkansızlığı, değersizliği ve kısırlığı güzelce öğretiliyor. Ortalarda bir yerde torununun ağzından aynı sözlerle mesaj tekrarlanıyor. Aslında bu kadar çok tekrar fazla gelse dahi cümlelerin çok didaktik bir ton içermemesi sayesinde vaziyet az çok kurtarılıyor.

Darbelerin insanlar üzerindeki olumsuz ve yıkıcı etkisinden, Ankara’nın ilgisizliği ve ulaşılmazlığından, bölge coğrafyasının zorlayıcı ve hapsedici yapısından kesitler verilirken olaylara kadın kahramanın gözünden bakılması renkli ve farklı bir tat yakalanmasını sağlıyor. Türkçe Kürtçe karışımı bir dil kullanılan öyküde kadınlar ekseninden ezilmişliğin, çaresizliğin ve eğitimsizliğin acısı eğlenceli bir anlatımla zenginleştiriliyor. Aslında politik hicvi ve ironisi eski Yeşilçam filmlerini anımsatsa da sağlam bir dramatik yapı oluşturulamadığından boşluklar doldurulamıyor. Midyat’ın canlandırdığı karakter ise Şener Şen’in eski filmlerindeki kötü adam tiplemelerine çağrışımlar yapıyor. Vizontele ve güçlü bir Yeşilçam etkisiyle ortaya karışık ancak eğlenceli bir film çıkartılıyor.

Yine de Midyat’ın kadın kahraman gözünden ve üstelik ağlatmayarak anlatmayı denediği ‘Hükümet Kadın’ iyi niyetli ve samimi bir yapım olarak izlenmeyi hak ediyor.

Reklamlar